Köşe Yazısı

A+ A-

Yine geliyor mu?

Paylaş
instela'da paylaş
29 Haziran 2017 Perşembe

Geçen hafta, finans konularında yazan kimi yorumcuların tartışmaları, bir mali krizin mayalanmakta olduğunu düşündürüyordu.

Yine bir balon...
Ambrose Evans-Pritchard (The Daily Telegraph, 25/06/2017) Uluslararası Mutabakatlar Bankası’nın (IBS) son raporundaki verilere dayanarak, 2008 mali krizine yol açan “hastalığın” tedavi edilmediğine, dünya ekonomisinde borçlanma oranlarının yine olağanüstü düzeylere çıktığına işaret ediyordu. Pritchard’a göre, 2008 mali krizi öyle yüz yılda bir patlak veren bir sarsıntı değildir; neden olan sorunlar aşılamadığından tekrarlanma olasılığı çok yüksektir.
ABD Merkez Bankası faizleri arttırmaya başladı. GSMH’lerine kıyasla borç oranları çok yüksek olan Çin, Kanada gibi ülkeler, benzer durumdaki az gelişmiş ülkelerin mali piyasaları yine çok kırılgan. Bu kırılganlık tüm dünya ekonomisini peşinden sürükleyecek bir mali kriz olasılığına işaret ediyor.
BIS raporu, merkez bankalarının küreselleşmeyi tam olarak anlayamadıklarını savunuyor. MB’lerinin gevşek para politikaları, piyasadaki verimsiz işletmelerin ayıklanmasını engellemiş, zombi şirketlerin sayısı artmış. MB’lerinin piyasaya bastıkları para üretime değil mali piyasalarda spekülatif yatırımlarına gitmiş. Böylece hem borç, hem de varlık piyasalarında, yine patlama riski giderek artan balonlar oluşmuş.
Wall Street duayenlerinden Henry Kaufman, bu yıl yayımlanan “Tectonic shifts in the Financial Markets” başlıklı kitabında, mali krizin ortaya çıkışının biçimine, sorunların aşılamamasına, hatta giderek ağırlaşmaya devam etmesine bakarak, mali piyasalara daha yakın, daha doğrudan ve kapsamlı bir denetleme ve müdahale gerektiğini savunuyor. Kaufman’ın (90 yaşında) FED, Solomon Brothers, Lehman Brothers deneyimlerini aktaran Auters (Financial Times), “Bu uyarıları dikkatle dinlemek gerekir” diyordu.

İş çevrelerinde yeni düşünceler
Geçmişte, kredi balonun ve mali piyasalardaki spekülatif büyümenin arkasında, talep yetersizliği sorunu olduğuna birçok kez değinmiştik. Bu sorunla ücretler arasındaki bağlantı, iş çevrelerinin de dikkatini çekmeye başlamış.
Financial Times’da Rana Faroohar, General Electric’in CEO’su Jeff Immelt’in, “Bernie Sanders’in (sosyalist - E.Y.) konuşmasının ilk beş dakikasına katılıyorum” sözlerini aktarıyor. Bu beş dakika, tüketime değil üretime, yatırıma önem vermekle işçi ücretlerinin düşüklüğü sorunuyla ilgiliymiş. Immelt, “küreselleşme yalnızca, outsourcing (dışlaştırılan tedarik zinciri) ve düşük ücretlerden ibaret olamaz” diyor, yüksek ücrete, vasıflı işçiye, sanayi üretimine dayanan Alman modelinin benimsenmesi gerektiğini vurguluyor. Immelt, diğer CEO’lara “Vaktinizi daha çok fabrikalarda geçirin, Davos’ta değil”; “Aldığınız kararların toplum üzerindeki ekonomik etkilerini göz ardı etmeyin” diyor. FED Başkanı Yellen’e göre de “Küreselleşme ve teknolojik gelişmelerin, toplumların yaşamı üzerindeki yıkıcı etkiler yapmıştı.” (Wall Street Journal, 28/06/2017)
“The New Normal, Secular Stagnation and the Vanishing Middle Class” başlıklı çalışma (Servaas Strom, Institute for New Economic Thinking, 17/05 /2017) ABD ekonomisinde “kalıcı durgunluğun” (secular stagnation), talep yetersizliği ve onunla bağlantılı düşük emek verimliliği sorunundan, bu zeminde ortaya çıkan ikili yapıdan (giderek daha az işçiyle çalışan dinamik sektör ve işsiz kalanların kendilerine iş aradığı düşük ücretli durağan sektör) kaynaklandığını gösteriyor. Bu çalışmaya göre: Emek verimliliği artmadan bu sorunların çözülmesi olanaksız.
Yeni bir mali kriz olasılığı artıyor. Borç balonunu denetim altına almak, mali piyasaları daha yakından denetlemek, işgücünü emek verimliliğini arttıracak biçimde geliştirmek (eğitim, sağlık vb.) gerekiyor. Tam bu sırada Türkiye’ye bakınca, hem borç balonunun hızla büyümeye (A. Kandemir, Bloomberg; U. Gürses, Hürriyet), işgücü kalitesini belirleyen eğitimin çökmeye devam ettiğini görüyoruz. Siyasal İslamın siyasi, diplomatik fiyaskolarına, ekonomik bir felaket eklenmek üzere. Ülke, adeta eksiksiz bir fırtınaya doğru gidiyor.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

Uygarlığın sonuna doğru- II 25 Eylül 2017 Pzt
‘Oyunun sonu’ ve Godot’ya dair... 21 Eylül 2017 Per
‘Otoriterlik’ ve demokrasi 18 Eylül 2017 Pzt