Feyzi Açıkalın

Jüpiter aşkına

28 Temmuz 2019 Pazar

Kavun peynir ile kurulan sofra keyif amaçlıdır. Deniz kenarı ister. Muhabbet örgütlenmesi gerektirir.

Böyle sofralarda “yeryüzü” konuları rakıya mezedir. Masa başındakilerin uzmanlıklarına göre(!), “ihanet, siyaset, ticaret” üçgeninde konular gidip gelir. Dünya hali, hem de en somut biçimiyle masada soslanır, ateşe verilir.

İçince maraza çıkarmayanlardan bir masa oluşturulmuşsa, tartışmaların sonu hep mutlu bitmeye meyillidir. Her sofranın mutlaka bir ayıkı vardır; o amacından sapan lafları toparlar, hatta ustaca herkese onatır.

 

En tehlikelisi iki kişilik masadır. Baştan gözbebeği teması kuruldu zannedilirken, sonu hüsranla biten nice masalar görülmüştür.

 

Bir de “gökyüzü” sofrası vardır. Keyif almaktan ziyade bir rutinin parçası, tamamlayıcısı olarak işlev görür.

 

Düşünmeyerek kaçtığını zannettiğin dünya halinin, bir zarif ışık eşliğinde, hamiliğinde kurulduğu sofradır. O parlak ışık, gezegenlerin kralı Jüpiterindir.

 

Yaz ayları boyunca başını kaldırdığında, en kirli ışıklanmış ortamlarda bile güney yönünde sana eşlik eden gezegendir Jüpiter.

 

Karanlığın ortasında bir umut gibi çakar. Ay gibi yanar döner de değildir. Yani bir ay boyunca kılıktan kılığa girip kendisini peşinden koşturmaz.

 

Boşuna tapmamış ona Romalı. Somut, ışık saçan diye…

 

Her akşam üstü, sen daha mezeni hazırlarken kararlıca gösterir kendisini. Hem de sabahın körüne dek sana eşlik ederek.

 

Jüpiter aşkına içerken, memleketin bunca derdinin arasında sana günah gibi gelen eğlenceyi hak etmemiş olmak için özel hazırlık yapmazsın. Mevsim meyvesine tamah edersin; kendini öyle kandırırsın.

 

Gökyüzü dediysem; gözlerini kaçırsan bile Jüpiter seni ilk kaçamakta yakalar, huzursuzluğunun en dibine, arzına gönderir. Sordurtur sana mesela: Musa Kart niye hapiste?

Dünyadaki, sevdiğini en iyi ifade eden, en naif insanının neden hapiste olduğunu bilirsin aslında. Birçoklarının aksine, psişik bozuklukların bırakın tedavisini, tanısının bile konmaktan çekinildiği bir ülkede umutlanmanın çok zor olduğunu bildiğin gibi…

 

Dahası, o sırada sokaktan geçen insanların, belki de kendilerine özgü dertleri oldukları için Musa’yı hiç tanımadığını, sonuçta anlamayacağını görmek en acısıdır.

 

Tarifsiz düşünceler içinde debelenirken dönersin yine Jüpiter’e, umar ararsın. Karanlığın içinde tek başına, hem de her gece, bıkmadan usanmadan saçtığı ışığa, umuda hayran kalırsın.

 

Utanırsın karamsarlığından; son yudumu içmeden kalkar, toparlanırsın.