Adnan Dinçer

Beşiktaş Sakin Olmalı!

21 Aralık 2013 Cumartesi

Birkaç yılın gelişen olaylarına bakarak “Beşiktaş’ın başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi” diyebiliriz. Bir türlü kendini sadece sahada temsil eden gerçeği ortaya koyamayan ve bu anlamda özellikle Lucescu dönemi ve sonrası istikrar yakalamaya çalışan Beşiktaş yönetimleri bu anlamda başarılı olamamışlardır. Sadece Denizli döneminde şampiyonluk yaşayan ama yeni jenerasyonu asla mutlu edemeyen toplumsal yapı daha sonra kaosa sürüklenmiştir. Sürekli Süleyman Seba’lı günleri arayan ve Beşiktaşlı duruşun temsilcisi olma iddiasındaki süreçlerde bir anda şike, evraklarda sahtecilik veya sürekli ceza almada önde giden ve iki yıldır UEFA’nın oltasına takılan kulüp acılar yaşamaktadır. Kongrelere az sayıdaki katılım, kulübün sorumluluğunu üstlenen yönetimin gayreti ne olursa olsun medyada dahi derdini anlatamamaktadır. Bu başarısızlıktır ve önemli nedeni de büyük paralarla alınan yıldız futbolcuların Beşiktaş’a getirdiği zarardır. Ünlü teknik adamların gönderilişi ve hatırlanacak hiçbir başarı göstermemeleri sonucu kendi evlatlarını da yemeye başlayan derin bir çekişme ve anlayış endüstriyel futbolla özdeşleşmediği gibi diğer kulüplere göre acemiliklere neden olan amatörlük içinde kalmıştır. Yeni yönetim önce Feda yılında Samet Aybaba ile başlayan bir mücadele, yerine getirilen Biliç ve Önder Özen yönetimi ile ufukta beklenen bir başarı ihtimalini umutsuzluğa çevirmiştir. İnönü Stadı’nın yıkılması, alınan cezalar, taraftarın tek yumruk olmayan bütünlüğüne neden olmuştur.
Geçen hafta Kasımpaşa karşısında uyarılar ve endişeli ilk seyircili oyunun tribün ve saha içi normal dışı görüntüsü ile bir ay önceki Galatasaray karşılaşmasında yaşanılan tuhaflıklar, dikkat çeken ve önlem alınamayan bir kaos yaratmıştır. Tribünden gelen şahıs ile maçı yöneten hakemin ve Kasımpaşalı futbolcunun top elinde oyuna müdahale etmesi kabul edilen bir durum olamaz. Takımın aylardır sadece ilk yarım saatteki performansı dışında kopuk görüntüsü de dikkat çekmektedir. Son verilen ve Kasımpaşa’ya uygulanan ceza futbol dünyasını doyurmamıştır. Bu hafta kendi sahası olacak R. Tayyip Erdoğan Stadı’nda Beşiktaş taraftarına çok önemli görevler düşmektedir. Belki de yıllardır üç büyükler olarak ülkemizde futbol devrimi ile kendi ülkemizin bizlerce eğitilen çocukları ile gelen kazanılmış başarılar yok edilmeye çalışılırken büyük Beşiktaş’a da sıkıntı getiren bu sosyolojik ortamın son bulması gereklidir. Beşiktaş bu hafta kazanırken anlamlı tribün seyircisi ve centilmen görüntüsünü sergilemeli, stada giriş çıkışlarda centilmen olunmalı, takım desteklenmeli ve futbolcular da gevelemeden mertçe oynayarak mutlu olunacak bir skor ve oyun ile herkesi mutlu etmelidir. Beşiktaş’ın mazlum olmak yerine güçlü olmaya ihtiyacı vardır. Hak verilmez alınır diye büyük bir mücadele azmi ile sahada kendini centilmenlikle kabul ettirmesi ve yarıştan kopmaması için kazanması şarttır. Bu anlamda yönetime, futbol takımına ve taraftara çok büyük iş düşüyor. Ayrıca Fernandes de yaşanılanlardan sonra artık forma giymemelidir. Önyargısız gelecek iyi planlanmalı, mazeret üretilmemelidir. Bana düşen bunları bir kez daha önceden hatırlatmaktır. Ucuz kahramanlıkların yeri ve zamanı değildir  


Yazarın Son Yazıları

Hak eden kazandı 18 Ekim 2020
Artık görün! 13 Ekim 2020
Farklı devreler 12 Ekim 2020
Pandeminin özentisi! 6 Ekim 2020
Seremoni bekleyişi mi? 30 Eylül 2020
Kulüp televizyonu! 23 Eylül 2020
Değişiklik 20 Eylül 2020
Gerçeklerle futbol! 16 Eylül 2020
Ciddiyet 14 Eylül 2020
Futbol ve seremoni! 9 Eylül 2020
Korona etkisi! 7 Eylül 2020
Transfer pazarı! 3 Eylül 2020
Futbola dikkat! 28 Ağustos 2020
Messi’nin dramı! 19 Ağustos 2020