Kösem, Hürrem’e çekmemiş!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Kösem, Hürrem’e çekmemiş!

14.11.2015 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Kösem”, “Hürrem”in çocuğudur!..

“Muhteşem Yüzyıl Kösem” (MYK), eğer dört yıl boyunca bu ülkede soluksuz izlenen, finali bile reytingin zirvesinde noktalanmış, belgeseli yapılıp müzesi açılmış “Muhteşem Yüzyıl”ın “Hürrem”i (Meryem Uzerli/Vahide Gördüm) olmasaydı yapılmazdı.

O yüzden bu yazı çerçevesinde MYK’yi değerlendirirken sık sık ona nispetle konuşup karşılaştırmaya gideceğim o diziyi de “Muhteşem Yüzyıl Hürrem” diye tanımlamayı tercih ediyorum.

Ayrıca bu, çok yersiz değil. Çünkü bu “kök” diziyi büyüten, eşsizleştiren, unutulmazlaştıran, sanırım hemen herkes kabul edecektir, başrol olarak Halit Ergenç performansıyla izlediğimiz Kanuni karakterinden çok, onun entrikacı zevcesi Hürrem olmuştur. Rol, hem Meryem Uzerli’yi bize kazandırdı, hem de onun performansıyla “Hürrem Sultan”ı bir tarihsel şahsiyet olarak topluma kazandırdı.
Bu nedenle diziyi “Muhteşem Yüzyıl Hürrem” (MYH) olarak tanımlamakta beis yok.
Evet, iki dizi arasındaki bağlantı ve sürekliliğe binaen mecazi olarak diyebiliriz ki “Kösem”, “Hürrem”in çocuğudur. Ama o, “anası”na çekmemiş!..

MYH ile kıyaslandığında MYK’de eksik olanların en başında Meral Okay geliyor.
MYH, dizinin yayını sürerken vefat etmiş olsa bile son bölüme kadar Okay’ın ruhunun hissedildiği bir diziydi.

MYK’de bu ruh yok. Belki sadece izlerken Meral Okay’ın hayaletinin ortalıkta dolaştığını hissediyor olabiliriz.

Açalım!..

Okay, “Tudors” başta olmak üzere Batı’daki örneklerinin de etkisi altında Osmanlı sarayından “zamanın ruhu”na uyarlı kadınmerkezli ama eril fantezileri okşayan bir yapıt çıkardı. Ancak bunu yaparken çarpıcı, sarsıcı ve rahatsız edici sonuç almaya yol açan bir “ters vuruş” vardı.

Kurgulanan tarihsel kesit, Osmanlı’nın yükselme devri ve o devrin de en tepe noktasını oluşturan Kanuni’nin 46 yıllık saltanat dönemiydi. Bu dönem hiçbir zaman dizide kurgulandığı gibi eril fantezilerin muhatabı olacak şekilde toplumsal hafızada, popüler algıda yer etmemiştir. Ne resmi tarihçilik, ne de popüler-hamasi milliyetçi tarih yazımı çerçevesinde böyle bir durum söz konusudur.

Okay’ın yaptığı ters vuruş buydu. Bize ömrü muharebe meydanlarında cenkle geçmiş diye takdim edilen Sultan Süleyman dönemini harem entrikalarına endeksli fantastik bir erotizm içinde, sultanı da bunun bir parçası kılarak anlatmaya soyundu. Bu, hayli radikal bir girişimdi.

MYH’den istim alan MYK ise tarihçiliğimizin abide ismi Halil İnalcık’ın padişahlarını “Harem Sultanları” başlığı altında değerlendirmeye tabi tuttuğu bir döneme 17’nci yüzyılın ilk yarısına kurgusal odaklanma içeriyor. Bu, Osmanlı’nın düşüşe geçtiği, yükselen Batı karşısında bitmiş bir hayata talip Ortaçağ devleti durumunda olduğu, “tagayyür ve fesad” (bozulma ve kargaşa) ve de “tagallüb-i nisvân” (kadınlar saltanatı) ile karakterize edilen bir dönemdi.

Dolayısıyla yeni dizimizin adındaki “Muhteşem Yüzyıl” takısı da bu çerçevede hayli sorunlu ve sorgulamaya açıktır. Karşımızda Osmanlı açısından “muhteşem” değil “müessif” bir yüzyıl vardır.

Bu nedenle böyle bir dönemin içinden bir kadın çekişmesi kurgulamak, bir “ters vuruş” etkisi yaratmayacağı gibi çok fazla tartışma ve polemiğe de yol açmayacaktır. Dolayısıyla kamuoyundaki etkisi (henüz yeni başlamış olmasına bağlı bir hareketlilik söz konusu olsa da) kanımca uzun vadede MYH ölçüsünde olmayacaktır.
Bu yaklaşım çerçevesinde ben ilk bölümü izlerken dizinin MYH’den istim almakla, onun sermayesinden yemekle birlikte esasen 2012’de TRT’de ekrana gelen ama tutunamayıp başka bir isim altında STV’ye transfer olan, sonra orada da istenen başarıyı yakalayamadığı için yayından kaldırılan “Bir Zamanlar Osmanlı-Kıyam” dizisiyle daha titreşimli olduğunu düşündüm. Lale Devri’ne, Patrona Halil İsyanı’na odaklanan ve aynı dönemde yayındaki MYH’nin resmi-hamasi tarih anlayışına yönelik yıkıcı etkisine de reaksiyon olarak üretilmiş o diziyi ilk bölüm itibarıyla bana daha fazla çağrıştırdı MYK.

Elbette ki yapım kalitesi, teknik yetkinlik ve oyuncu kapasitesi açısından ve tabii MYH’nin dizi piyasamızın ufkunda hâlâ esmekte olan rüzgârıyla MYK büyük oynayacak, yüksekten uçacaktır. Ama oğlu ve torunu olan padişahların yer yer gölgesinde, yer yer de onları gölgede bırakarak “Devlet-i Âliyye”nin iplerini elinde tutmuş ve Osmanlı tarihinde gerçekten en büyük iz bırakmış “Valide Sultan” üzerinden şekillense de ben, popüler kültür tarihimizde “Kösem”in, “Hürrem” kadar kalıcı iz bırakacağını tahmin etmiyorum.  

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018