Onat Kutlar'dan Bir Edebiyat Dersi...

Onat Kutlar'dan Bir Edebiyat Dersi...

06.05.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

Onat Kutların (1936-1995) ilk basımı 1959’da yapılan hikâye kitabıİshak, Yapı Kredi Yayınları tarafından 50 Kuşağının ilk kitapları logosuyla 2009da yeniden yayımlanmıştı. Bu basımda, Kutların aynı eserin ikinci basımı için kaleme aldığı, 1976 tarihli On Yedi Yıl Sonra başlıklı önsöze de yer verilmişti.

\n

İşte bu önsözün bir yerinde yazarın şöyle bir saptamasıyla karşılaşıyoruz: İyi öykücü, akıp giden zamanın ritmine onu durdurmadan kalemini uydurandır. Bir süre birlikte döner o çarkla. Ve ölü bir noktayı geçince bırakırİlk okuduğumdan bu yana hep kısalığına rağmen çok kapsamlı bir edebiyat dersi gözüyle baktığım bu alıntı üzerine uzun zamandır yazmak istiyordum. Ancak geçen salı günü, Bahçeşehir Üniversitesinde vermekte olduğum Edebiyat Eleştirisi ve Eleştirel Düşünce başlıklı derste bu alıntıyı tartışmamızın ardından, yazma işini geciktirmemeye karar verdim. Çünkü derste hazır bulunan öğrencilerimin yoğun katkılarıyla, özellikle de çok yerinde sorularıyla Onat Kutların saptaması, bu yazıyı tek başıma yazsaydım asla düşünemeyeceğim boyutlara vardı. Yeri gelmişken belirteyim: Yıllar önce, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesinin son sınıfında, birkaç ay sonra öğretmen olacak öğrencilerime şöyle demiştim: Mesleğinizde öğretebilme beceriniz, her zaman öğrencilerinizden öğrenebilme becerinizle doğru orantılı olacaktır. Sonraki yıllarda ve aslında bütün üniversite hocalığım boyunca bu sözüm, benim açımdan hep doğrulandı. Geçen salı yaptığımız çalışma da bu durumun yeni bir kanıtı oldu. Bu nedenle okurlarımdan dileğim, bu haftaki yazıma öğrencilerimle birlikte yaptığımız çalışmanın kolektif bir ürünü gözüyle bakmalarıdır.

\n

Onat Kutlar: İyi öykücü, akıp giden zamanın ritmine onu durdurmadan kalemini uydurandır, derken, edebiyatta kalıcılığın ve başarılı soyutlamanın çok önemli bir koşuluna değiniyor. Bu koşul, anlatıda ele alınan konunun (olayın, kişilerin), yazarın yazma evresindeki şimdiki zamanın duvarları arasına hapsedilmemesi, zamanın genel akış ritmi göz önünde tutularak geleceğe olası yansımaların da hesaba katılmasıdır. Aslında bu, Herakleitostan bu yana geçerliliğini koruyan aynı suya iki defa girilemez kuralının bir ifadesinden başka bir şey değildir. Zamanın sürekli bir akış olması, o zaman içerisinde gerçekleşen bir olayın da aslında durağanlık değil, fakat sürekli devingenlik temelinde gerçekleşmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla, herhangi bir olayı biricikliği ile kâğıda döken kalem, bu niteliği zamanın ritmine yedirmeyi de unutmamalıdır. Yazar, bu bağlamda olmak üzere zamanın ve olayın çarkıyla birlikte döner; ama olayın geleceğe yayılmasının artık bir yapaylık oluşturabileceği noktada da -yani ölü noktada- onu terk etmek durumundadır. Çünkü o ana kadar yapılması gereken yapılmış, kalem, olayı bitişi izleyecek zamandaki olası gelişmelere bağlamıştır.

\n

Onat Kutların bu kısa alıntıda, edebiyatta ve genel olarak sanatta tarihsellik olgusuna atıfta bulunduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır. Dünyada, hayatta olup bitenlerin hep tarihsel bir akış içerisinde, yani sürekli dün-bugün-yarın yörüngesinde gerçekleştiğini unutmamak, gerçekçi bir sanatın ve dolayısıyla edebiyatın da temel taşıdır. Klasikler diye nitelendirilen eserlerin sürekli okunma nedenlerinden birini de, o eserlerin yazarlarının bir zamanların şimdi ve gelecekte de yaşanabilip yaşanamayacağı gibi çok çekici bir soruyu oluşturmadaki ustalıklarında aramak gerekir.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016