Adnan Dinçer

ARTIK YETER!

02 Eylül 2021 Perşembe

Bu yazıyı kaleme alma nedenim kaynağı belli kişilerce istismar edilen ve futbolumuzun iyi örneklerinin çıkarı uğruna kullananların ucuzluğu ve onlara bilmeden alet olanlara ulaşma gerçeğimdir!

Öncelikle şunu bilmekte yarar var. Futbolda size anlatılanların büyük bolümü kendi çıkarlarını öne aldıkları içindir yalanlar! Hatta iftiralar ve de oluşturdukları sanal ama etkileyici söylemlerle illüzyonları! Ben görev aldığım süreç içinde daha başından otomatikman amatör kaldım profesyonel dünyada.. O kadar öğrendiklerime bağlı kaldım ki; oynarken dahi çözemediğim klişelerin karşısında bir kaç dost dışında destek görmedim! Hatta içimizden tabulaştırdığımız kişilerin  yakınında olduğumda hayal kırıklıkları yaşadım. Benim yolum saf delilik değil; "her yiğidin biraz deli olması!" rotasıydı! Önce kendi ham maddemiz olan aday sporcu seçimi ve onlara inanan insanları bulmaktaki zorluk çekmem söz konusu oldu. Benim için teknik adam değil; eğitici olmak ön planda idi. Kuşatılmış ve idealist kişilerin önde olduğunun anılan bir dönemi aşma zorluğum vardı. Bir gün onu da aydınlatacağım ama asıl olan C kursunu kazanma performansım sonucu aldığım diploma ve yetkiyi pro lisansa kadar kullanma ve başarı ortamı idi. Okul takımından başlayan futbol çalışmam İstanbul Amatör birinci küme ve ikinci ligde" futbolu oynarken diplomam nedeniyle" şans aldığım ikinci lig takımındaki teknik adamlığımla devam ettiğinde saha dışı gerçeğini öğrendim! Futbolcularımın birçoğu yaşça benden büyüktü ama ben onları sadece kötü durumdan kurtaran gerçek ve tavizsiz antrenmanlarla sahiplenmiştim. Çıkış çok güzeldi ama işin içine kirlilik sokmaya çalışan gizli bir kabul işine karşı duruşum sahaya çıkarken kovulmama neden oldu.

Şimdi bir yol vardı.. Masum ve eğitime muhtaç gençleri doğru futbola yönlendirmek! Bu durum Maliyetsiz ve sorun olmayan kimliğim sonucu kendimi Beşiktaş öz kaynağında bulmama neden oldu. Benim şansım Özkaynak’ta bana görev veren kurs hocalarım olan G.Tekin Onay ve daha etkin olarak S.Hamdi Tüzün ile sonu zor olan gençlere eğitim verme özgürlüğüm oldu.. Ayrıca Okul beden eğitimi öğretmenliği, gece gazete dağıtım müfettişliği gibi günde 4 saate sıkıştırılan uyku ve disiplinli çalışma programım 5 yıl devam etti... Yani tepeden Dolar veya Avrolarla değil; sekiz ay minik maaşımızı dahi alamadığım zor ve önemsenmeyen bir mücadele içinde tanınmamış herhangi biriydim. Ama idealist ruhum çok büyüktür! Öyle bir an geldi ki fedakar yapım ve dünyevi zevklerden uzak konsantrasyonum geleceğimin alt yapısıydı. Bu satırları ilk kez yazıyorum. Çünkü "yazmak" ta beni Gazetelere taşıdı. Bu anlamda Sayın Hüseyin Öztunç, A.kadir Yücelman ve Erdoğan Arıpınar’a teşekkürler borçluyum...

Bu girişi detaylandıracak çok önemli yaşamlar olsa da "zamanı gelince kitabımda bahsedeceğim." amacım bir başka nedenle satırlarıma yansımıştır.

Kabul edelim ki değişmeyen tek gerçek değişimdir. Gezegenimizin her zaman sahibi insandır. Ancak zaman içinde insanın da iyi veya kötü Savaş ile Barış; İyilik veya kötülük, yalan ve gerçek, sevap ile günah gibi yapılarla birbirlerine acımasız engel olduğunu görüyoruz. Kısaca dünyanın kanunu budur diyoruz. Hayır bu bir EGO bencilliğidir! Oysa tek gerçek samimi ve dürüst olmaktır! Bu yalnızlığın ta kendisidir günümüzde. Çünkü teknolojik yaşam sonucu, algı kitleleri peşinden sürükleyecek boyutlardadır.

Türkiye’de ilk kaleci teknik adamlığını bir takımdaki şampiyonluk sonucu Bobby Robson’un daveti üzerine 1986’da İngiltere’de geçirdiğimde öğrendim. Milli takım teknik yetkilisi olan Sir dev futbol adamı Mike Kelly'i kaleci teknik adamı olarak görevlendirmiş; Dawe Sixten'e de alt yapıyı teslim etmişti… Amacı İngiltere’nin klasik futbol yapısını değiştirmekti. İngiliz futbolunun geleceğini hazırlayacak 15 teknik adam seçmişti. "Onun için ayrı bir sayfa açacağım."

Benim ülkeme gelip kolları sıvayıp ilk işim çalışıp birinci lige çıkardığım takımda bunu uygulamak olmuştur. Bu anlamda bana kursu bitirip Beşiktaş’ta beraber çalıştığım Rasim Kara'nın samimi başvurusu olmuştur. Transferi bitirmiş bir kulübe onu ancak kaleci olarak dahil ettim. Hatta ağabey gibi Romantik bir görevle ve kalecim olarak da çalıştırdım. Maçlara hazır tutarken genç Rüştü’yü de geleceğe hazırlıyorduk. Üçüncü sezona girdiğim takımdaki çıkış ve şehrin sevgisi üzerine yaptığım fedakarlık çok çirkin bir tezgah ile sonlandı. İstifa kararımızı beraber almıştık. Bir ziyafet yemeği ile günün başkanı ve yönetimi beni "Üsteğmenlik yapmış olmama karşın" sözde askere gönderip yeniden almak gibi bir veda komikliği ile gönderdi ve takım küme düştü. Rasim Kara. Fatih Terim ile Milli takımda işe başladığında benim geleceğe hazırladığım Rüştü'yü Akdeniz oyunları Ümit takımına davet ettiler, çok mutlu olmuştum. Artık Rüştü ilk başarılı genç örnek olarak kalede yabancı hegemonyasına son vermiş olacaktı.. O zaman Fatih, Rasim ve öteki tüm teknik adamlar benim için gurur olanlardı.

Geçen gece televizyonda bilgi eksikliğinden olacak! Bir eski kaleci emekli genç arkadaş "Kaleci antrenörlüğünü Rasim Hoca getirdi" derken yanlış yapmıştır. Ayrıca Türkiye’de deplasmana kadın seyirci götüren, ilk kadın teknik yardımcı alan, ayrıca akademik görevimde ilk kez onlara sahip çıkan ve derneğimizde yönetici iken federasyona imzalı tepki vere arkadaşlarım akademi mezunlarını kabul etmek istemediklerinde bugün Süper Lig ve diğer liglerde çalışan görev, eğitim verdiğim akademi mezunu ve federasyon teknik adamı olarak susanlar geçeği saklamaktadırlar. Ben Marmara üniversitesinde görev yaparken Ersun Yenal kardeşim Manisa’da öğrenciydi. Bu dalgınlık ve aymazlık, suskunluk futbolu bugün hazin plansız ortama düşürmüştür. Ben Fenerbahçe alt yapısını kurarken yaşadıklarımı bilirim. Galatasaray’da Alp Yalman başkanın döneminde Derwal'e yardımcı olmuş iken kimlerin anlaşmayı bozdurduğunu da biliyorum! Geçmişte Avrupa’ya hazırladığım bir takımdan ikinci yıl için yaptığım noter önünde ki anlaşma sonucu aldığım torba dolusu parayı 1 saat sonra kontratı bozan başkana "Çocuklarıma çalışmadan nafaka yediremem!" diye iade eden teknik adamım. Artık yeter benimle uğraşmayın. Yıllarca radyo, televizyon, basınla alakalı kurumlarda en iyi tanıyanların dahi terk etme nedenlerini söyleme dürüstlüğü göstermeyen sözde tanıdıklarım. Suçum Milli takım gençlerine sahaya çıkarken Bayrağımızı öptürmem ve hiç yenilgi yüzü görmeden. Hatta gol dahi yemeyen takımın hocası olmam mı!? Yani Türk futbolunda önemli bir kilometre taşı olmam mı?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Zoru aşmak! 12 Ekim 2021
Bu mudur!? Budur! 9 Ekim 2021
Futbol bu değil! 6 Ekim 2021
Sürpriz yok! 29 Eylül 2021
Ağır hasar! 25 Eylül 2021