Arif Kızılyalın

Tevfik Fikret’i üzmeyin!

28 Nisan 2017 Cuma

Galatasaray Kulübü, aralarında liselilerin de bulunduğu 6 kişiyi, ‘ihraç’ talebi ile Disiplin Kurulu’na sevk edince doğal olarak ortalık birbirine girdi.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki, bir üyenin kulüple ilişkisinin kesilmesi için, bazı hukuki ve vicdani şartlar gerek; mesela kulübün maddi-manevi zarara uğratılması, uluorta genel ahlâk dışı faaliyetlerde bulunulması, yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyilmesi, kulüp başkan, yönetici ve üyelerine ağır hakaretlerde bulunulması gibi. Ya da tüzükteki, “ezeli rakiplerden birine üye olma” maddesini ihlâl etmeniz lazım..
Aralarında hukukçuların da bulunduğu bu 6 kişi, eğer yukarıdaki eylemlerden birine dahi iştirak etmişse, Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu da, Disiplin Kurulu da son derece haklıdır aldığı kararda!
Ne var ki, üyelere yapılan tebligatlara baktığımızda durumun farklı olduğunu görüyoruz. Bu 6 kişiden çoğu, Galatasaray Kulübü Genel Kurulu’nda yaptıkları konuşmalar nedeniyle ceza ile burun burunalar.
Kimi, Başkan Dursun Özbek için kullandığı ‘nepotizm’ (aile bireylerini kayırma) benzetmesinden disipline gitmiş, kimi başkan ve yönetime duyduğu güvensizliği ifade ettiği için. Biri de yine kulübün yasal organı Divan Kurulu’nun basına kapatılmasına tepki gösterip; bu girişimiyle toplantıdaki divan üyelerini, kulüp yönetimine karşı tahrik ettiği gerekçesiyle disiplinlik olmuş.
Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Genel Kurullar, spor kulüplerinin ‘hukuki sahipleri’nin oluşturduğu yapılardır. Ve Genel Kurul üzerinde hiçbir makam yoktur, seçilen yönetim, ilgili Bakanlık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı dahil.
Ve Genel Kurullar, üyelerin dertlerini dile getirdikleri mecralardır. İnsanlar çıkar, sıkıntı veya memnuniyetlerini söylerler. Başkan ve yönetim de bu eleştiri veya övgülere yanıt verir. Çünkü kulüp başkanlığına seçilen kişi veya kişilerin, “Hesap verme” gibi bir zorunluluğu vardır. Mesela, 2011 Genel Kurulu’nda Doç.Dr. Mehmet Karlı, Başkan Adnan Polat için ağır ifadeler kullanmıştı, o günlerde. İş ‘G.Saraylılık çerçevesinde’ ele alındığı için kimse de “Hakaret etmedin tamam, ama görüşünü çok sert dille ifade ettin Mehmet Bey” demedi, diyemedi.
Gelgelelim, 2017 ikliminde, 6 üyenin en azından bir bölümü Divan ve Genel Kurul’daki sözleri nedeniyle suçlanıyor. Yine altını ısrarla çizmekte fayda var. Eğer o konuşmalarda Begüm Hanım, Yasin ya da Tunç beyler Başkan Bey’e hakaret ettilerse, öncelikle Türk Ceza Yasası’na göre cezalandırılmalılar. Kimse, kimseye hakaret edemez. Ama, iş, belagat, mecaz, benzetme, teşbih, telmih, istifham yoluyla eleştiri ise büyük bir hukuk skandalına imza atılmak üzere demektir. Kaldı ki, G.Saray Kulübü’nün Başkanı Sayın Dursun Özbek, yardımcıları Sayın Eşref Alaçayır, Sayın Cengiz Özyalçın ve adını saymadığım pek çok yönetici Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimleri sırasında Klasik Türk Edebiyatı’nın bu unsurlarından ciddi sınavlar verip mezuniyet belgelerini aldılar. Onlara, G.Saraylılık ruhu, ‘Tanzimatın ışığındaki aydınlanma’ diye anlatıldı orta birde. Lisede, Tevfik Fikret’in, özgürlük adına kendini nasıl feda ettiği dikte edildi.
Öyleyse!
Öyleyse, Dursun Özbek ve yönetiminin, ortada ağır hakaret, iftira gibi unsurlar yoksa, yetki kullanıp, disiplin kuruluna dilekçe vermesi ve konuyu açılmamak kaydı ile kapatması gerekmektedir.
Yok, iş, araya giren 3. şahısların dolduruşu ile kayıkçı kavgasına döner ve bu kişilere ceza çıkarsa, o zaman Galatasaray Kulübü de, ‘Yeni Türkiye’ye ayak uydurmuş demektir ki asıl tehlike de budur.
Meselenin daha vahimi ise konuşma özgürlüğüne kesilecek olası bir cezanın G.Saray Lisesi’nin ‘aydınlanmacı’ müdürü Tevfik Fikret’in kemiklerini sızlatacağı gerçeğidir!  


Yazarın Son Yazıları

Rafael’e bakarken 30 Aralık 2020
Gazoz olma efsane ol! 17 Kasım 2020
Pandemi, loca ve menajer 11 Kasım 2020
Deprem vergileri nerede? 4 Kasım 2020
Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020