Barış Doster

Seçim sonuçları ve itirazlar neyi gösterdi?

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yerel seçimlerin üzerinden 10 gün geçti. Oy sayımına ilişkin, İstanbul başta olmak üzere, iktidar blokundan yapılan itirazlar sürüyor. Bu durum, 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarının sayısal, siyasal, toplumsal ve tarihsel açıdan daha uzun süre tartışılacağının kanıtı. Sayım sonuçlarına, geçersiz oylara, tutanaklardaki maddi hatalara yapılan ve yasal bir hak olan itirazların görüşülüp karara bağlandığı yetkili kurumlar belli. Ne var ki, sürecin uzaması ve medyada, sosyal medyada yazılıp çizilenler, toplumsal gerilimi artırıyor. Yapılan itirazlarda, Cumhur İttifakı partilerinin talepleri daha yüksek oranda kabul ediliyor. Muhalefetin itirazları ise daha az işleme konuyor. Bu da, seçim öncesinde, eşit ve adil yarış koşullarından uzak olan durumun, seçim sonrasında da sürdüğünü gösteriyor.
Daha önce değindik; sonuçlar, oy kaymalarının, kazanılan belediye başkanlıklarının ötesinde, muhalefetin çalışıp sandığa sahip çıkarak, iktidarı yenebileceğini gösterdi. Asıl bu bakımdan önemli. Refah Partisi’nin 1994 yerel seçimlerinde kazandığı Ankara ve İstanbul’da yönetim, 25 yıl sonra sandıkta el değiştirdi. Yerel yönetimlerdeki kadroların, 2002’den beri, merkezi yönetimde de iktidar oluşu, sonuçları daha da önemli kıldı. Şunu da unutmayalım; bizzat iktidarın kendisi, yerel seçimleri, genel seçim havasına soktu. Bunun ötesinde, ülkemiz açısından bir beka meselesi olarak sundu. Devleti yönetmenin verdiği olanakları da kullanarak, tüm gücüyle seçimlere asıldı. Kaybedince de, bir yerel seçim başarısızlığının çok ötesinde moral bozukluğu yaşadı, tepki verdi. Bunun doğal yansıması, kaçınılmaz sonucu olarak, muhalefet de olağanın çok üstünde bir sevinç yaşadı. Moral buldu. İktidar; yerel seçimleri, varlık-yokluk mücadelesi olarak görmese, sonuçlar bu kadar tartışılmaz, sonuçlara bu denli büyük siyasal anlamlar yüklenmezdi.

Ah İstanbul!
Seçimin İstanbul’da düğümlenmesinin tek sebebi, tarafların oy oranı arasındaki düşük fark değil. İstanbul; tarihsel, siyasal, kültürel, toplumsal ağırlığının, yüksek nüfusunun, Türk ekonomisindeki, sanayisindeki, turizm sektöründeki payının yanında, iktidar partisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi siyasi kariyeri açısından da çok önemli. İstanbul Büyükşehir Belediyesi; yönettiği bütçe, insan kaynağı, iştirakleri, şirketleri, makine parkı, dağıttığı ihaleler, envanterindeki taşınmazlar, yarattığı mali kaynak açısından çok değerli. Stratejik önemde. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1994’te kendisini Türkiye’ye, İstanbul’u kazandığında tanıtmıştı. AKP’yi birlikte kurduğu kadroların büyük bölümü, İstanbul’daki dava arkadaşları, belediye yönetimindeki çalışma arkadaşlarıydı. AKP’nin pek çok önde gelen isminin partilerini, çıkış noktasında, “bir belediyecilik hareketi” olarak nitelemesi, tesadüf değil. O nedenle iktidar; Maltepe ve Büyükçekmece için itirazlarını yineledi. Olağanüstü itiraz hakkını kullanıyor. İstanbul’da seçimlerin yenilenmesini talep ediyor.
Kıssadan Hisse: Seçim sonrasında yaşananlar, siyasette sandığın çok önemli olduğunu, ama siyasetin sadece sandıktan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük, vicdan yara alırsa, demokratik birikimin de toplumsal barışın da örselendiğini kanıtladı.