Sınıf gerçeği
Erinç Yeldan
Son Köşe Yazıları

Sınıf gerçeği

22.11.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Var olan bütün toplumların tarihi, sınıfların tarihidir...Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Parti Manifestosu’nda kapitalist toplum biçiminin analizini bu sözcüklerle yürütmekteydi. Böylece, sınıfsal bakış açısı sosyal değişimin ana bileşenlerini anlamak ve giderek dünyayı değiştirebilmek için en gerçekçi ve en doğru yöntem olarak kabullenildi. “Sınıftan kaçış” bilimsel bir yöntem olmaktan ziyade, sosyal bilimlerin gerçeklerinden kaçınmanın ortak niteliği oldu.
Öncelikle bir uyarı yapalım, modern bir kapitalist ekonomide ve biraz da fütürist anlamda, gelecekte teknolojik ilerlemelerin alacağı devrimci dönüşümler altında, toplumsal sınıfların karakteristik özelliklerinin neler olacağı, hâkim sınıf ile emekçi kitleler arasındaki sosyal ilişkilerin nasıl şekilleneceği tartışmaya ve ampirik analizlere açık bir konudur. Ancak, toplumsal dönüşümün her evresinde hâkim sınıf ile emekçi / üretici sınıflar arasındaki dinamikleri çözümleyebilmek, toplumsal yapının değişim dinamiklerini doğru anlayabilmek için olmazsa olmaz koşul olarak değerlendirilmelidir.
Sınıfsal analizin temelinde üretim sürecinde sosyal ilişkilerin nasıl şekillenmekte olduğu yatar. Marxgil sınıf analizi, sınıfların konumunu, maddi üretim sürecindeki konumlarına bağlı olarak açıklar. Buna göre sermaye ve teknoloji, soyut birer kavram değil, aslında sosyal bir ilişkidir. Sermaye, ancak kendine bağlı bir emek süreci söz konusu olduğunda sermaye özelliği taşır; emek ile artı değer üretimi ve buna dayalı sömürü söz konusu olmadan sermaye sadece hayali bir soyutlamadan ibarettir.

***

Sınıfsal analizin ana ekseninde yatan hâkim sınıf (ve koalisyonları) ile emekçi sınıflar arasındaki uzlaşmaz çelişki yatmaktadır. Ancak burada Marxgil yazını da çok meşgul eden “beyaz yakalı” profesyonel yöneticiler; teknikerler, çeşitli idari göreviler grubu bir “ara sınıf” olarak çözümlenmeyi beklemektedir. Çoğunlukla orta sınıflar diye geçiştirilen bu ara katmanların nereye dahil edileceği ve üretim sürecindeki konumlarının ne olduğunun açıklığa kavuşturulması önemlidir.
Bu doğrultuda, “orta sınıflar” kavramını analize dahil etmek için üç yaklaşımdan söz edilebilir: Birinci yaklaşım, tüm çalışan ve kapitalist emek piyasalarında ücret ilişkisi içinde olan tüm çalışanları “emekçi” sınıfa dahil etmek ve bunun dışında tüm grupları “sermayedar” sınıfta toplamak olabilir. Bu yaklaşım bize çok küçük bir sermaye grubu (yüzde 0.1 diye anılan grup) ile çalışan kitleleri verecektir. İkinci yaklaşım ise çalışanlar arasında küçük de olsa sermayeden pay alan grupları “küçük burjuva” sınıfına dahil etmek, ancak çıkarlarını gene de emek cephesi ortaklığı içerisinde değerlendirmek olabilir.
Üçüncü yaklaşım ise, söz konusu profesyonel yönetici ve tekniker grupları kendi içinde ayrı bir sınıf olarak değerlendirmek olabilir. Sanayi 4.0 ve/veya sanayi-sonrası robotik üreticiler tahayyüllerinin sürdürüldüğü bir ortamın ürünü olarak görülen bu kavramsallaştırma, unutmayalım ki, sınıfların ortadan kalkacağını göstermeyecektir. Bilakis, sınıfsal koalisyon dengelerinin yeni bileşenler ile şekillenmeye devam etmekte olduğunu dile getiren bu yaklaşım, toplumsal dinamikleri anlamamıza hizmet edecek yeni soruları da gündeme getirecektir.Örneğin, şu sanayi 4.0 tahayyülü içerisinde ana üretici olarak görülen robotların mülkiyeti kime ait olacaktır? Onların üretimi için “parasal kaynak ayıran kapitalistlere” mi? Onları bizzat üreten ve tasarlayan teknikerlere mi? Toplumsal fayda hedefinden yola çıkarak toplumsal mülkiyet biçimlerine mi?
Sorular uzayıp gitmektedir; ancak önemli olan ana kavramsallaştırma, yani hâkim sınıf ile emekçi sınıfların karşılıklı konumunu izlemek, toplumsal dinamikleri çözümleyebilmek için olmazsa olmaz koşul kalmaya devam edecektir.

***

Geçen 10 Kasım tarihinde Türkiye İşçi Partisi (1961-71 dönemi) Genel Yönetim Kurulu üyesi ve Kocaeli İl Başkanı, 1978-80 Kocaeli Baro Başkanı ve Selüloz-İş, Türk Harb-İş, Keramik-İş, Maden-İş Kocaeli bölge sendikalarının hukuk müşaviri, babam, Av. Şinasi Yeldan’ı kaybettik. Şinasi Yeldan’ı hayatını emekçilerin sınıf mücadelesine adamış, yorulmak bilmeyen bir aydın olarak hatırlayacağız. Bu yazıyı babamın yakın çalışma arkadaşı Av. Murat Özveri’nin 2016’da Evrensel gazetesinde kaleme aldığı “Sınıfsal Bakış Açısı Yitirilirse” başlıklı yazısından (*) esinlenerek kaleme aldım. Onun anısı için anlamlı olacağını düşündüm. Zira, Şinasi Yeldan’ın sözleriyle, “sınıfsal bakış açısını yitirmemek gerek, sınıfsal bakış açısını yitiren pusulasını yitirmiş demektir”.
Kasım ayı zamansız kayıplar ve sert dönemeçlerle dolu geçti. Bu vesile gerek babam, gerekse kızım Selen Yeldan’ın vefatı dolayısıyla destek ve nazik taziyelerini bizlerle paylaşan siz değerli okurlarıma, dostlarımıza teşekkür borçluyum.

(*) http://www.muratozveri.net/?p=508 http:// www.muratozveri.net/?p=508 

Yazarın Son Yazıları

Amerika’da enflasyon yeniden

Amerika’da enflasyon yeniden

Devamını Oku
19.05.2021
Kârların aşısından halkların aşısına...

Kârların aşısından halkların aşısına...

Devamını Oku
12.05.2021
Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Devamını Oku
05.05.2021
Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Devamını Oku
28.04.2021
Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Devamını Oku
21.04.2021
Mundell ve açık makroekonomi

Mundell ve açık makroekonomi

Devamını Oku
14.04.2021
2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

Devamını Oku
07.04.2021
Üniversiteler küresel tehdit altında

Üniversiteler küresel tehdit altında

Devamını Oku
31.03.2021
Halkların Merkez Bankası tarihi

Paranın ve merkez bankacılığının serüveni, insanlık tarihinde görece yeni bir olgu.

Devamını Oku
24.03.2021
Bitmeyen masal: Yapısal reform

Bitmeyen masal: Yapısal reform

Devamını Oku
17.03.2021
Türkiye’de kadın olmak

Türkiye’de kadın olmak

Devamını Oku
10.03.2021
Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Devamını Oku
03.03.2021
Aşı emperyalizmi

Aşı emperyalizmi

Devamını Oku
24.02.2021
24 Haziran 2018 ve sonrası

24 Haziran 2018 ve sonrası

Devamını Oku
17.02.2021
Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Devamını Oku
10.02.2021
Biden’ın üçlemi

Biden’ın üçlemi

Devamını Oku
03.02.2021
Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Devamını Oku
27.01.2021
Üniversite nedir, ne değildir?

Üniversite nedir, ne değildir?

Devamını Oku
20.01.2021
‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

Devamını Oku
06.01.2021
Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Devamını Oku
30.12.2020
Leo Panitch ve ütopyalarımız

Leo Panitch ve ütopyalarımız

Devamını Oku
23.12.2020
Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Devamını Oku
16.12.2020
Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Devamını Oku
09.12.2020
Krize karşı paketler ve büyüme

Krize karşı paketler ve büyüme

Devamını Oku
02.12.2020
19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

Devamını Oku
25.11.2020
19 Kasım’ı beklerken

19 Kasım’ı beklerken

Devamını Oku
18.11.2020
Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Devamını Oku
11.11.2020
ABD seçimleri

ABD seçimleri

Devamını Oku
04.11.2020
Cumhuriyetin 97. yılında sanayileşme sorunumuz

“Son dönemin en kritik yapısal reformu hayata geçti. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Sanayileşme İcra Komitesi’ni kuruyoruz. Ekonomi tarihimizde böyle bir vizyon ilk defa hayata geçmiş olacak. Bu komitede, sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararlar, ilgili bakanlıklarla birlikte alınacak. (...) Uzun vadeli kamu alımlarını destekleyebileceğiz, böylece sanayide ölçek oluşumunu teşvik edeceğiz. Finansman, gümrük, çevre, altyapı, lojistik ve enerji gibi alanlarda kurumlar arası koordinasyonu hızlandırıp yatırımcının önünü çok net görmesini sağlayacağız. Tedarik zincirlerindeki kritik ürünlerin yerlileşmesini teşvik edip yurtiçi üretim çeşitliliğini zenginleştireceğiz.”

Devamını Oku
28.10.2020
IMF’den dünya ekonomisinin görünümü

IMF’nin yılda iki kez yayımladığı “Dünya Ekonomisi Görünümü” (WEO) raporunun ardından Dünya Bankası ile birlikte düzenlediği yıllık toplantılarının ardından gözler bir kez daha dünya ekonomisinin Covid-19 krizi ve sonrasındaki olası seyrine çevrildi.

Devamını Oku
21.10.2020
Amerikan emekçisinin sağlığı ve yoğunlaşan sömürüsü

Amerika Başkanı Trump’ın Covid-19 virüsüne yakalanması ve neredeyse mucizevi bir biçimde kısa sürede sağlığına kavuşarak görevine geri dönmesi, geçen haftanın önemli başlıklarından birisiydi.

Devamını Oku
14.10.2020
Kalkınmayı planlamak

Ülkemizin yoğun ve yıpratıcı gündemi arasında, geçen hafta sessiz sedasız bir yıldönümü kutlandı: Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bundan 60 yıl önce 30 Eylül 1960’ta 91 sayılı kanun ile kurulmuştu. Böylece Türkiye, kalkınmasını artık “iktisadi ve toplumsal hayatın bütününü göz önünde bulunduran ve en son tekniklere dayanan yeni ve ileri bir planlama anlayışı içinde gerçekleştirilecekti”.

Devamını Oku
07.10.2020
Eskimiş bir ‘Yeni Ekonomi Programı’

2020-2023 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi Programı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından dün açıklandı.

Devamını Oku
30.09.2020
Türk Tabipleri Birliği nedir? Ne yapar?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’na dayanarak 23 Ocak 1953’te kuruldu. Altmış beş ile yayılmış tabipler odalarına kayıtlı yüz bini aşkın hekimi bünyesinde barındırmakta. Üyelerinin yarısı kamuda çalışan, üyeliği zorunlu olmayan hekimlerden oluşuyor.

Devamını Oku
23.09.2020
K-tipi büyüme: Gelirin eşitsizliği

Ulusal ekonominin seyrindeki inişli çıkışlı dalgalanmaların alfabenin harflerine benzetilerek açıklanmaya çalışılması ekonomi gündemimizin renkli ve popüler uğraşları arasında. Özellikle ilgi çeken harf, V ! Bununla daralan bir ekonominin, aynı hız ve kararlılıkla çıkışa geçeceği vurgulanıyor. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, “tüm öncü göstergeler Türkiye açısından en kötünün geride kaldığını gösteriyor. 2. yarıda ‘V’ şeklinde toparlanma bekliyoruz” sözleriyle bu beklentiyi dile getirmekteydi.

Devamını Oku
16.09.2020
Türk Tabipleri Birliği Uyarıyor

Bu satırların yazıldığı sırada dünyada toplam olgu sayısı 27 milyon 436 bin kişiyi aşmış; virüs nedeniyle yaşamını kaybedenlerin sayısı 896 bin kişiye ulaşmış idi. 7 Eylül itibarıyla, Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan resmi verilere göre, ülkemizdeki aktif olgu sayısı 281 bin 509 kişi; yaşamını kaybedenlerin sayısı ise 6 bin 730 idi.

Devamını Oku
09.09.2020
Milli gelirin normal halleri

Türkiye’nin milli geliri 2020’nin ikinci çeyreğinde bir yıl öncesine oranla yüzde 9.9 azaldı.

Devamını Oku
02.09.2020
Türkiye’nin enerji sorunu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, geçen hafta “Türkiye, tarihinin en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdi” sözleriyle kamuoyunda bir süredir beklenmekte olan müjdeyi açıkladı. Erdoğan, 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu belirterek “Hedefimiz 2023’te Karadeniz gazını milletimizin kullanımına sunmaktır” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da söz konusu müjdeyi “Artık cari fazlayı ve döviz fazlasını konuşacağımız yeni bir dönem başladı” sözleriyle karşıladı.

Devamını Oku
26.08.2020
Döviz kurunda rekabetçi olmak

Türk Lirası’nın uluslararası paralar karşısında hızla değer yitirdiği günlerin ardından konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dövizdeki pahalılığın vatandaşlar açısından önemli olmadığının altını çizerek “Önemli olan kurun seviyesi değil rekabetçi olup olmamasıdır” dedi ve “Turizmin gelmesi için ihracatçı için benim para birimim daha cazip, daha rekabetçi olsun” görüşünü savundu.

Devamını Oku
19.08.2020
Türk Lirası’nı ve TC Merkez Bankası’nı anlamak

Başlığımızdan yola çıkalım: “Türk Lirası’nın seyrini ve TC Merkez Bankası’nın ne yapmak istediğini anlamak” hiç de zor değil aslında… Bu sorulara yanıt verebilmek için çok derin iktisat bilgisine de ihtiyaç gerekmiyor. Biraz sağduyu, en temel birkaç veriyi izlemek ve önyargılı, bağnaz inançlardan uzak, akılcı düşünmek yeterli. Ama bu saydıklarımız içinde de en zor olanı sonuncusu: Bağnazlık ve kör inançlara değil, bilimsel şüpheye ve aklın üstünlüğüne dayanmak.

Devamını Oku
12.08.2020