Arif Kızılyalın

Türker Arslan’la bir devir bitti!

07 Mayıs 2021 Cuma

Türk sporu denince ne aklınıza geliyor? Futboldaki kavga ortamı mesela? Ya da sözde özerk federasyonlarımızın ‘güya’ seçilmiş başkanlarının camiaları ‘babalarının çiftliğine’ çevirmeleri mi? Yoksa kulüp başkanı seçildikten sonra ‘tek adam’ rolüne soyunun bir grup kifayetsiz muktedirin Saray entrikalarını mı hayal ediyorsunu? Hayır, spor denince "Koşan ahlak" sözü gelmeli akıllara. Ve bu ülkede spor etiği olgusunu yeşerten, olimpizm ruhunu ülkeye kazandıran ilk 3 isimden sonuncusunu da ne yazık ki kaybettik, asrın belası Covid 19 nedeniyle. Evet bir dönem kapandı; sevgili Türker Arslan ağabeyimizin aramızdan ayrılışıyla.

O bir sporcuydu, spor yöneticiydi, aynı zamanda spor hukukçusuydu. Okul sıralarında tanıştığı Sarı-Kırmızılı renkleri bile kayırmayacak, "Benim iki gömleğim var, biri Sarı-Kırmızı, diğeri Kırmızı-Beyaz ve ikisini asla birbirine karıştırmam" diyecek kadar adalet aşığı bir insandı

YAŞAYAN TARİHTİ

Spora adanan bir yaşam sürdü, çünkü öyle görmüştü ağabeylerinden. Örneğin  Türk  sporunun dışa açılan penceresinin birinci ismi Necdet Çobanlı’nın tedrisatından geçmişti. Ardından Sinan Erdem’le çalışmıştı. Türkiye’deki olimpik hareketin ‘Heredot’undan, olimpizmi öğrenmiş, kendinden sonra gelenlere öğretmeye çalışmıştı, entübe edilene dek! Günümüzde pek bilinmeyen dayanışma kültürünü temsil ederdi. Siyasete asla boyun eğmez, spora da siyaseti, particiliği sokmazdı. Yaşı vardı, ama daha yaşanacak yaşı da çoktu, çünkü koronavirüs belası ile tanışmadan Türkiye’ye 2032 olimpiyatını nasıl getiririze kafa yoruyordu, TMOK’ta değerli Uğur Erdener, Hasan Arat, Neşe Gündoğar ve Erdoğan Arıpınar’la. Hatta öyle ki, koronavirüse yakalandığı ilk günlerde hastalık çok da ilerlememişken, yapılan TMOK seçimlerinde salona gelemediği halde yeni seçilen yönetim kurulunda en yüksek oyu alan isimlerdendi. Çünkü insanlar biliyordu ki, Türker ağabey yaşayan bir tarihti.

ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYMİŞTİ

Ve onu kaybettik. Ne denir, ne yazılır ki? Küçüçük bir çoğun G.Saray kürek takımına kaydıyesine bile vakit ayıran Türker ağabeyi mi, bugüne kadar kendisi için herhangi bir makam istemeyip, Türk sporunun hep en tepe kurumlarına aday gösterilişini, ateşten gömleği giyişini mi yazsak? Yoksa gencecik bir spor insanıyken, Türk diplomatlar Avrupa’da, Amerika’da çatır çatır öldürülürken ay yıldızlı tişörtünü giyip Paris sokaklarında dolaşan ve soranlara gururla, "Je suis Turc, Mon nom Türker" diyebilen Türker Arslan’dan mı söz etsek bilemedim?

Ama bir bildiğim var, Türk sporunun geride kalan 50 yılına uluslararası alanda şekil veren 3. ismi de kaybettiğimizdir. Necdet Çobanlı, Sinan Erdem ve Türker Arslan. Başımız sağ olsun, huzurla uyu sevgili Türker ağabey. Emin ol ki, günün birinde İstanbul olimpiyat ev sahipliğini kazanacaksa, Atatürk Stadı’nın onur koltuğunda yine sen oturacaksın.

Ve bir gerçek var ki, Türker Arslan gibi kıymetli spor insanlarının yerinin dolmadığı! Baksanıza, koca koca kulüplerin başkan ve yöneticilerinin, teknik direktörlerinin birbirlerine sarfettiği sözlere! En iyisi Türker ağabeyin anısına bugün bu kadar diyelim!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

TFF, Yanal’ı dinler mi? 31 Ağustos 2021
Futbol denen dönme dolap! 26 Ağustos 2021