Köşe Yazısı

Kapat
A+ A-

Fay hattında genel seçimler...

27 Ekim 2015 Salı

“Yeniden genel seçimler”, Ortadoğu’da jeopolitik düzenin, Kissinger’in deyişiyle (Wall Street Journal, 16/10) dağılmakta olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.
Bu dağılma içinde ve üzerinde, “düzenin” yerleşik büyük güçleri ABD ve Avrupa ile düzeni değiştirmek isteyen başta Rusya olmak üzere “revizyonist” güçler arasındaki rekabet yoğunlaşıyor, karmaşıklaşıyor. Küresel jeopolitiğin bu iki “tektonik tabakasının” karşılaştığı yerde bir “fay hattı” oluşuyor.
Bu fay hattının Suriye’nin üzerinde kırılma olasılığının artmasında AKP hükümetinin, büyük rolü ve sorumluluğu var. Bu fay hattını kırılmaya zorlayan basıncın artma sürecinde henüz geri dönülemezlik noktasına ulaşılmadığını, iki tabaka arasında henüz bir “abisin” açılmadığını varsayarak (iyimserlik işte...) bu seçimlerin dış politikada gereken değişiklikleri yapabilmek için son fırsat olduğunu söyleyebiliriz.

Dağılmanın resmi
Dağılmayı, ABD’nin Afganistan, Irak devletlerini yıkması tetikledi. Ancak bölge ülkelerinde hızla artmakta olan genç, önemli bir kısmı eğitimli işsiz nüfus; hem jeopolitik dengeleri hem rejimlerin meşruiyetini, giderek artan küresel ısınmanın da etkisiyle zorlayan kuraklık, su, gıda fiyatları sorunu; daha sonra 2007 mali krizi, “uzun durgunluk”, petrol fiyatlarındaki gerilemeler gibi etkenlerin, bölgenin düzenini yapısal anlamda zaten sürdürülemez kıldığını da söyleyebiliriz.
Bu zemin üzerinde, Afganistan devletinin yıkılması, radikal İslamcı akımların terörist eylemlerinin, ideolojik etkilerinin “metastaz” yaparak bölgeye dağılmasına yol açtı. Irak devletinin yıkılması, hem İran’ı dengeleyen bir gücü devreden çıkardı, hem de tarihsel Şii-Sünni çatışmasını yeniden canlandırdı. Bu iki gelişmenin çakışması bölgeyi saran yangını başlattı.
Arap halkının içinde kimi kesimlerin otoriter rejimlere karşı baş kaldırmaya başlamasıyla birlikte, bu “yangını” baskı ve terörle de olsa sınırlama şansı olan rejimler sarsıldı, yıkılmaya başladı. Yerleşik büyük güçlerin, bu sarsılmaların, hatta olası bir yıkılmanın doğurabileceği zararlı (demokratik, hatta sosyalist) gelişmeleri engelleme, süreci yönlendirme çabaları, yangını körükledi, yaygınlaştırdı.
Mısır’da rejimin tepesi yıkıldı, devlet kısa bir süre için de olsa siyasal İslamın eline geçme noktasına geldi, ancak bir askeri darbe ile ama son derecede kırılgan bir zemin üzerinde “restore” edilebildi. Libya’da Kaddafi rejimi yıkıldı; ardından gelişen kaos içinde radikal İslam bir Afrika sorunu haline dönüştü. Nihayet Suriye’de başlayan demokratik muhalefet hareketleri, ABD, Irak’tan kısmen de olsa çekilir, bir boşluk oluşurken bu boşluktan kendisi için bir liderlik görevi çıkaran, AKP Türkiyesi’nin ebeliğinde bir Şii Sünni iç savaşı doğurdu.
Türkiye rejimi kendi iç sorunlarıyla, özellikle de Kürt siyasi hareketinin talepleriyle de boğuşurken Suriye ve Irak boşluğunda şekillenen İslam devleti (halifelik), şimdi hem Türkiye’yi hem de bölgedeki diğer Sünni rejimleri tehdit ediyor. AKP Türkiyesi’nin iki önemli müttefikinden, mali destekçisinden biri, Suudi rejimi hem Yemen’de İran’la bir vekâlet savaşı yürütmeye hem de kendi iç yönetim sorunlarıyla boğuşarak ayakta kalmaya çalışıyor; ikincisi, Katar zaten “bir petrol musluğundan ve TV istasyonundan” oluşan bir şey...

Bu sırada Rusya
Rusya, Suriye’ye girdi, Ortadoğu’da yaklaşık kırk yıl sonra yeniden, olaylara yön verebilen etkin bir güç olmaya başladı. Dün sözünü ettiğim gibi Rusya’nın planları Suriye platformunu çok aşıyor, Çin’in planlarıyla da örtüşüyor.
Diğer bir deyişle küresel jeopolitiğin yerleşik ve “revizyonist” güçlerinin oluşturduğu, tektonik tabakalar, Suriye üzerinden geçen bir fay hattı yaratmış durumda.
AKP Türkiyesi’nin yönetimi, bir süredir kırılma belirtileri sergileyen bu fay hattının iki tarafına birden basarak ayakta durmaya çalışıyor. Bu gidiş devam ederse AKP Türkiyesi’nin, bu fay hattı kırıldığında oluşacak “abisin” içine düşmesi kaçınılmaz. Bu gidişin arkasındaki dış ve iç politikaların bir an önce değişmesi, ülkenin bu fay hattının dışında bir yere çekilmesi gerekiyor. Seçimler de bana son şansmış gibi geliyor.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

Psikopatlara ve kapitalizme dair... 21 Mart 2019 Per
Zamanın bir semptomu: Christchurch katliamı 18 Mart 2019 Pzt
Diktatörlerin son-baharı 14 Mart 2019 Per