Meclis yerinden gayet memnun!

03 Ocak 2020 Cuma


Türkiye’nin, yani Tayyip Bey’in Libya’ya asker göndermesiyle ilgili tezkere dün, beklenildiği gibi TBMMde kabul edildi. Dünkü oylamayla ilgili olarak “Acaba 1 Mart tezkeresi gibi ret çıkabilir mi” sorusunu soranlar olduysa da bu gerçekleşmesi olası olmayan soru biraz cılız kaldı. Evet, dün tezkerenin reddi beklenmiyordu. Zaten 1 Mart 2003 tezkeresi de, daha mekanizmayı tam kavrayamamış iktidarın acemiliği yüzünden, nitelikli çoğunluğu tutturamadıkları için reddedilmişti.

Dün ise öyle bir olasılık yoktu. Libya’ya asker gönderilmesiyle ilgili ikinci tezkere (İlk Libya tezkeresi 24 Mart 2011 tarihlidir) 2 Ocak günü, AKP ve MHP’nin oylarıyla tereyağından kıl çeker gibi Meclis’ten geçirilmiştir.

2 Ocak 2020 tezkeresi bir ilktir. Bundan önce Irak ve Suriye’ye asker göndermenin aksine bu defa Türkiye ile sınırı olmayan bir ülkeye asker gönderilmesi söz konusudur.

Gerçi TBMM bundan önce ortak sınırımızın bulunmadığı Somali ve Lübnan’a asker gönderilmesi yetkisini yürütmeye vermişti. Fakat o tezkerelerdeki yetkiler sınırlıydı.
Somali’de Türk askerinin yetkisi “korsanlık ve deniz haydutluğuyla Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde mücadele” ile sınırlıydı.

Lübnan’da ise Türk askerinin görevi, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün yetkileriyle sınırlandırılmıştı.

* * *

Dünkü oylamada Meclis, Tayyip Erdoğan’ı bir yıl süreyle Libya’ya asker gönderirken Suriye tezkeresinde olduğu gibi, “Türkiye’nin milli çıkarlarına yönelik her türlü tehdit ve güvenlik riskine karşı her türlü tedbiri almak” gibi sınırsız yetkilerle donatmıştır.

Meclis’in Tayyip Bey’e verdiği bu geniş yetkileri, 1921’de Gazi Meclis Mustafa Kemal’e bile bu kadar kolaylıkla vermemişti. Unutmayalım ki Libya olayında Suriye tezkeresindeki gibi Türkiye’nin milli çıkarlarına yönelik her türlü tehdit ve güvenlik riskinden söz edilmesi de mümkün değildir. Çünkü Türkiye’nin Libya ile ortak sınırı yoktur.

Eh madem öyle bir tehlike yoktur, o zaman yetkilerin verilmesinde de bir sakınca olmamak gerekir şeklinde bir mantık yürütmek de mümkün değildir. Çünkü Türkiye’nin Libya’ya güç gönderirken bu ülkedeki iç savaşa taraf olarak fiilen çatışmalara girmesi de söz konusudur.

Nitekim, Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu tezkerenin gerekliliğini anlatmak için yaptığı ziyarette kendisine endişelerini aktaran Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinde, çatışma olasılığını doğrulamış, ancak muhatabını rahatlatmak için bunun en kötü ihtimal olduğunu ileri sürmüştür. Orhan Bursalı dostum, dün köşesinde, asker gönderme halinde en kötüsünün, çatışmanın ilk ihtimal olması olduğunu vurgularken çok yerinde bir saptamada bulunuyordu.

Evet, Mehmetçik’in Libya’da iç savaşın tarafı olarak çatışmaya katılması ve aralarında Rusya’nın da bulunduğu güçlerle karşı karşıya gelmesi olasılığı sanıldığından da daha güçlüdür.

* * *

Bütün bu riskler, Meclis’e daha doğrusu AKP ve MHP milletvekillerinden oluşan çoğunluk kanadına vız geliyor olmalı ki Meclis kendini bir yıl süreyle devre dışı bırakacak tezkereyi kolaylıkla ve çoğunlukla geçirmiştir.

Bu durum bir noktanın üzerinde biraz daha titizlikle durmayı gerektiriyor.

Çok kişi, tek adam iktidarında parlamentonun yetkilerinin kuşa çevrilerek işlevini yitirmesinden ve Meclis’in bu durum karşısında elinin kolunun bağlı kalmasından şikâyetçi.

Doğrusu, tam da bunların hiç de haksız olmadıklarını söyleyecekken bir de ne görelim: Birçok kişinin, parlamentonun tüm yetkilerinin bir kişinin eline geçmesini endişe ile karşıladıkları bu durumdan Meclis’in çoğunluğu son derecede memnun olmalı ki bir kişiye bir savaşa taraf olmak da dahil bütün yetkileri tanıyan tezkereyi yıldırım hızıyla tereyağından kıl çekercesine kolaylıkla geçiriverdi.

Var mı bunun başka izahı!



Yazarın Son Yazıları

Amaç ne? 7 Şubat 2020
Olgu ve algı 31 Ocak 2020
Eyvah, yine çaktık! 28 Ocak 2020
Doğrusu oydu 24 Ocak 2020
Belki de iyi oldu 21 Ocak 2020
Yargının hali 31 Aralık 2019
En büyük sorun 27 Aralık 2019