Tek Adam
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Tek Adam

24.09.2011 05:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n

Tek Adamsözünü bizim siyaset yazınına, bu adı taşıyan kitabıyla Şevket Süreyya Aydemir kazandırdı.

\n

Kitabı, yayımlandığı dönemde, çok yıllar önce okuduğum için, değeri ya da önemi hakkında şu anda bir şey söyleyemem.

\n

Fakat o günden bu güne, Mustafa Kemalin zaten bilinen tek adamlığı sanki tesciledilmişti.

\n

Hakkında yazılan, dost düşman bütün kitaplar, bu konuda görüş birliğindedir.

\n

Bizdeki geleneksel gericilerin ve şimdilerde özel bazı üniversiteler çevresinde türeyip beslenen entelektüelgerici çömezlerin sövgü korosunu bunun dışında tutuyorum.

\n

***

\n

Tek adam kimdir, kime tek adam denmeli, denilmeli?

\n

Krallar, padişahlar, irili ufaklı sultanlar, derebeyleri, senyörler, özetle demokrasi öncesindeki toplumsal sistem ve kurumların tepesindeki kişiler; kişilik özellikleri, değerleri ne olursa olsun, bu sistemlerin gereği olaraktek adamdılar

\n

Buna, daha çok yirminci yüzyılın ürünü olan diktatörlükleri ve diktatörleri eklemek gerekir.

\n

Diktatörler, bir hanedanın üyesi olarak iktidara gelmeyip, genellikle bir hanedana son vererek siyasal erki ele geçirmiş kişilerdir.

\n

Bunlardan bazıları (İran şahlığında olduğu gibi) kendi hanedanlarını kurmuşlardır

\n

Bazıları, Ortadoğu ülkelerinde örnekleri çokça görüldüğü gibi, hanedanları yıkarak iktidarı ele geçirdikten sonra yine hanedanlık benzeri tek adamlık sistemleri oluşturmuşlardır.

\n

Almanya ve İtalyadakiler başta olmak üzere (Portekiz, Yunanistan, Macaristan, Bulgaristan vb) Avrupa ve Balkan ülkelerindeki askeri ya da sivil faşist diktatörlüklerle genellikle Güney Amerikada örnekleri görülen, yine askeri ya da sivil faşist diktatörlükler de 20. yüzyılın ürünüdür.

\n

Bütün bu diktatörlüklerin tepesindeki kişiler kendi dönemlerinde ve türlerinde tek adamdılar

\n

Demokrasilerde ise güçlü kişiler, güçlü kişilikler kuşkusuz ki vardır, fakat bunlar yürütme erkinin (parlamentoların), yargının (yüksek mahkemelerin), sivil toplum örgütlerinin ve seçimler yoluyla da halkın denetiminde oldukları (olmaları gerektiği) için, tek adam tanımı içine girmezler.

\n

***

\n

Devrim önderliği ve tek adamlık kavramı üzerinde ise ayrıca durmak gerekir.

\n

Devrimler genellikle tek adamların değil kadroların ürünüdür.

\n

Devrim önderleri tek adamolarak sivrilseler de bunun daha çok simgesel anlamı vardır.

\n

Yazıyı uzatmamak için tek bir örnekle yetineyim: Lenin seçkin bir düşünür, büyük bir devrim önderiydi. Fakat tek adam değildi. Buna karşılık Stalinin tek adam diktatörlüğü kuşkusuzdur

\n

***

\n

Hangi yönden bakılırsa bakılsın, Mustafa Kemalin benzersiz bir konumu var.

\n

Kuşkusuz ki o da toplumsal koşulların ürünüydü ve eylemini tek başına değil bir kadronun önderi olarak gerçekleştirdi.

\n

Yine de başarıları tek tek irdelendiğinde esas olarak birtek adamın, hatta yalnız bir adamın iradesi açıkça görülüyor

\n

Bu tek adam bir diktatör olabilirdi.

\n

Kendi hanedanını kurabilirdi.

\n

Bunların yerine, yetkilerini henüz yaşamaktayken paylaştırmayı yeğledi.

\n

Çoğulculuk (demokrasi) yönünde adımlar atmayı denedi.

\n

Kurtuluş Savaşı önderliğini modern bir ulus devlet kurarak taçlandırdı.

\n

O böyle bir tek adamdı

\n

***

\n

Şimdilerde yeni bir tek adamdan ve tek adamlıktan söz ediliyor

\n

Demokrasilerde tek adam ve tek adamlık olamayacağına ve tek adamlar bir sistemi yıkarak ve yenisini kurarak tek adam olabileceklerine göre, günümüz Türkiyesinde bir tek adam, neyi yıkıp neyi kuracak?

\n

Bu tek adamın yıkacağı şeyin, önceki tek adamın kurucusu olduğu laik, ulusal Türkiye Cumhuriyeti olduğu; kurulacak olanın ise doğal olarak bunun tam karşıtı olacağı yeterince açık değil mi?

\n

Laiklikten, ulus devlet olma özelliklerinden arındırılmış bir başka Türkiye

\n

Hatta belki Türkiye bile değil

\n

***

\n

Şimdi açıkça, dürüstçe, kaypaklaşmadan konuşalım:

\n

Çocuklarımız, torunlarımız , onların çocukları ve torunları için nasıl bir Türkiye istiyoruz?

\n

İlk tek adamın örneklediği ulusal, modern, bağımsız çizginin doğrultusunda, o çizginin gelişmiş aşaması olan bir Türkiye mi?

\n

Yoksa onun yaptıklarının yıkıldığı, aşiret topluluklarına bölünmüş, kimliksizleşmiş, soytarılaşmış, uşaklaşmış bir ülke mi?

\n

Hangisi?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025
Vatan

Yazmayı tasarladığım yazının başlığı olarak günlerdir zihnimde “vatan” sözcüğünü dolaştırıyorum.

Devamını Oku
23.07.2025
Türkiye düşünüyor

“PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa... Asıl soru budur... Çocuk mu kandırıyorsunuz?”

Devamını Oku
16.07.2025
Denklem çözülürken

Bu kadar kötülük tek bir kişinin ya da bir grup insanın eseri mi, yoksa daha geniş çevrelerce hazırlanan bir planın uygulanması mıdır?

Devamını Oku
09.07.2025
Kalbinde dünyayı taşımak

“O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan... Uğrunda asılırız...

Devamını Oku
02.07.2025
Yeni Türkiye?(2)

Geçen haftaki yazıma “Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz” sorusuyla başlamış...

Devamını Oku
25.06.2025
Yeni Türkiye?

Epey zamandır iktidar çevreleri bu sözü ağızlarında geveleyip duruyor: Yeni Türkiye! Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz?

Devamını Oku
18.06.2025
Nekâhet

Birinci a harfinin inceltme işaretiyle yazıldığı bu Arapça sözcük, bir hastalık sonrasında sağlık ve güç kazanıncaya kadar geçen zayıflık dönemi demekmiş.

Devamını Oku
11.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (3)

Doğu Batı Yayınları’nın üç kitapta yayımlanan “Modern Türk Şiirinin Doğuşu” dizininin ilk kitabı üzerine yazmayı sürdürüyorum.

Devamını Oku
04.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (2)

İlki 30.10.24’te bu sütunda yayımlanan yazı dizisinin ikincisiyle, Doğu Batı Yayınları ürünü “Modern Türk Şiiri” kitapları üzerine düşünmeyi sürdürüyorum.

Devamını Oku
28.05.2025
Ahtapot

Ahtapot şirin bir varlıktır.

Devamını Oku
21.05.2025
Tersinden bakmak

Az sonra üzerinde duracağım bir olguyla ilgili olarak “tersinden bakmak” kavramı üzerine düşünürken aklıma bu kavramı metafor olarak en iyi anlatabilecek “dürbünün tersinden bakmak” gibi bir söz düştü. Öyle ya, işlevi uzaktaki canlı ya da cansız bir nesneyi yakınlaştırmak olan dürbünle yapılabilecek en ters şey ona (onunla) tersinden bakmaktır.

Devamını Oku
14.05.2025
Başarısız bir saldırının analizi

Başarısız bir saldırının analizi

Devamını Oku
07.05.2025
Ahmet Özer’in mesajı

Ahmet Özer’in mesajı

Devamını Oku
30.04.2025
‘Yapay zekâ’ hakkında

‘Yapay zekâ’ hakkında

Devamını Oku
23.04.2025
Yapay zekâ

Yapay zekâ

Devamını Oku
16.04.2025
Engizisyon

Engizisyon

Devamını Oku
09.04.2025
Yunus Gibi

Yunus Gibi

Devamını Oku
02.04.2025
Halkımız darbeye geçit vermiyor

Halkımız darbeye geçit vermiyor

Devamını Oku
26.03.2025