6 Şubat depremi bir milattı
Feyzi Açıkalın
Son Köşe Yazıları

6 Şubat depremi bir milattı

06.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

6 Şubat depremi yaklaşan Mayıs 2023 Genel Seçimleri öncesi gelmişti. Doğal felaketler karşısındaki kaderci yaklaşımı belli olan AKP siyasi rejiminin belli şüphelerle depreme müdahalede geç kalması, aksine CHP’li büyükşehir belediyelerinin yardımda hızlı davranması onları bir hedef haline getirdi. Nitekim beklenen soğuk intikam yemeği için 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri sonrası düğmeye basılacaktı…

AKP’li gazeteci Mehmet Metiner 7 Şubat’ta, “Ölenleri geri getiremeyiz lakin Adıyaman’ı yeniden onaracak Reis’imiz var” şeklinde yazıp sonradan sildiği paylaşımıyla, daha ilk günden deprem felaketinin hangi zeminde tartışılacağının sinyalini vermişti. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise uzmanlığındaki traji komik yorumlarına benzer, ancak yalnızca trajik olan(!) demecinde şöyle diyordu: Buradaki asıl sıkıntı sosyal medyadaki yanlış haberler. Binalarda şehitler var, yararlılar da var. Yaralıların birçoğu deprem binalarından değil, depremden kaçarken yaralananlar vesaire…

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un depremin ikinci günündeki sözleri asıl savaş alanını işaret etmekteydi: AFAD koordinasyonu dışında herhangi bir koordinasyona müsaade etmeyeceğiz! Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ise hemen görev bilinciyle ön alarak(!) insanları şu iletisiyle ihbarcılığa davet ediyordu: “Dezenformasyon Bildirim Servisi halkımızın kullanımına açılmıştır!”  Bildiride devamla şu sözler yer alıyordu: Deprem felaketine ilişkin üretilen ve yayılan şüpheli/yalan olduğunu düşündüğünüz haberleri uygulamamızı telefonunuza indirip bildirebilirsiniz…

Cumhurbaşkanı Erdoğan depreme müdahale ve yardımın geç ulaştığına ilişkin haberler karşısında şöyle demekteydi: Bu tarihi felaketin üstesinden gelmeye çalışırken insanımızı birbirine düşürmeye niyetlenenleri de yakından takip ediyoruz. Gün onlarla tartışma günü değildir. Günü geldiğinde şu anda tuttuğumuz defteri açacağız! Gerçekten de o defterler, o yılın mayıs ayındaki genel seçimler değil ama bir yıl sonraki, AKP’nin büyük yenilgiye uğradığı yerel seçimler sonrası açılacaktı. Erdoğan iki gün sonra, 9 Şubat’ta Gaziantep’te yaptığı konuşmada “Süreci ne yazık ki siyasi istismara dönüştürenler var. Bu istismara benim vatandaşım, benim halkım asla prim vermeyecektir” diyecekti. Buna itiraz ise “siyaset ‘nasıl bir hayat istiyoruz’ sorusuna kamusal alanda verilen cevaptır” şeklinde gelmekteydi. Öyleyse siyaset özellikle bu zamanlarda yapılmalıydı…

İktidarın bir başka değişik(!) bakanı olan Mustafa Varank bambaşka bir dünyada olmalıydı; depremde kullanılan battaniyelerin Uşak’taki üreticilerimizden geldiğini söylüyordu! Depremin beşinci gününde iktidara yakın televizyon ve sosyal medya hesaplarında, içinde mültecilerin yer aldığı söylenen yağmalama haberleri yayınlanmaya başladı. Yanlı yorumlarla mülteciler hedefe oturtuluyor, linç ve şiddet örgütleniyordu. Hırsızlara ve yağmacılara uygulanan şiddet videolarının, halkın öfkesinin yönünü değiştirmek ve basıncı azaltmak amacıyla servis edildiği yorumları da gelmekteydi.

15 Şubat Salı günkü MHP grup toplantısında Devlet Bahçeli karşıtları için şu, saymakla bitiremediği sıfatları kullandı: “Akbabalar, kanı bozuklar, haşaratlar, iş birlikçi sefiller, müfteri ve müfsitler, simsarlar, izansızlar, menfaatperestler, aymazlar, asalaklar, alçaklar, sahtekârlar, mikroplar…”  Devlet Bahçeli’nin ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bir sivil toplum kuruluşu olarak depreme en çabuk müdahale edenlerden olan AHBAP’ı üstü kapalı şu sözlerle tehdit ediyordu: Yapılan bağışları istismar eden varsa da bu konuda devletle eş koşmaya çalışan varsa da gereği yerine getirilir, getirilecektir! Buradaki anahtar sözcükler ‘devletle eş koşmak’ olacak ve özellikle CHP’li büyükşehir belediyelerinin katkıları bu anlamda değerlendirilerek çetele tutulacaktı…

Depremin üstünden üç hafta geçtikten sonra korkunç sayılacak bir gerçek ortaya çıkmıştı: Depremin henüz dördüncü gününde Kızılay’a özel, kuruma halk tarafından deprem için yapılan yardımların yüzde yirmisinin altın, gümüş, borsa gibi yatırım araçlarında değerlendirilmesine dair bir tüzük değişikliği yayımlandığı anlaşılıyordu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kızılay’a ilişkin eleştirilerine yanıt verirken Erdoğan’ın kullandığı dil çok sertti. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle diyordu: Bir tanesi çıkmış ‘Kızılay nerede?’ diyor. Be ahlaksız, be namussuz, be adi…

Türk Silahlı Kuvvetlerinin deprem kurtarma arama faaliyetlerine katılması için kışladan ancak üç gün sonra çıkmasına izin verilmesi, deprem bölgesindeki bant daraltması gibi uygulamaların eleştirilmesi, ‘devletin aciz kaldığı’ suçlaması olarak yorumlanıp iktidar tarafından büyük tepkiyle karşılanıyordu. Oysa Fatih Yaşlı gibi akademisyenler “Hükümete verilen tepki devlet kurumuna verilen tepki değildir. Ama karşımızda devletleşmiş bir parti var ve parti-devlet özdeşliği üzerine kurulu bir rejimle karşı karşıya bulunuyoruz” diyordu… Bant daraltması için, gazeteci Mehmet Akif Ersoy’un 7 Nisan’daki televizyon programında yönelttiği soruya Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Gerekli bir durum vardı ki yapıldı. Yapılması gereken bir konuydu, o yüzden yaptık. Yanlış bir karar olsa zaten yapılmazdı” tarihi yanıtını veriyordu!

Erdoğan’ın 27 Şubat’ta “Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik, helallik istiyorum” sözlerine muhalefet partileri değil ama akademisyenler karşı geliyordu. Onlar, helalleşme gibi dini kavramların dünyevi meseleleri açıklamak için kullanılmasının reddedilip, siyasetin dilinin sekülerleşmesinin talep edilmesinin gerektiğini söylüyorlardı. Halkın tepkisi ise en geniş anlamda futbol tribünlerinde görülmüş, başta Fenerbahçe seyircisinin siyasi iktidarı istifaya çağıran tezahüratları diğer stadyumlarda tekrarlanmıştı. Fenerbahçe’nin bu tepkisi de iktidar tarafından not edilmiş olmalıydı ki Süper Lig karşılaşmalarında intikam bir şekilde alınacaktı! Devlet Bahçeli tribünlerin sesini, “Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç fanatik guruba sipariş verilmiş iç ve dış bağlantılı siyasi komplodur. Tribünleri provoke edenlerin tespiti yapılmalıdır” şeklinde yorumluyordu. Bahçeli ayrıca Beşiktaş spor kulübü üyeliğinden ayrıldığını da belirtiyordu.

Depremin finansmanı için ek bütçe çıkartmak yerine Afet Yeniden İmar Fonu oluşturuldu. 14 Mart günü basında yer alan haberlerde, bazı TV ve radyo kanalları aracılığıyla ‘Türkiye Tek Yürek’ sloganındaki ortak yayınla toplanan 115 milyar liralık yardımın Sayıştay denetimine tabi olan Afet Fonu’na aldırılmayacağı bildirildi! Yardım böylece denetimsiz kalmış, sonradan, bir buçuk yıl boyunca AFAD’ta kaldığı haberleri yayımlanmıştı.

Genel seçimlere iki aydan az bir süre kalmışken 24 Mart’ta Erdoğan CHP’li belediyeleri şu sözlerle hedef alıyordu: Ana muhalefetin 11 Büyükşehir Belediyesi var. Nerede bu belediyeler? Bu belediyeler buralara uğradı mı? Erdoğan’ın 25 Mart’ta yine deprem bölgesinde yaptığı şu açıklama yine tarihe geçecek nitelikteydi: “Burası CHP’li demedik. ‘Bunlar da vatandaşımız’ dedik!”  Zurnanın zırt dediği yer burasıydı. Başta başkanlığını Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere CHP’li belediyeler depremzedelere her anlamda dokunmuşlardı. Halkta da bunun karşılığının alındığını gören siyasi iktidar genel seçimlerden sonra düğmeye basacak, düşman bellediği her siyasiyi yok etme planını ortaya koyacaktı. Bu açıdan 6 Şubat depremi bir başka siyasi miladı oluşturmuştu… 

Yazarın Son Yazıları

6 Şubat depremi bir milattı

6 Şubat depremi yaklaşan Mayıs 2023 Genel Seçimleri öncesi gelmişti.

Devamını Oku
06.02.2026
Bombalanmayla gelecek özgürlüğü bekleyen göçmenler

Bombalanmayla gelecek özgürlüğü bekleyen göçmenler

Devamını Oku
02.02.2026
2025 ‘Seçimsizleştirme’den ‘Hayırsever Monarşi'ye geçiş yılıydı

2025 ‘Seçimsizleştirme’den ‘Hayırsever Monarşi'ye geçiş yılıydı

Devamını Oku
04.01.2026
Türk bisikleti nereye?

Yazının konusu yarışmacı, elit bisiklet sporu ve sporcusudur.

Devamını Oku
08.10.2025
Emine Abla Turizmi

Bir Doğu Karadeniz gezisi öncesi Google’da konuk değerlendirmeleri arandığında, göze ilk çarpan, hizmet sektöründeki sözgelimi “Emine Abla ve Ali Abi” betimlemeleri oluyor.

Devamını Oku
02.09.2025
Her şey Yerel Yönetimler Yasasıyla başladı

Her şey değil tabii ki; taşradaki/yereldeki ganimetin üretimi ve paylaşımını öngören bu yasaya sıra geldiğinde, ülkedeki kamuya ait varlıklar çoktan görücüye çıkmış, satılmıştı bile.

Devamını Oku
13.07.2025
En iyimiz en çalışkanımızdı…

Bu sözleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kaybettiği yakın çalışma arkadaşı, Manisa Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’ in ardından söylemişti.

Devamını Oku
11.06.2025
Siyasi tutuklamaların taşradaki etkisi

Yazının başlığında ‘siyasi gözaltı’ ya da ‘tutuklama’ sözleri yer alınca, bu anlatımın öznesinin CHP olduğunu anlıyoruz.

Devamını Oku
01.06.2025
Özgür Özel nasıl koşuyor

Özgür Özel nasıl koşuyor

Devamını Oku
27.05.2025
Kötülüğün resmini çizdiler

Kötülüğün resmini çizdiler

Devamını Oku
25.05.2025
En Batı’daki Doğu Fas

En Batı’daki Doğu Fas

Devamını Oku
27.04.2025
AKP umudu çoğalttı!

AKP umudu çoğalttı!

Devamını Oku
24.03.2025
Yarınını Yaren leylek gibi bekleyen halk

Yarınını Yaren leylek gibi bekleyen halk

Devamını Oku
16.03.2025
14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgisizlik

14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevgisizlik

Devamını Oku
16.02.2025
Hristiyanlıkla ilgili bişey…

Hristiyanlıkla ilgili bişey…

Devamını Oku
07.01.2025
2024 yılı bir büyük şakaydı…

2024 yılı bir büyük şakaydı…

Devamını Oku
04.01.2025
Birden fazla Vietnam

Birden fazla Vietnam

Devamını Oku
19.12.2024
AKP’nin demokrasi şöleni kongreleri

AKP’nin demokrasi şöleni kongreleri

Devamını Oku
12.10.2024
Tasarruf tedbirini bahane eden yerel basın

Tasarruf tedbirini bahane eden yerel basın

Devamını Oku
22.08.2024
Olimpiyat açılış ve kapanıştan ibaret değildir

Olimpiyat açılış ve kapanıştan ibaret değildir

Devamını Oku
09.08.2024
Avrupa Futbol Şampiyonası kapatılsın… Olimpiyat kalsın…

Avrupa Futbol Şampiyonası kapatılsın… Olimpiyat kalsın…

Devamını Oku
20.07.2024
3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde Nâzım Hikmet

3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde Nazım Hikmet

Devamını Oku
03.06.2024
Cumhuriyet’le tanışıklığımın kırkıncı yılında

Cumhuriyet’le tanışıklığımın kırkıncı yılında

Devamını Oku
09.05.2024
Ah şu çöl tozları

Ah şu çöl tozları

Devamını Oku
27.04.2024
Son Güneş Tutulması örneğinde bilimin popülerleştirilmesi

Son Güneş Tutulması örneğinde bilimin popülerleştirilmesi

Devamını Oku
13.04.2024
Umarım 2054 yerel seçimlerinde

Umarım 2054 yerel seçimlerinde

Devamını Oku
30.03.2024
Ergun Hiçyılmaz’ın ardından

Ergun Hiçyılmaz’ın ardından

Devamını Oku
14.02.2024
Deve pazarlığı

Deve pazarlığı

Devamını Oku
27.01.2024
Ülke tarihinin gördüğü en ‘siyasi’ yerel seçim

Ülke tarihinin gördüğü en ‘siyasi’ yerel seçim

Devamını Oku
10.01.2024
Seçmece başlıklarla 2023 yılı özeti

Seçmece başlıklarla 2023 yılı özeti

Devamını Oku
31.12.2023
Cumhuriyetin başkenti Ankara ve Anıtkabir

Cumhuriyetin başkenti Ankara ve Anıtkabir

Devamını Oku
29.10.2023
100. değil asıl 101. yılın nasıl kutlanacağı önemli

100. değil asıl 101. yılın nasıl kutlanacağı önemli

Devamını Oku
27.10.2023
Hızır'ın malları

Hızır'ın mallar

Devamını Oku
22.10.2023
Sıradanlaştırılıp değersizleştirilen 100. yıl kutlamaları

Sıradanlaştırılıp değersizleştirilen 100. yıl kutlamaları

Devamını Oku
18.10.2023
Derna’nın trajedisi

Derna’nın trajedisi

Devamını Oku
15.09.2023
Yerel seçimler neden hayat memat meselesi oldu

Yerel seçimler neden hayat memat meselesi oldu

Devamını Oku
10.09.2023
Doğanay Güzelgün’ün katili kim?

Doğanay Güzelgün’ün katili kim?

Devamını Oku
19.07.2023
Deniz’in babası

Deniz’in babası

Devamını Oku
17.07.2023
Siyasal İslam yazın yol alır

Siyasal İslam yazın yol alır

Devamını Oku
28.06.2023
Merve Dizdar umudu çoğalttı

Merve Dizdar umudu çoğalttı

Devamını Oku
29.05.2023