Neresi Doğru ki?

12 Mart 2015 Perşembe

Türkiye siyaset sahnesiyle ilgili herkesin bildiği en aşikâr gerçek nedir?
Tayyip Erdoğan’ın kuvvetler yapışıklığı yöntemiyle tek adam rejimi kurduğu ve kendisinden izinsiz sineğin bile uçmasına izin vermemesidir.
Bu gerçeği sokaktaki çocuk bile biliyor artık değil mi? Gel gör ki, herkesin bildiği bu gerçeği bir kişi bilmiyor,
o da ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başındaki kişi.
Kalkıyor Tayyip Erdoğan’a danışmadan, hatta daha doğrusu onun onayı olmadığını bilerek, milletvekili aday adaylığına balıklama dalıyor.
Açıkça görülüyor ki, bu işte daha baştan bir yanlışlık var.
Peki Türkiye’nin istihbarat teşkilatının başındaki kişi, Tayyip düzeninde milletvekili aday adaylarının Tayyip Bey tarafından atandığını bilmiyorsa, neyi biliyor?
Burada, bir bilgi hatası, o da değilse bir değerlendirme yanlışı var demektir.
Nitekim yanlış hesap bu kez Bağdat’tan değil, Medine’den dönüyor ve orada Tayyip Bey ile görüşen MİT Başkanı Hakan Fidan açıkladığı siyasete atılma kararını geri alıyor.
Bir adaylık açıklamasıyla iki kişi yara alıyor. MİT Başkanı ve de Başbakan.
Yaralıların karşılıklı konumları, kimin kimi yanılttığı sorusunu da önemsiz kılıyor.

***

Olay üzerine her kafadan bir ses çıkıyor. Her şey tartışılıyor, her şey soruluyor. Bir tek şu soru sorulmuyor:
-Türkiye’de çocukların bile bildiği bir gerçeği MİT Başkanı nasıl bilmez?
Bir de şu sorunun yanıtı aranmıyor:
-Kendi adaylığında bu kadar büyük değerlendirme hatası yapan istihbarat başkanı acaba başarılı sayılabilir mi?
Hakan Fidan’ın adaylıktan çekildiğini yazılı olarak açıkladığı gün, Beştepe’de Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından sonra, yeniden MİT’in başına atandığı açıklanıyor.
Atama Başbakan tarafından yapılıyor. Resmi açıklama böyle ama herkes biliyor ki, milletvekil
liği atamasını yapmayan da, MİT’in başına atayan da Tayyip Erdoğan’dır.
Yasal konumuyla MİT, Başbakanlık’a bağlı.
Ama herkes biliyor ki, Hakan Fidan doğrudan doğruya Tayyip Bey’e bağlı.
Olay, 12 Mart askeri vesayet günlerini andırıyor.
12 Mart arifesinde teşkilatın başında Fuat Doğu vardı. General Fuat Doğu istihbarat bilgilerinin en önemlilerinden asker kökenli Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ı haberdar eder, Demirel’i pas geçerdi.
Süleyman Bey bu vesayetten çok rahatsızdı.
Bunca yıl geçti aradan, aktörler değişti, Çankaya’nın yerini Beştepe aldı. Velhasıl, vasi dahil, her şey değişti, vesayet değişmedi.

***

Gün geldi devran döndü, vesayetten yakınan Demirel Çankaya’ya çıkıp yeni vasi oldu.
Ahmet Davutoğlu bu gelişmelere içerlese bile ses çıkartacak durumda değil. Malum bile bile lades durumları!
İsyan bayrağını açan Davutoğlu değil de vesayetin öbür kurbanı muhalefet. Onlar AKP’den milletvekili adayı (aslında ardından da, Dışişleri Bakanlığı adayı) olan Hakan Fidan’ın tekrardan MİT’in başına getirilmesiyle birlikte Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, aslında AKPİT (AKP İstihbarat Teşkilatı) haline gelmesinin tescili olduğunu vurguluyorlar.
Haksızlar mı?
Kuvvetler yapışıklığı sisteminde (deyim Mümtaz Soysal’ın) bu sorunun da bir anlamı kalmadı. Her makama tayinde aranan koşul biat. Her mevki, her makam, lidere bağlı olmakla yükümlü, onların varlık nedenleri bu. Devletin yargısının bile büyük patrona sıkı sıkıya bağlı olmasının esas olduğu yerde MİT’in Cumhurbaşkanı’nın arka bahçesi olmasını tartışmanın an-lamı kaldı mı ki?
Ama işte bir çarpıklık, yamukluk olduğu kesin.
Neresinde diye sormayın! Neresi doğru ki?..
Hani deveye sormuşlar “boynun neden eğri?” diye nerem doğru ki, demiş.
İşte bizimki de o hesap.


Yazarın Son Yazıları

Ordu ve AKP 4 Aralık 2020
Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020