Yarın bugündür

21 Nisan 2020 Salı

Her kriz gibi Covid-19 salgını da her yerde, toplumsal, ulusal, yerel, genel küresel aksaklıkların birer birer gözler önüne serilmesine yol açıyor. Daha günü kurtarmadan, salgından yarın çıkarılacak derslerin tartışması başladı bile...

Son dönemlerde sıklığı artmış, herkesin diline pelesenk ettiği şu tümce durmadan tekrarlanır oldu:

- Artık bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Sık sık artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dendiği halde, her şeyin eski tas eski hamam sürmesi, son dönemlerde son derecede sık kullanılır olan deyimin inandırıcılığını azaltıyorsa da, bu defa iş biraz daha ciddi görünüyor. Gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, artık her koyun kendi bacağından asılmayacak. Bu olgu, bir süredir ayan beyan görülüyor.

Evet, her koyunun kendi bacağından asılmadığı malum da kimin nasıl asılacağı, kimin nereye konacağı, kimin nereden gideceğini saptamak için büyük bir kavga veriliyor. Büyük hegemonya kavgasıdır bu. Baksanıza dünyayı allak bullak eden ve daha nerelere varacağı henüz kestirilemeyen Covid -19 musibeti örtüsü altında aslında bir Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ABD mücadelesi, dolaylı bir Çin - ABD çekişmesi var.

Aslında ilk belirtileri 20. yüzyılda ortaya çıkan ABD ile Çin’in hegemonya savaşını, yine 20. yüzyıldan devraldığımız çevre sorunlarının bir ölçüde geri plana atması beklenirdi. Çünkü büyük çevre sorunları, artık üretim ve tüketim süreçlerinde çevresel girdilerin de kaçınılmaz olarak hesaba katılacağı, daha çevreci ve daha paylaşımcı, katılımcı dünya düzenini gündemin başına getirip oturtmuştu. Çevresel ısınmadan su sorununa, robotların ortaya çıkışıyla insanoğlunun üretim sürecindeki yeni rolünden yapay zekâlar ile ilişkilerimize kadar bir sürü yaşamsal sorun artık çözümü ertelenemez konuma gelmiş durumdaydı.

Covid-19, kapitalizmin artık çözümü ertelenemez sorunlara merhem olamayacağının ve kendisiyle birlikte insanlığı da egoist bir hegemonya savaşına kurban edeceğinin kafalara dank ettiği bir zaman parçasında herkesi çarptı.

***

Bu durumda, şimdiye kadar büyük sorunlar karşısında yarın için endişe belirtmenin dışında hiçbir şey yapmayı beceremeyen insanlık, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması için harekete geçme zorunluluğunu duyacaktır.

***

Dünya hızla ve kontrolümüz dışında değişiyor. Dün masallar âlemi gibi algıladığımız yenilikler, projeler, biz ne zaman olacak diye beklerken yaşama geçiyor, günlük hayatımızın bir parçası oluyor da haberimiz olmuyor.

Geçen gün TV izlerken yeni Led TV’leri beklediğim yılları anımsadım. Bir sinema perdesini aratmayan yeni TV çoktan beridir evde duruyordu ve ben onu ezelden beridir öyleymişçesine kanıksamıştım bile.

Her şey baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Yeni teknolojiler eski teknolojilerle birlikte eski kuşakları da saf dışı ediyor.

Artık yarın bir gelecek zaman değil, yarın bugündür.

Yarının bugün olduğunu algılayamazsak eğer, yarın diye de bir şey olmayacaktır.

Yarın olmazsa bugün, bugün olmazsa mazi de olmayacaktır.  

Zaman bütünsel bir kavramdır.


Yazarın Son Yazıları

Acele kurtarıcı aranıyor 30 Haziran 2020
Böl ve yönet 26 Haziran 2020
Gazetecinin namusu 23 Haziran 2020
Yasaksız olmuyor mu? 19 Haziran 2020
Aldanma yok aldatma var 16 Haziran 2020
Seçim ile giderler mi? 12 Haziran 2020
Beni benden korumak 9 Haziran 2020
Doğrusu bu! 5 Haziran 2020
İhtiyarlık suçu 2 Haziran 2020
Normal 22 Mayıs 2020
Bir ihtimal daha var... 12 Mayıs 2020
O eski gençlere selam... 10 Mayıs 2020