COP30: Gel de kötümser olma
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

COP30: Gel de kötümser olma

13.11.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Küresel ısınma üzerine “Taraflar Konferansı” (COP30) Brezilya’da toplandı. Otuz yıl sonra, küresel ısınmanın artık güncel bir tehlike olduğu kesinleşti. Isınma çoktan yarattığı belirsizliklerle bir krize dönüştü. İngiltere’de Meteoroloji Ofisi’nin, gelecek hafta (kasım ortasında!) sıcaklıkların 35 dereceye kadar çıkabileceğine (?!) ilişkin uyarısı başka nasıl yorumlanabilir?

ARTIK TEORİK BİR SAV DEĞİL

2025 yılı kapanırken kapitalist uygarlığın en büyük başarısızlıklarından birine tanık oluyoruz. Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre 2023, 2024 ve 2025 kayıtlı tarihin en sıcak yılları oldu. İklim krizini engellemek için kritik eşik olan 1.5°C aşıldı. Dünya, geri dönüşü çok zor bir sınırı geçti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in COP30’un açılışında söylediği gibi, karşımızda “ahlaki bir başarısızlık ve ölümcül bir ihmal” var.

İklim krizi artık soyut, teorik bir sav değil. 2024’te 450 milyar ton buzul eridi. Kuraklık, sel, orman yangınları normalleşti. Kenya’daki Kasigau karbon projesi gibi yıllarca örnek gösterilen ekolojik girişimler bile çöktü; karbon piyasalarının sahte vaatleri, “Piyasalar çözer” fantezileri iflas etti. Yüz milyonlarca insanın geçim kaynağı kurudu. Küresel güney ülkelerine, COP29’da söz verilen 1.3 trilyon dolarlık iklim finansmanı gerçekleşmedi. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Trump ABD ekonomisini karbondan arındırmazsa çöküş kaçınılmaz” diyor. Yani çöküş kaçınılmaz!

Diğer taraftan kimi bilim insanları, sıcaklık 1.5°C’yi geçse bile yüzyıl sonuna dek yeniden bu seviyenin altına inilebileceğini söylüyorlar. Bunun için hem “teknolojik devrimi” hem de siyasi iradeyi hızlandırmak gerekiyormuş.

Bu noktada, ABD değil, Çin umut verici bir örnek. Son on yılda yaptığı yatırımlarla güneş paneli, pil ve elektrikli araç maliyetlerini yarı yarıya düşürdü. Artık birçok ülkede güneş enerjisi kömürden ucuz. Çin, Paris Anlaşması’nı fiilen ayakta tutan ana güç haline geldi.

Batı’daki siyasi gerilemeye rağmen, bu teknolojik dönüşüm yeni bir enerji düzeni yaratıyor. Ama aynı zamanda, küresel eşitsizlikleri de büyütebilecek bir rekabet dönemine işaret ediyor. Temiz enerjiye geçiş sürecinin başarılı olabilmesi için yalnızca karbon salımı değil, sosyal adaleti de gözetmesi gerekiyor.

UMUT ARAYIŞLARI

COP30’un ev sahibi Lula da Silva, “Artık bilimin uyarılarını ciddiye almanın zamanı” derken yerli halkların doğayla uyumlu yaşam biçimlerinden ilham alınmasını önerdi. Brezilya’nın açıkladığı Tropical Forest Forever girişimi, 25 milyar dolarlık yatırım hedefiyle ormanları korumayı amaçlıyor. Yenilenebilir enerji yatırımları küresel ölçekte rekor kırıyor. Bilimsel çözümler çoğalıyor, toplumsal farkındalık artıyor.

Bu girişimler, barış politikalarının da parçası. Çünkü iklim krizi, savaşları, göçleri tetikliyor. Bu sırada, kapitalizmin krizi de önlem alınmasını zorlaştırıyor: Trump’ın “Yeşil gündem ölmüştür” çıkışı, Avrupa’da faşist hareketlerin güçlenmesiyle yoğunlaşan küresel ısınma inkârcılığı, kapitalist uygarlığın dayanıklılığını test ediyor. Guterres’in dediği gibi, “Her bir sıcak yıl, eşitsizlikleri derinleştiriyor ve geri dönülmez hasarlar bırakıyor”.

Dünya, iklim felaketinin ve jeopolitik felaketlerin kıyısında. Felaketleri önlemek veya etkilerini azaltmak, bilimin ilerleyiş hızına, dayanışmanın, diplomasinin güçlenmesine bağlı. Ancak ilkim krizine karşı işbirliği giderek zorlaşıyor. Çünkü küresel jeopolitik de özellikle ABD’nin hegemonya restorasyonu çabaları birbiri ardına iflas ettikçe, kurulu düzeni sarsıldıkça şekillenen tepkilerle “ısınıyor”. Trump’ın popülaritesi yerlerde sürünürken, Steve Bannon, “seçimleri kaybedersek hepimizi hapse atarlar” derken, Trump Venezüella, Meksika ve Nijerya’ya askeri müdahaleden, nükleer silah testlerine başlamaktan söz ediyor. Rusya’nın Venezüella’ya hipersonik füze gönderme çıkışı, ”küçük” savaşlarla “büyük savaş” arasındaki eşiğin hızla yaklaşmakta olduğunu düşündürüyor.

Bu karanlık durumun ontolojik merkezinde, kapitalizmin “kar makinesi” var. Onu söküp atmadan, ekonomikartığı tekelci kapitalist plütokrasinin değil tüm insanlığın acil gereksinimleri, gezegenin ekolojik dengesinin restorasyonu için kullanmak mümkün olmayacak.

İlgili Konular: #Dünya #meteoroloji

Yazarın Son Yazıları

Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026