Kızlar ve oğlanlar

04 Ekim 2023 Çarşamba

İlkokul öncesinde kız arkadaşım yoktu.

O sırada bulunduğunuz Kars’ta, bizim mahallede, fakat çok uzaktan sadece görüntü (siluet) olarak görebildiğim, fakat her nasılsa adını öğrendiğim, herhalde ben yaşlarda olması gereken bir kıza âşıktım.

Bu ad şimdi de belleğimdedir.

Her nasılsa öğrendiğim “Ada Sahillerinde Bekliyorum” şarkısını, “yarim” sözcüğü yerine onun adını koyarak günbatımlarında söylerdim...

Benim zavallı, ufacık varlığımdan elbette haberi yoktu.

Peki, böyle bir aşk olabilir mi?

Demek ki olabiliyor.

Sonradan bu tür aşklara “platonik aşk” denildiğini öğrenecektim.

İlkokulda, bu kez yaşamakta olduğumuz Orta Anadolu şehri Çankırı’da mahallemizde yine kız arkadaşımız yoktu.

Biz oğlan çocukları kendi aramızda oyunlar kurardık.

Ama okulda kız-oğlan birlikteydik. Tam anımsamıyorum ama oturduğumuz sıralar da ortaktı. Yani, anımsadığımca, kızlar ayrı sıralarda oğlanlar ayrı sıralarda oturur diye bir şey yoktu.

Çok seyrek ve az da olsa bunca yıl sonra karşılaştığımız, haberleştiğimiz ilkokul arkadaşı olduğumuz kızlar vardır.

Okul bahçesinde kızlar ayrı, oğlanlar ayrı oynardık.

Her iki tarafın kendine özgü oyunları vardı.

Karşılıklı ya da karşılıksız “platonik” yakınlıklar elbette olacaktı.

Ama arkadaştık, kardeştik.

Ortaokulda durum çok değişmedi.

Yine kardeşçe birlikteydik.

Lise yıllarında, dönem ve yaşanılan şehirler ya da kasabalar bakımından fazla ilerlere gitmek olanak dışı olsa da platonik olmakla yetinemeyen yakınlıklar da yaşanmaya başlamıştı.

O zamanlarda tanışıp, sonra evlenip bir ömür boyu birlikte olan arkadaşlarım vardır.

Böyle tekil ya da özel ve kuşkusuz çok doğal olguların yanı sıra kız arkadaşlarımız kesinlikle kız kardeş yakınlığında olduğumuz kimselerdi.

Okul bahçesinde birlikte voleybol oynadığımızı anımsıyorum. 19 Mayıs’lara hem kızlar hem (Artık oğlan demeyeyim!) erkekler şortlu olarak katılırdık ve bu son derece doğal bir şeydi.

Üstelik bir küçük Orta Anadolu şehrinden söz ediyorum.

Geldiğimiz yere bakın.

Okullar hem de ilkokullardan başlayarak kız ve erkek okulları diye ayrılmalıymış.

Peki öğretmenleri ne yapacaksınız?

Erkek okullarında erkek öğretmen, kız okullarında kadın öğretmen mi görevlendireceksiniz?

Bunu yapmazsanız, okulları kız erkek diye ayırmanız anlamsız olmaz mı?

Sırada toplu taşıma araçları, hastaneler, başkaca kurumlar mı var? Bunu yapmaya bir ucundan başladınız zaten.

Kızları oğlanları, kadınları erkekleri birbirinden ayırma konusundaki bu hırsınız, merakınız nereden geliyor?

Yaptığınız, yapmaya çalıştığınız şey cinsiyet ayrımcılığı değil mi?

Her şeyden önce insan değil miyiz, insan değil misiniz?

Aynı anda kız ve erkek çocuğu babası ya da annesi olsanız, onları ayrı ayrı birbirlerinden kopararak mı büyüteceksiniz?

Bu ayrımcılığınızın gerisinde sakın birtakım ruhsal hastalıklar olmasın?

Sizler ki çocuk yaşlardaki evlilikleri sakıncalı bulmayan, daha da kötü sapkınlıkları hoş görmeye, bağışlamaya yatkın çevrelerden ya da o çevrelere çok da uzak olmayan kimselersiniz.

Derdiniz nedir?

Henüz ergen bile olmamış kızlarla oğlanların arkadaşlığı, kız erkek gençlerin yakınlığı sizi neden korkutuyor?

Bu saçmalıklarla uğraşacağınıza, okulöncesi çağlardan başlayarak çocuklarımıza bilimsel eğitim vermeyi, onları çağdaş bireyler, çağdaş insanlar olarak yetiştirmek için yapılması gerekenleri düşünmeniz daha doğru olmaz mı?

Kimsiniz? Hangi bilgilerle nerelerde yetiştiniz?

Varsa bir uzmanlık alanınız ona ilişkin sınırlı bilgiler dışında, yaşam hakkında, insan hakkında bilgilerinizin sınırları, derinliği ne kadardır?

Çağdaş dünyada ülkemizin bulunduğu yer sizi hiç mi rahatsız etmiyor?

Safsatalarınızla bu ülkenin insanlarını meşgul etmeye, bu güzelim ülkeyi Cumhuriyet Devrimi’nin çizdiği çağdaşlık, uygarlık, insanlık yörüngesinden saptırmak için çaba harcamaya daha ne kadar süre devam etmek niyetindesiniz?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çöpler ve altın 21 Şubat 2024
TYS 50 yaşında 7 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları