Ah! Yine o ‘hayalet’
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Ah! Yine o ‘hayalet’

18.02.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yine kapitalizmin sözcüleri her yerde o hayaleti görmeye başladılar. Korkuyorlar ama onu, kendileri çağırdılar.

Üstelik bu sefer de ‘cool’
Geçen yıl temmuz ayında Trump’ın İngiltere’ye gelme olasılığına karşı toplumda bir itiraz dalgasının yükseldiği günlerde, ITV kanalı “Good Morning Britain” programında konuyu masaya yatırdı. Programın, maço halleriyle kadınlara illallah dedirtmiş sunucusu Pierse Morgan, aklınca solun tutumunu teşhir etmek için, pek de fazla düşünmeden, belki de nasıl olsa genç kız, üstelik de siyah, ben ezer geçerim inancıyla Ash Sharkar’ı misafir etti. Tartışma, Morgan’ın Ash’in ne kadar solcu olduğunu teşhir ederek Trump’ın İngiltere’ye gelmesine karşı çıkanların düşüncelerini değersizleştirme çabalarıyla başladı. Ash, Trump’ın gelişine neden karşı olduğunu anlatırken Morgan yine sözünü “siz solcular” diyerek kesmeye kalkınca, Ash öne doğru eğilip adamın yüzüne bakarak, aşağılayıcı bir tebessümle, “Aptallığın lüzumu yok, tabii ki ben bir komünistim” deyiverdi. Morgan’ın ezberi bozuldu, ne diyeceğini bilemedi; programın ortak sunucusu kadın bile gülmeye başladı.
Bu olay burada kalabilirdi, ama önde gelen kadın / moda dergilerinden Elle, “O gerçekten bir komünist ve gerçekten bizim kahramanımız” başlığını atınca, kapitalizmin savunucuları, “işte yine o hayalet” korkusuyla kaleme sarıldılar.
The Times, bir hafta içinde, başlığında “cool” sözcüğü geçen iki yorum yayımladı: “Komünizm cool değil. Öldürücü bir inançtır” ve “Gençler aldanmayın, komünizm cool değil”. Bu ileri orta yaşlı iki muhafazakâr yazarın, gençlere “bu cool değil” diyerek akıl vermeye kalkmaları “cool” kavramının anlamını biraz olsun bilenleri güldürdü. Bir genç kızın televizyonda gururla, “Ben komünistim” demesinin yol açtığı panik ise düşündürücüydü.

‘Eyvah, yine moda…’
Trump’ın danışmanları geçen eylül ayında adeta “Siyasal durum ve görevlerimiz” türünden bir rapor yayımladılar. Başlığı “Sosyalizmin fırsat maliyeti” olan rapor, konuya “Karl Marx’ın doğumunun 200. yılında sosyalizm Amerikan politikasına geri dönüyor” saptamasıyla giriyor, 72 sayfada 144 kez sosyalizm tehlikesini vurguluyor, Trump’ın seçim kampanyasında kullanılmak üzere yeni bir düşman üretiyordu.
The Economist dergisi de sosyalizmin yeniden moda olmasından kaygı duymaya başlamış. Bu haftaki sayısında, konuyu biri başyazı biri de araştırma olmak üzere iki kez ele alıyor.
The Economist, Amerika’da Temsilciler Meclisi’ne seçilen Alexandria Cortez’in kendini demokratik sosyalist olarak tanımladığına, ABD’de 18-29 yaş arasındakilerin yüzde 51’inin sosyalizme olumu baktığına, 2016 Başkanlık önseçimlerinde Bernie Sanders’in bu kesimden, Trump ve Clinton’dan iki kat daha fazla oy aldığına, Fransa’da genç seçmenin yüzde 24’ünün sol radikal adaylara oy verdiğine dikkat çekiyor.
The Economist’e göre, “sağ politikacılar yeni düşünceler üretemiyorlar” (neoliberalizm iflas etti yeni bir şey yok-EY), “şovenizme ve nostaljiye sığınıyorlar” (siz faşizm olarak okuyabilirsiniz-EY). Buna karşılık, dergiye göre, gençler iklim krizine, gelir dağılımı bozukluklarına, siyasetin zenginleri kayırdığına ilişkin kaygılarında haklıymışlar. Ancak bürokrasi, bütçe, iş çevreleri (kapitalistler-EY) konularında düşünceleri nahif, geleceğe ilişkin bakışları kötümsermiş.
Peki, The Economist ne öneriyor: Piyasa ilişkilerine karışmayın, sosyal hizmetlere ilişkin kamu harcamalarını artırmayın, özel mülkiyeti hedef almayın, devlet eliyle bir yeniden dağıtım politikası izlemeyin, su, elektrik, taşımacılık gibi hizmetlerde özelleştirmeleri geri çevirmeyin. Sosyal harcamaları artırmayın. Piyasaların verimli çalışmasını sağlayın.
The Economist her zaman tartışmaların gerisinde kalır, ama ben bu kadarını beklemiyordum. Hem sağ politikacıları yeni düşünceler üretememekle, nostaljiye sığınmakla suçla hem de çoktan iflas etmiş düşünceleri, bu kez negatiften gelerek, piyasaya sürmeye çalış.
Kapitalizmin sözcülerinin, bu hayaleti kovacak duaları (pardon fantezileri diyecektim) artık işe yaramıyor. Eh o zaman da şovenizme, nostaljiye kapılmaları doğal. The Economist de bu açmazdan çıkamıyor. Düzen çürümeye devam ediyor…

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026