Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)

11.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yazıya başladığım bugün 9 Mart Pazartesi, akşama doğru.

Normal koşularda, tıpkı Ergenekon-Balyoz günlerinde sık sık olduğu gibi Silivri’de olurdum.

Şu ara, belli bir yorgunluğu akıl kabul etmeye yanaşmasa da beden sözünü dinletiyor.

Sabahtan itibaren ülkemiz medyasının gazetelerle birlikte sayıları bir elin parmaklarını ancak geçebilen yüz aklarının en önündeki Halk Televizyonunun karşısındaydık.

Ne denebilir?

Ar damarının çatlaması diye bir deyim vardır.

Adalet, hükümet vb. bu deyimi kendine yakıştırıyorsa ne denebilir? Ne yapılabilir?

Hukukun gerektirdiği her şeyi yaparken ve insan olduğumuzun bilincini en yukarıda tutarak, sabrımızı, cesaretimizi, kararlılığımızı, her şeye karşın umudumuzu korumaktan başka...

Her şey çok güzel olacak. Bundan hiçbir kuşkum yok. Ama bizler için...

Adaleti, iyiliği, doğruluğu, vicdanı, bütün insani ve kutsal değerleri bile bile ayağa düşürenlerin ise kendi gelecekleri için böyle bir beklenti ya da umutlarının olmadığını, olamayacağını adım gibi biliyorum.

***

Gazeteye gelen mektuplar bana yaklaşık olarak bir iki aylık zaman aralıklarıyla ulaşıyor.

Mektup dediysem bunlar ya kurumlardan gelen yazılar ya hemen hemen tümüyle hapishane mektuplarıdır.

Hapishane mektuplarını ise söylediğim vb. nedenlerle ne yazık ki gecikerek ve ancak bu yazılarla yanıtlayabiliyorum.

Önümdeki en eski tarihli mektup 13 Kasım 2025’te Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı C.İ.K. C-73’te yazılmış...

Yazarı Murat Polat, belli ki acıları içselleştirmiş, kendi sözleriyle “naçiz bir şair”.

Yine kendi sözleriyle “mesnetsiz bir müfteri beyanıyla” müebbet ceza almış ve “yaklaşık 9 senedir” hapiste.

Hakkımda “Somut değil soyut delil bile yok” diyor. Dosyası AYM aşamasındaymış.

Sevgili Murat, avukatın beni arasın. Onu bizim avukatlarla da tanıştırayım. Kitap isteğini yayınevime ileteceğim, sana ulaştıracaklardır. Sevimli benzetmelerle bezeli kısacık halk bilgesi mektubunu saklayacağım. Çıktığında görüşmek kısmet olursa şiir ve yaşam üzerine ne güzel sohbetimiz olur.

***

27.10.2025 tarihli mektup Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapali Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu damgasını taşıyor.

Önlü arkalı iki sayfalık mektubun yazarı Ayten Öztürk, kendisinden ancak mektubunun sonunda sadece iki satırla söz ediyor: “Bu arada ben de son derece haksız bir şekilde ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü bir tutsağım. Eski mektuplarım duruyorsa beni hatırlarsınız.”

İki satıra sığdırılmış bütün bir hayat. Vicdanları kanatacak bir sessiz çığlık.

İdam cezası kalkmamış olsaydı, kuşkum yok ki İran’daki molla mahkemelerinin acımasızlığıyla sehpaya gönderilecek bu çocukları iyi tanırım.

“Son derece haksız bir şekilde” sözlerini, bu gerçekten böyle olmasa kullanmazlar.

Ayten Öztürk ne yapmış olmakla suçlanabilir? En fazla örgüt üyeliği suçlamasından başka.

Bu hükmü veren mahkeme üyeleri nerelerdedir bilemem.

Vicdanları rahat mı?

Bu yazıyı görürler mi görmezler mi?

Kendilerine bir şekilde iletilirse onlara açık çağrı: Hükmünüzün gerekçesini hiç değilse özet olarak gönderecek yüreğiniz varsa aynen yayımlayacağıma söz veriyorum.

Ayten Öztürk mektubunda zindan bile denemeyecek “kuyu tipi” mezarlardan söz ediyor.

Neden mi “kuyu tipi?”

Çünkü “İnsan içinde kuyudaymış hissi yaşıyor. Kafasını kaldırıp yukarı bakıyor. Gökyüzü ufacık bir kare ve çook uzak. Güneşi ara ki bulasın. Bir saat kuyudaymış hissinin sürdüğü havalandırmadan sonra tutsak, kalan 23 saati kuyunun hücre kısmında geçiriyor. Orada pencereler sadece demirle değil, üstünde çok sık dokunmuş sert tellerle kapatılmış. Böyle bir yerde tek başına insan yüzü görmeden yaşamak nasıl bir şey? Abartmıyorum, orada kalanlar anlatıyor. Görevliyi bile görmüyor. Tutsak iletişimi hücrede olan bir diyafona anlatıyor.”

Korkunç. Öyle değil mi? F tipi uygulaması başladığında bu cezaevi anlayışına karşı mücadele ederken bugünlere gelineceğini tasavvur edemezdik.

Sevgili Ayten Öztürk. Eski mektuplarından söz ettiğine göre belli ki yıllardır oradasın. Bu mektupların çoğunu Eskişehir’deki müze-kitaplığa taşıdığımı anımsıyorum. Umarım seninkiler de içindedir.

Ülkemizin, bu kuyu tipi, bilmem ne tipi adlı, çoğunlukla örgüt üyeliği suçlamasıyla ve çoğunlukla genç insanların kapatıldığı, zulmedildiği ortaçağ zindanlarının lanetinden bir an önce kurtulması umudu ve duyarlı her kuruma eylem çağrısıyla... Çığlıkları paylaşmaya devam edeceğim.

Yazarın Son Yazıları

Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)

Yazıya başladığım bugün 9 Mart Pazartesi, akşama doğru.

Devamını Oku
11.03.2026
Orhan Velinin evi

13 Nisan 1914’te sabah saat 7’de Beykoz’da ailesinin oturduğu ahşap bir köşkte dünyaya gelen Orhan Veli Kanık, Ankara’da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukura bir akşam vakti düşüp birkaç gün sonra 14 Kasım 1950’de İstanbul’da Cerrahpaşa hastanesinde beyin kanaması tanısıyla yaşama veda ettiğinde sadece 36 yaşındaydı.

Devamını Oku
04.03.2026
Kötülüğün sınırı

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım...

Devamını Oku
25.02.2026
Özgür Özel’le buluşma

Özgür Özel’le on yılı aşkın bir süre önce Salihli Şiir İkindileri sırasında tanışmıştık.

Devamını Oku
18.02.2026
Hiç bahar olmadı...

Bu hafta köşemi, kardeşim, sevgili yol arkadaşım Orhan Aydın’ın, sevgili kızı Eylem Şafak’ına yürek burkan seslenişine bırakıyorum.

Devamını Oku
11.02.2026
Tunç Soyer neden hapiste?

Tunç Soyer benim için yüzünden gülümseyişi hiç eksik olmayan bir insandır.

Devamını Oku
04.02.2026
Ne kadar yapay değiliz?

Yapay zekâ konusu zihnimi kurcalamayı sürdürdüğünden özlü ve özet bir tarif için internete bir daha baktım.

Devamını Oku
28.01.2026
Kardeş İran’ı düşünürken

Doğu sınırımızda yer alan İran, Türkiye’nin iki katını aşan yüzölçümü (1.648.195 km2 ) ve yaklaşık 86 milyon nüfusuyla en büyük sınırdaşımızdır.

Devamını Oku
21.01.2026
Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025
Vatan

Yazmayı tasarladığım yazının başlığı olarak günlerdir zihnimde “vatan” sözcüğünü dolaştırıyorum.

Devamını Oku
23.07.2025
Türkiye düşünüyor

“PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa... Asıl soru budur... Çocuk mu kandırıyorsunuz?”

Devamını Oku
16.07.2025
Denklem çözülürken

Bu kadar kötülük tek bir kişinin ya da bir grup insanın eseri mi, yoksa daha geniş çevrelerce hazırlanan bir planın uygulanması mıdır?

Devamını Oku
09.07.2025
Kalbinde dünyayı taşımak

“O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan... Uğrunda asılırız...

Devamını Oku
02.07.2025
Yeni Türkiye?(2)

Geçen haftaki yazıma “Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz” sorusuyla başlamış...

Devamını Oku
25.06.2025
Yeni Türkiye?

Epey zamandır iktidar çevreleri bu sözü ağızlarında geveleyip duruyor: Yeni Türkiye! Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz?

Devamını Oku
18.06.2025
Nekâhet

Birinci a harfinin inceltme işaretiyle yazıldığı bu Arapça sözcük, bir hastalık sonrasında sağlık ve güç kazanıncaya kadar geçen zayıflık dönemi demekmiş.

Devamını Oku
11.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (3)

Doğu Batı Yayınları’nın üç kitapta yayımlanan “Modern Türk Şiirinin Doğuşu” dizininin ilk kitabı üzerine yazmayı sürdürüyorum.

Devamını Oku
04.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (2)

İlki 30.10.24’te bu sütunda yayımlanan yazı dizisinin ikincisiyle, Doğu Batı Yayınları ürünü “Modern Türk Şiiri” kitapları üzerine düşünmeyi sürdürüyorum.

Devamını Oku
28.05.2025