Doğrular, Yanlış Tartışılırsa...

12 Ağustos 2011 Cuma
\n

\n

Geçen haftaki yazımı şöyle noktalamıştım: Evet, tek parti dönemi muradına ermiş, bir aydınlar çevresidağıtılmıştır. Ama onlardan geriye çok değerli bir miras, filizlenme aşamasında bulunan bir gelenek kalmıştır: Bilgiye, bilgilenmenin rehberliğindeki tartışmalar ile ulaşma geleneği. Böyle miraslar, sonradan doğru sahiplenildiğinde, hiçbir karartma girişiminin engelleyemeyeceği, sürekli ışık yuvalarına dönüşür. - Peki, böyle bir sahiplenme gerçekleşti mi? Haftaya birlikte göreceğiz.\n

\n

Görmeye çalışalım. Ama önce hazır şu bilgiye bilgilenmenin rehberliğindeki tartışmalar ile ulaşma geleneğinden söz etmişken, ülkemizde eleştirel düşüncenin tanıdığım en büyük ustalarından olan rahmetli Beklan Algana bir atıfta bulunmak istiyorum. Tatlı bir söyleşimiz sırasında söz tartışma kavramına geldiğinde, şöyle demişti bu tiyatro düşünürü: Bana öyle geliyor ki, şimdilerde tartışmasözcüğünü biraz rastgele kullanır olduk! Bir tartışma merakının olduğu kuşkusuz. Ama henüz sorun kılıfındaki herhangi bir konunun çözümlenmesini bütünüyle tartışmadan beklemek, bana biraz tuhaf ve yetersiz geliyor. Çünkü bana göre, çözüm alternatifleri önce bilginin rehberliğinde ortaya çıkarılmamış bir konunun doğrudan tartışmasına girmek, bir sonuca götürmez. Hatta daha da tehlikelisi, çoğunlukla yanlış bir sonuca götürür!\n

\n

Bu görüşün daha da açıklığa kavuşması için, Beklan Hoca ile üzerinde durmuş olduğumuz bir konuyu örnek göstermek istiyorum. Diyelim ki, kültürel kimlikkavramını biraz yalnızca biraz??– ‘sorunlugördük hep öyle değil miydi? Ya şimdi, hâlâ öyle değil mi?-; o zaman, genel alışkanlık doğrultusunda kavramı hemen tartışma masasına yatırmak, doğru bir yol hazırlığı mıdır? Yoksa bu yola çıkmazdan, yani kavramı tartışma aşamasına geçmezden önce yapılması gereken(ler) şu mudur: Bu tartışmaya kaç kişi niyetli isek, önce hepimizin oturup kendi başına konu ile tanışması, zaten tanışıyorsa, biraz daha iyi, örneğin üzerinde az çok daha sağlam konuşacak kadar tanışması, kültürel kimlikle ilgili olası ağırlık noktalarını bir kenara not etmesi, bu bağlamda bir tartışmada ne gibi sorular gündeme getirilebilir, bunun gündemininçıkartılması, bütün bu noktalara ilişkin olarak saptanabilecek bilgi eksikliklerinin hangi kaynakların yardımıyla giderilebileceği üzerinde kafa yorulması.\n

\n

Fazla uzatmayarak bir evetdiyelim yani evet, bu işin yol haritası budur. Herkesin tartışma masasına çantasında, cebinde, kafasında vb. bu türden malzeme ile gelmesidir. İşte o zaman, kültürel kimlikmasaya yatırıldığında, sürecin sonunda ortaya, bence diye başlayan cümlelerin kısırlığını geride bırakabilen sonuçlar çıkabilir. Bu sonuçlar, kültürel kimlikkavramını o anda somutluğa kavuşturamasa bile, doğru somutlara götürebilecek yolları gösterebilir.\n

\n

Geçen haftaki yazımda, M. Şehmus Güzelin Abidin Dinokitabından şöyle bir alıntı yapmıştım: Kimi düşünürün, kimi sözleri ya da çevirisindeki bir yanlış sözcük, ortalığı birbirine katabiliyor. Ankaranın, sıfırın çok altında, buz kesen gece yarılarında, taksilere binilip, kimin evinde çevrilen kitabın asıl metni varsa, oraya cümbür cemaat gidilip ciltler karıştırılıyor, cümle bulunuyor haklı haksız ayırt ediliyor dostça…” Evet, buz kesen gece yarılarında üşenilmeden evlerden çıkılıyor, doğrunun bulunduğu kaynaklara ulaşabilmek için yollara düşülüyor. Yeter ki tartışıyoruzderken hiçbir araştırma temeline oturtulmamış bencelerin tuzağına düşülmesin!\n

\n

Beklan Hocanın artık yapılmadığındanyakındığı, işte buydu. Zaten yapılsa idi, şimdilerde örneğin ortalığa oyuncuyerine aslında çoğunlukla bunca oynatılan’, ‘yazaryerine çoğunlukla bunca yazıcıya da ressam yerine çoğunlukla bunca çiziciya da boyacıçıkar mıydı?

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları