16 Nisan çöküşün miladı mı?
Ahmet İnsel
Son Köşe Yazıları

16 Nisan çöküşün miladı mı?

22.04.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

16 Nisan referandumu Türkiye’de fiilen yürürlükte olan seçimli otokrasi rejiminin çok az farkla resmileşmesine yol açmakla kalmadı, on yıllar boyunca verilen mücadelelerle kazanılmış olan seçim güvenliğini de ortadan kaldırdı. Bu ikinci sonuç, birincisi kadar, hatta belki ondan daha fazla Türkiye’de barış ve istikrar açısından tehdit oluşturuyor. Seçimli otokrasinin, seçimin formalite haline dönüştüğü bir diktatörlüğe dönüşmesi yolunu açıyor.
İktidarın yayımladığı resmi sonuçlara göre bile seçmen topluluğunun yarısına çok yakın bir oranının reddettiği nevi şahsına münhasır rejim değişikliği, iktidarın kendi getirdiği açık yasa kuralına kendisinin uymamasının neden olduğu sayım hilesi şüphesiyle, telafisi mümkün olmayacak biçimde damgalandı. Yasanın açık ve yoruma yer bırakmayan hükmüne göre geçersiz sayılması gereken oy pusulalarının takribi sayısı, referandum sonucunu değiştirmeyecek boyutta olsaydı, şaibeli bir referandum yaşamış olurduk. Önceki yerel ve genel seçimlerde bu tür oy verme ve sayım hilesi itirazları birçok yerde dile getirilmişti. Belediye başkanı veya milletvekili seçimi sonucunu değiştirecek nitelikte olan bazı itirazları YSK kabul etmiş ve o bölgede seçimleri iptal etmişti. Bunların arasında bugün için en anlamlı olanı, 2014’te Bitlis Güroymak’ta belediye başkanlığı seçimlerini, seçim kurulu mühürünü taşımayan seçim pusulası kullanıldığı gerekçesiyle ve AKP’nin şikâyeti üzerine YSK’nin iptal etmesiydi. 2017 referendumunda da yurtdışı oylarının sayımı sırasında mühürsüz pusula ve zarflar geçersiz sayıldı. Buna karşılık YSK’nin 16 Nisan günü öğleden sonra aldığı karar seçim yasasını açıkça çiğnedi ve seçim güvenliğini ortadan kaldırdı. Aynı seçimde iki farklı seçim usulünün aynı anda uygulandığı bir durum ortaya çıktı.YSK’nin kararı hukuken geçersiz olduğu gibi, 2007’de cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında seçim koşulunu yasanın açık hükmüne karşı değiştiren Anayasa Mahkemesi kararı ayarındadır.
16 Nisan referandumu sonrası yapılan itirazların dayandığı somut belgelerin niteliği, geçersiz sayılması gereken oy pusulalarının ve özellikle Güneydoğu bölgesinde birçok sandıkta işlenen şüpheli veya açıkça yasadışı oy verme işlemlerinin hacmi, genel sonucu değiştirebilecek boyutta. Bir değil, çifte ihlal söz konusu. “Tercih” yerine “evet” mühürü kullanılmış bütün pusulaların da yasa gereği geçersiz sayılması ve buna izin veren kişiler hakkında adli ve idari soruşturma açılması gereken ikinci ve bir o kadar vahim ihlal daha var. Birçok konuda olduğu gibi, bir seçimin yasal olarak geçerli olması için esas kadar usul de bir o kadar önemlidir. “Bu iş bitti” diyerek varlığı reddedilen vahim, yaygın ve bariz usulsüzlükler 16 Nisan referandumu sonucunu, sadece seçmen topluluğunun yarısını oluşturan “hayır” oyu sahiplerinde değil, “evet” oyu vermiş olanların bir kısmında da şaibeli kılıyor ve huzursuzluk yaratıyor.
Bu olgular referandumun iptal edilmesi, aksi takdirde sonuçlarının yok hükmünde addedilmesi için yeterli nedenlerdir. YSK’nin yapılan bütün itirazları reddetmesi ve gösterdiği hukuki gerekçelerin içlerinin bütünüyle boş olması, ortaya çıkan meşruiyet krizini kalıcılaştıracaktır. Toplumun yarısının yok hükmünde addettiği bir anayasa değişikliği, ne kadar resmileşmiş gibi görünse de, gayrimeşru kalmaya devam edecektir. Bu ise dayatılan düzeni çok daha büyük hukuksuzluklarla ayakta kalmaya sevk edecek ve başarısız bir plebisit niteliğinde olan 16 Nisan oylaması giderek artan bir kaos ve istikrarsızlık kaynağı olacaktır. Bunun açık işaretleri, seçim sonucuna itirazın da suç olarak nitelenmeye başlamasıyla geldi. Seçim güvenliğinin yitirilmesi, bu çalkantılı süreçten çıkışı da belirsizleştirir. Bunun “evet” ya da “hayır” oyu vermiş herkes için iktisadi ve sosyal bedeli ağır olur.
16 Nisan 2017, bütün yetki ve güçleri tekeline almak isteyen iradenin yasak, tehdit, tekme, tokat, küfürle ve en sonunda Seçim Yasası’nı çiğneyerek zar zor amacına resmen ulaştığı yeni bir dönemin, Erdoğanizmin miladı olarak tarihe geçebilir. Bunun aynı zamanda Erdoğanizmin çöküşünün hızlandığı bir dönüm noktası olması bir o kadar güçlü bir ihtimaldir.  

Yazarın Son Yazıları

Hınç politikaları ve nihilizm

Hınç politikaları ve nihilizm

Devamını Oku
04.09.2018
Bir otokrat prototipi

Bir otokrat prototipi

Devamını Oku
01.09.2018
Kayırma ekonomisinin bedeli

Kayırma ekonomisinin bedeli

Devamını Oku
28.08.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği

Devamını Oku
25.08.2018
Trump ve yeni otoriterizm

Trump ve yeni otoriterizm

Devamını Oku
21.08.2018
Büyük kriz gözüktü

Büyük kriz gözüktü

Devamını Oku
14.08.2018
İş Allah’a kalınca....

İş Allah’a kalınca....

Devamını Oku
11.08.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme

Devamını Oku
07.08.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine

Yeni-patrimonyalizm üzerine

Devamını Oku
04.08.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm

Devamını Oku
14.07.2018
Erdoğanizm Türkiyesi

Erdoğanizm Türkiyesi

Devamını Oku
10.07.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm

Post-komünist otoriter kapitalizm

Devamını Oku
07.07.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği

Otoriter kapitalizmin geleceği

Devamını Oku
03.07.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir

Kindar nesil böyle yetiştirilir

Devamını Oku
30.06.2018
Durum budur…

Durum budur…

Devamını Oku
26.06.2018
Yarın ve ötesi

Yarın ve ötesi

Devamını Oku
23.06.2018
Paçalardan akan ne?

Paçalardan akan ne?

Devamını Oku
19.06.2018
Kibrin otokrat hali

Kibrin otokrat hali

Devamını Oku
16.06.2018
Siyasette yalan ve yanlış

Siyasette yalan ve yanlış

Devamını Oku
12.06.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Tayyip Erdoğan pişman mıdır?

Devamını Oku
05.06.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...

Devamını Oku
02.06.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi

Dindaş/ırktaş demokrasisi

Devamını Oku
29.05.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim

Devamını Oku
26.05.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek

Devamını Oku
22.05.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi

HDP’nin alacağı oyun önemi

Devamını Oku
19.05.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı

Devamını Oku
15.05.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil

Enkaza işaret etmek yeterli değil

Devamını Oku
12.05.2018
Diktatörler seçimle gider mi?

Diktatörler seçimle gider mi?

Devamını Oku
08.05.2018
HDP kilit parti olabilir

HDP kilit parti olabilir

Devamını Oku
05.05.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs

Seçim öncesi 1 Mayıs

Devamını Oku
01.05.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü

Devamını Oku
24.04.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı

Devamını Oku
21.04.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar

Devamını Oku
17.04.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron

Trump’ın kuyruğundaki Macron

Devamını Oku
15.04.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Fransa’da yeniden laiklik tartışması

Devamını Oku
14.04.2018
Satranççıya karşı tavlacı

Satranççıya karşı tavlacı

Devamını Oku
10.04.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları

Devamını Oku
07.04.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime

Devamını Oku
03.04.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?

Devamını Oku
31.03.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler

Irkçılığı besleyen yalan haberler

Devamını Oku
27.03.2018