Adnan Binyazar

Eleştiri ahlakı

01 Ocak 2021 Cuma

Bir düşüncenin, yargının, tutumun, doğruluk ya da yanlışlığını ortaya çıkarmak, gerçekliğini kanıtlamak için yapılan, özü araştırmaya, incelemeye dayanan eleştiri, aklın, bilginin olanaklarını, sınırlarını taşır özünde. O nedenle eleştiride dogmacılığa, kuşkuculuğa yer yoktur.

Bizde eleştirme, TV ekran tartışmalarında sıkça rastlandığı gibi bağırıp çağırmak, birbirinin sözünü kesmek, daha da kötüsü, eleştiri yapanı aşağılamak için ağzına geleni söylemek olarak anlaşılıyor.

Oysa gerçeği zedeleyen bu ilkellikler, en başta eleştiri ahlakına aykırıdır.

Nesnel bakış

Türkiye’nin yine darboğazlara girdiği 2001’deki ekonomik krizde, dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in önüne yazarkasa fırlatan esnaftan Ahmet Çakmak, bundan dört ay önce, ona yöneltilen soruyu “Ülkenin ekonomisi şu an ağlanacak halde. Artık emekliyim. Esnaf olsam tepkimi koyardım” diye yanıtladı.

İyi ki emekli! Yoksa tepkisini göstermek için yazarkasa fırlatmaya kalksaydı, ülkemizin kuraklık yaşadığı şu karmaşık ortamda ortalık kan gölüne dönerdi.

Sözcü gazetesinin haberine göre, soruya yanıtından da belli, üzerinden zaman geçince, yaşananlara nesnel bir bakışla yaklaşıyor Çakmak:

Ülkenin ekonomisini görünce çok üzülüyorum. Ekonomi düzgün yönetilmiyor. Ancak kimse sesini çıkaramıyor. Ya gerçekten mağdur değiller ya da korkuyorlar. Tarih boyunca böyle bir esnaf hareketi sadece 2001 yılında oldu. Ancak bugün insanlar korkuyor, hükümete laf edemiyor. Çünkü sağcılara FETÖ, solculara PKK damgası vuruluyor. İnsanlar bu damgayı yemek istemiyor.

Kişisel korunma

Ayrımcılığın somut örneklerine sıkça rastlanan günümüzün toplumsal ortamında, erdemliyle kin güdücü arasında uyum sağlamaya çalışmak boşunadır. Hele bir kesimin korunup öbür kesimin özgürlük arayışlarının kısıtlandığı dönemlerde dayanışmadan söz bile edilemez.

Ahmet Çakmak, yıllar sonra rahatlıkla şöyle bir açıklama da yapıyor:

Eylemi yaptıktan sonra bütün herkes bana yardım etmek istedi. Bülent Ecevit’in iyiliğinden başka bir şey görmedim. MHP’li Mehmet Şandır ne ihtiyacımız varsa gönderiyordu. O günlerde derdini anlatan insanlara sahip çıkan bir devlet anlayışı vardı. Ancak bugün öyle değil.

Sözünü “Ancak bugün öyle değil” diye bağlayarak dipten dibe sözde günümüz yöneticilerinin tutumunu eleştiriyor.

Oysa sorunu kişiselleştirmek, en yerinde eleştirinin bile etkisini azaltır.

Çakmak, zamanında yaşadıkları açısından geçmişteki tutumunu değerlendirirken, herkesin kendisine yardım ettiğini, Ecevit’in iyiliğini, MHP’li Mehmet Şandır’ın gereksindiklerini karşıladığını dile getirirken bilmem yalnızca kendini öne çıkardığının ayrımında mıdır?

İbret sayfaları

Tarih ibret alınacak sayfalarla doludur. Bugünlerde yine parti kapatma tartışmaları yapılırken, belleklerde iz bırakan Bülent Ecevit’in, Fazilet Partisi’nin kapatılmasına karşı çıkarken, 10’. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Milli Güvenlik Kurulu’nda anayasayı onun önüne fırlatması da tarihin ibret alınması gereken önemli sayfalarından biri olarak anılmalıdır.

Siyaset yapanın, çelikten de sağlam sinirleri olmalıdır. Ancak o zaman toplum vicdanında kendine yer bulabilir.

İyisi mi, korona belasının, devleti, halkı, toplumları umutsuzluğa sürüklediği sıkıntılı bir yeni yıla girerken kapışmaları bir yana bırakıp ırk-din-kökenülke ayrımı yapmadan, yönetici ya da yönetilen, hangi konumda olursak olalım, toplumu esenliğe erdirecek yollar aramalı, insanlığa yalnızca bedensel değil, ruhsal sağlık da dilemeliyiz!


Yazarın Son Yazıları

Doğan Cüceloğlu 19 Şubat 2021
Karayel’den üç kitap 12 Şubat 2021
Kutsal dil 5 Şubat 2021
Kültür dostluğu 29 Ocak 2021
Eğitim düzenimiz 22 Ocak 2021
Sağır kulaklara... 15 Ocak 2021
Eleştiri ahlakı 1 Ocak 2021
Balarısı 25 Aralık 2020
Einstein’ın mektubu 18 Aralık 2020
Hiç yoktan! 11 Aralık 2020
Tolstoy’un bisikleti 4 Aralık 2020
Aydınlanma bilinci 20 Kasım 2020
Öğrenci öyküleri 13 Kasım 2020