MHP ittifaklı AKP’nin “Osmanlı millet modeli” tutkusu raporda ortaya çıkıyor. İmralı’dakinin, Kürtlerin zaten ulusun içinde olduğunu reddeden “entegrasyon” diye tanımladığı kavramın kabul gördüğü anlaşılıyor. Süreç, Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürme aracına dönüşüyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, İmralı'daki PKK'liyi "kurucu önder" ilan ederek başlattığı sürecin nasıl işleyeceğini öngören ve önceki gün açıklanan TBMM'deki komisyon raporu, Cumhur İttifakı'nın "Türkiye'nin yeni yüzyılı" sloganı adı altında Türkiye Cumhuriyeti'ni yeni bir yapıya dönüştürme aracı gibi gözüküyor.
Öncelikle, rapordaki ifadeleri, İmralı'dakinin önceki gün yaptığı açıklamalar ile CHP yetkililerinin rapor üzerine yaptıkları değerlendirmeler üzerinden yorumlamak gerekiyor.
İmralı'daki önceki gün yaptığı açıklamada, Cumhuriyet'in kuruluşundan hemen sonrasındaki hukuksal metinlerin (özellikle 1924 Anayasası'ndan söz ediyor olmalı) Kürtleri dışladığı savından yola çıkarak, "Kürtlüğün ve Kürtçenin yasaklanmasının, inkarı ve isyanı ürettiğini" ileri sürüyor. Yani bir anlamda, PKK terörüne gerekçe gösteriyor, "Cumhuriyet inkar etti, biz de isyan ettik" diyor ve TBMM raporunun hazırlanmasına neden olan süreci şöyle tanımlıyor:
"İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir."
Böylece İmralı'daki; din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkesi yurttaş saymış, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik vermiş Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluştan sonraki dönemini "Kürtlerin dışlandığı, Kürtçenin yasaklandığı, inkar edildiği" bir dönem olarak tanımlamış oluyor.
PKK'nin bu yüzden isyan ettiğini, bir anlamda isyanı kazandığı için masaya oturduğunu, tezlerini kabul ettirdiğini ve "süreç" denen şeyin bu yüzden başlatıldığını, istekleri yerine getirilirse "isyanı sona erdirecekleri"ni söylemeye getiriyor lafı. Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları olan Kürtlerin "entegrasyonu"ndan söz ediyor, vatandaşlık tanımının yeniden yapılmasını istiyor, her vatandaşın "ulusal aidiyeti"nde özgür olmasını dillendiriyor. Ardından da "Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir. Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yoktur" diyor.
CUMHURİYETİ ES GEÇEN DİL
Bu laf salatası arasında beliren niyetin ne olduğu ortadayken benzer bir dilin TBMM Komisyon raporuna da yansıdığı dikkat çekiyor.
Buna örnek olarak raporun "Türk- Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku" başlıklı bölümünde yer alan "kardeşliğin" tarihsel bağının tanımlandığı tümceler gösterilebilir. "Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan devlet tecrübesi, güvenlik ve asayişi temin eden idari mekanizmalarla birlikte, örfi-hukuki teamüller üzerinden toplumsal düzeni tahkim etmiştir. Ortak pazarı, ortak emeği ve ortak sorumluluğu kuvvetlendirmiştir. Bu birikim, kardeşliğin; siyaseti, hukuku ve gündelik hayatı taşıyan bir müştereklik zemini olduğunu göstermektedir" tümcesinde Türkiye Cumhuriyeti dönemi es geçiliyor. Sanki, asıl kardeşlik; yani eşit, özgür, kardeş yurttaşlık Türkiye Cumhuriyeti'nde elde edilmemiş gibi...
Bu ifadelerle, MHP ittifaklı AKP'nin "Osmanlı millet modeli" tutkusu raporda yine ortaya çıkmış oluyor. İmralı'dakinin, Türkiye Cumhuriyeti ile Kürtlerin zaten ulusun içinde olduğunu reddeden "entegrasyon" diye tanımladığı kavramın rapor ile kabul gördüğü anlaşılıyor.
Böylece, her ne kadar raporun başlangıç bölümünde bulunan "Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe’nin resmî dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi ortak temel değerlerdir" sözü havada kalıyor.
ETNİK ÇERÇEVE
Rapordaki "Gayet açıktır ki, Türk-Kürt-Arap kardeşliği coğrafyamızın asli kodudur" belirlemesi de benzer bir örnek.
Nitekim, CHP'nin İçişleri Politika Kurulu Başkanı Murat Bakan, haklı olarak bu konudaki eleştirisini şöyle dile getiriyor:
"Raporda Türk, Kürt, Arap vurgusunun tekrarı metni yurttaşlık zemini yerine etnik bir çerçeveye kaydırıyor. Bu hem hukuk dili, hem siyasal birlik açısından sorunlu. Türkiye Cumhuriyeti etnik kökenler üzerinden değil, eşit hak ve ödevlere dayalı vatandaşlık üzerinden tanımlanır. Devletin dili kapsayıcı ve nötr olmalı. Toplumu etnik kimliklere ayırdığınızda farkında olmadan hiyerarşi, temsil tartışması ve dışarıda kalanlar (Çerkez, Laz, Gürcü, Boşnak vb.) sonucu doğurur."
CHP ÇEKİNCELİ
"Kurucu önder" diye tanımlanan İmralı ile Cumhur ittifakının niyetleri çerçevesinde kurgulandığı anlaşılan TBMM raporuna CHP'nin çoğunlukla kabul oyu vermesine gelince...
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, raporun ilk beş bölümünde yer alan dilin “son derece sorunlu olduğunu, belirli bir siyasi ve sosyolojik bakış açısını içerdiğini, CHP'yi kapsamadığını” söylüyor.
Madem çekinceleri var, o zaman neden CHP’li üyeler raporu onayladılar, işte bu pek anlaşılabilir gibi değil.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran parti, konu Cumhuriyet olunca kararlı ve dirençli davranmalı.