Köşe Yazısı

A+ A-

Uygarlığın sonuna doğru iki eğilim

Paylaş
instela'da paylaş
11 Eylül 2017 Pazartesi

Kapitalist uygarlığın sonuna doğru yol alırken insanlık, teknolojik gelişmelerle yakından ilişkili iki eğilimle yüz yüze. Bunlardan biri intihar eğilimi, öbürü de yenilenme... Bu eğilimlerden hangisinin belirleyici olacağını, Deleuze ve Guattari’nin Anti-Oedipus çalışmasındaki kavramları ödünç alırsak, “arzulayan makine” olarak insanın, “kâr makinesi” olarak sermaye karşısındaki tutumu belirleyecek.

İnsan ve sermaye
Sermaye bir “kâr makinesi” olarak tek bir dürtüyle hareket eder: “Organlarıyla” yapıştığı canlı emeğin yaşamını, doğanın -gezegenin- kaynaklarını emer, tüketir. Buna karşılık, yoksulluk, doğal çevreyi kirleten atmosferi zehirleyen iklim sistemini bozan atıklar üretir; kıtlık, yıkım üretir. Dünya nüfusunun yüzde 8.4’ünün toplam servetin yüzde 86’sını edinmiş olması bu gerçeği kanıtlar.
Buna karşılık “arzulayan makine” olarak insan yaşamak, türünü yeniden üretmek, bunun için yaşam alanlarını korumak ister. Bu, üretim araçlarına sahip olmayan, sayıları hızla artan işçi sınıfı için olduğu kadar, bu araçlara sahip, sayısı hızla küçülen kapitalist sınıf için de böyledir. Bu analiz düzeyinde “kâr makinesi” olarak sermaye tüm insanlığı yok olmaya doğru sürükleyen yaşamsal bir tehdittir.
Ya “arzulayan makine” olarak insan, “kâr makinesi” olarak sermayeyi egemenliği altına alarak bu canavar “makineden” kurtulacaktır ya da bu “makinenin” hızından, parlak vaatlerinden gözleri kamaşarak, onunla birlikte kendi intiharına doğru sürüklenecektir. Son yıllarda giderek hızlanan teknolojik gelişmeler etrafında yoğunlaşan tartışmalar bu iki seçeneğin ikisinin de insanlığın geleceğinin ufku içinde olduğunu gösteriyor.

‘Yapay zekâ’ - ‘Büyük veri’
Son dönemin teknolojik gelişmeleri içinde en çok Yapay Zekâ (YZ) ve “Büyük Veri” üzerinde tartışılıyor. Bu tartışmalara bakınca, intihar ve yenilenme eğilimlerini çok kolaylıkla görebiliyoruz.
Geçenlerde Putin, YZ çalışmalarıyla ilgili olarak, Bu alanda kim lider olursa dünyayı o yönetirdedi. Bir süredir yapay zekânın denetimsiz gelişme hızının getirmekte olduğu risklere dikkat çeken Elon Musk (Dünyanın en büyük ve hızlı gelişen teknoloji şirketlerinden Tesla’nın kurucusu ve CEO’su), Putin’in açıklamasıyla ilgili olarak “Yapay zekâ, daha tekillik (singularity: İnsan zekâsını geçtiği an) noktasına ulaşmadan III: dünya savaşının çıkmasına yol açabilir” dedi.
Gerçekten de bugün, YZ ve otonom (kendi başına karar veren) silah teknolojileri alanında en hızlı ilerleyen, ABD, Rusya ve Çin aynı zamanda bir hegemonya değişimi süreci içinde birbirleriyle rekabet halindeler. Putin’e göre de “gelecekte savaşlar otonom silah teknolojileriyle yapılacak.” Bloomberg’in aktardığına göre, CIA’da halen 137 YZ pilot projesi üzerinde çalışılıyor. Hatta gelecekte CIA’yı YZ’nin yönetmesi bile söz konusu olabilirmiş. Otonom silahlar, istihbarat, analiz süreçleri, çapı ve hızı insanların kavrama kapasitesini aşan YZ işlemcilerinin eline bırakıldığında risk değerlendirmesi de insandan bağımsızlaşmaya başlıyor. Ya bir gün bir YZ işlemcisi, bir risk hesabının sonucunda, bir önleyici vuruşa karar vererek bir nükleer savaş başlatırsa?
Bugün, YZ gibi, “Büyük Veri” de dev şirketlerin, istihbarat kuruluşlarının elinde, “kâr makinesinin”, ekonomik-siyasi gereksinimleri doğrultusunda kullanılıyor, geliştiriliyor. YZ ve “Büyük Veri” özgürlükleri kısıtlamanın, insanların ekonomik, siyasi seçeneklerini yönlendirmenin aracı oluyor.
Ancak, bir başka dünya mümkün! “Büyük Veri” ve YZ, gerçek zamanda toplanan ve işlenen bilgilere dayanarak insanı, doğayı koruyacak, geliştirecek, geçmişteki deneylerden çok daha gerçekçi, çok daha demokratik planlamalar tasarlamanın olanaklarını da sunuyor.
İntihar eğiliminden kurtularak, yenilenme eğilimine yönelmek için, “Büyük Veri” ve YZ’yi rekabet, savaş, kazanma değil, dayanışma ve barış ilkeleri üzerinde geliştirmek, bunu başarabilmek için de ihtiyaçları karşılama ve toplumu düzenleme süreçlerinden, “kâr makinesi” olarak sermayeyi çıkartmak gerekiyor.

Tümü Ergin Yıldızoğlu - Son yazıları

‘Oyunun sonu’ ve Godot’ya dair... 21 Eylül 2017 Per
‘Otoriterlik’ ve demokrasi 18 Eylül 2017 Pzt
Antifa 14 Eylül 2017 Per