Orhan Velinin evi
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Orhan Velinin evi

04.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

13 Nisan 1914’te sabah saat 7’de Beykoz’da ailesinin oturduğu ahşap bir köşkte dünyaya gelen Orhan Veli Kanık, Ankara’da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukura bir akşam vakti düşüp birkaç gün sonra 14 Kasım 1950’de İstanbul’da Cerrahpaşa hastanesinde beyin kanaması tanısıyla yaşama veda ettiğinde sadece 36 yaşındaydı.

Bütün Şiirleri adı altında toplanan, sayısız baskı sayısına ulaşan ve Türkçe var oldukça sayısız yeni basım yapılacak olan kitabında, bir bölümü takma bir adla 1936- 1938 yıllarında Varlık dergisinde yayımlanan ilk gençlik şiirleriyle özgür koşuk ürünü yine ilk gençlik ürünü şiirleri; Garip (1945) adlı ortak kitapta, Vazgeçemediğim (1945), Yenisi (1947), Karşı (1949) adlı kitaplarda topladığı şiirlerle Destan Gibi (1945) adını verdiği uzun şiir ve genellikle 1949-1950 yılları ürünü, kitaplaşamamış son şiirleri yer almaktadır.

***

Ölçülü uyaklı ilk şiirleri üzerinde kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. Bilmiyorum, belki de yapılmıştır. Sadece bu şiirleri bile, kullanılan hece ölçülerinin çeşitliliği, durak yerlerinin özgünlüğü, “karanlıkta ağzının yerini/ arıyor deli gibi hafızam” türünden, okuduğum liseli yıllarımdan bugünlere aklımdan çıkmayan dizeleriyle, hece şiirimiz içinde onların genç şairine sağlam bir yer kazandırır.

Orhan Veli şiiriyle olduğu kadar yaşamıyla ve kaderiyle şiirde ilk büyük aşkım, ilk göz ağrımdır.

***

Onun, Garip hareketini birlikte yarattıkları arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet’le şiirimize kazandırdıkları büyük yeniliğin bu şiire günlük konuşma dili söyleyiş rahatlığını, akıcılığını, deyimlerini kazandırdıkları bilinir.

Kısalık, özlülük, sözü uzatmadan bir çırpıda ve kimi kez acı bir espri tadında söyleyiş, ölçüsüz uyaksız Orhan Veli şirinin en baştan başlıca özelliklerindendir. İkisi de 1939 tarihli, yani şair 27 yaşındayken yazılmış şu iki şiire bakalım:

Gangster

(Hitler. Kendini edebiyata verecek)

Şiir yazdım bunca senedir,/ Ne buldum?/ Eşkıyalık edeceğim bundan sonra// Haberi olsun yol kesenlerin/ İş yok artık kendilerine/ Dağ başlarında.// Mademki ekmeklerini alıyorum/ Ellerinden,/ Buyursunlar onlar da benim yerime/ Münhal var edebiyat âleminde.

Bu şiirin, Nazi Almanya’sının İkinci Dünya Savaşı’nı fiilen başlattığı Polonya saldırısı ve işgaliyle aynı tarihte, Eylül 1939’da yazıldığını belirtelim.

Yine Eylül 1939’da yazılan ikinci şiirde eleştirinin daha açık oluşunun yanı sıra Ahmet Haşim’in ünlü Karanfil şiiri odağa alınarak eleştiri oku iğneleyici bir alayla, toplumsal sorunlara kayıtsız bir şiir anlayışına yöneltilmektedir:

Karanfil

Hakkınız var, güzel değildir ihtimal/ Mübalağa sanatı kadar,/ Varşova’da ölmesi on bin kişinin,/ Ve benzememesi/ Bir motorlu kıtanın bir karanfile,/ “Yârin dudağından getirilmiş.”

***

Orhan Veli’nin toplumcu aydın kimliğinin, yenilikçi şair ününün bir ölçüde gölgesinde kalmış olması ona yapılmış büyük bir haksızlıktır.

1 Ocak 1949’da yayımlanmaya başlayan, 1950 Haziran’ına kadar 28 sayı yayımlanan Yaprak dergisi, toplumcu bir yayın organı olarak Orhan Veli’nin şiirlerinin ve yazılarının yanı sıra dönemin belli başlı ilerici-toplumcu şair, yazar ve sanatçılarını çevresinde ve sayfalarında buluşturmuştu.

Arkadaşları Orhan Veli’nin ölümü sonrasında 1 Şubat 1951’de onun anısına Son Yaprak adıyla bir son sayı yayımladılar.

***

Alışıldık anlamıyla ölçü ve uyağı reddeden Orhan Veli, Türkçemizde ses ve söz uyumunun en seçkin örneklerini de vermiştir. “Karşı”da yer alan “Gün Olur” bu uyumun, Türkçe yaşadıkça yaşayacak olan ölümsüz örneklerinden sadece bir tanesidir:

Gün Olur

Gün olur, alır başımı giderim/ Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda/ Şu ada senin, bu ada benim/ Yelkovan kuşlarının peşi sıra// Dünyalar vardır düşünemezsiniz,/ Çiçekler gürültüyle açar;/ Gürültüyle çıkar duman topraktan.// Hele martılar, hele martılar,/ Her bir tüylerinde ayrı telaş!..// Gün olur, başıma kadar mavi;/ Gün olur başıma kadar güneş;/ Günolur, deli gibi...

***

Ülkeler ve diller büyük evlatlarıyla var olur. Orhan Veli’nin doğduğu, bir zaman yaşadığı evin bugüne kadar onun adını taşıyan ulusal bir kültür-edebiyat müzesi olmayıp şimdi de özel mülk olarak satışa çıkarılması, ilgili olması gereken kurum ve kişilerin bilinçsizlik ve sorumsuzluğundan da öte, ülkemize ve dilimize karşı işlenmekte olduğu bir cinayettir.

Yazarın Son Yazıları

Orhan Velinin evi

13 Nisan 1914’te sabah saat 7’de Beykoz’da ailesinin oturduğu ahşap bir köşkte dünyaya gelen Orhan Veli Kanık, Ankara’da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukura bir akşam vakti düşüp birkaç gün sonra 14 Kasım 1950’de İstanbul’da Cerrahpaşa hastanesinde beyin kanaması tanısıyla yaşama veda ettiğinde sadece 36 yaşındaydı.

Devamını Oku
04.03.2026
Kötülüğün sınırı

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım...

Devamını Oku
25.02.2026
Özgür Özel’le buluşma

Özgür Özel’le on yılı aşkın bir süre önce Salihli Şiir İkindileri sırasında tanışmıştık.

Devamını Oku
18.02.2026
Hiç bahar olmadı...

Bu hafta köşemi, kardeşim, sevgili yol arkadaşım Orhan Aydın’ın, sevgili kızı Eylem Şafak’ına yürek burkan seslenişine bırakıyorum.

Devamını Oku
11.02.2026
Tunç Soyer neden hapiste?

Tunç Soyer benim için yüzünden gülümseyişi hiç eksik olmayan bir insandır.

Devamını Oku
04.02.2026
Ne kadar yapay değiliz?

Yapay zekâ konusu zihnimi kurcalamayı sürdürdüğünden özlü ve özet bir tarif için internete bir daha baktım.

Devamını Oku
28.01.2026
Kardeş İran’ı düşünürken

Doğu sınırımızda yer alan İran, Türkiye’nin iki katını aşan yüzölçümü (1.648.195 km2 ) ve yaklaşık 86 milyon nüfusuyla en büyük sınırdaşımızdır.

Devamını Oku
21.01.2026
Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025
Vatan

Yazmayı tasarladığım yazının başlığı olarak günlerdir zihnimde “vatan” sözcüğünü dolaştırıyorum.

Devamını Oku
23.07.2025
Türkiye düşünüyor

“PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa... Asıl soru budur... Çocuk mu kandırıyorsunuz?”

Devamını Oku
16.07.2025
Denklem çözülürken

Bu kadar kötülük tek bir kişinin ya da bir grup insanın eseri mi, yoksa daha geniş çevrelerce hazırlanan bir planın uygulanması mıdır?

Devamını Oku
09.07.2025
Kalbinde dünyayı taşımak

“O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan... Uğrunda asılırız...

Devamını Oku
02.07.2025
Yeni Türkiye?(2)

Geçen haftaki yazıma “Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz” sorusuyla başlamış...

Devamını Oku
25.06.2025
Yeni Türkiye?

Epey zamandır iktidar çevreleri bu sözü ağızlarında geveleyip duruyor: Yeni Türkiye! Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz?

Devamını Oku
18.06.2025
Nekâhet

Birinci a harfinin inceltme işaretiyle yazıldığı bu Arapça sözcük, bir hastalık sonrasında sağlık ve güç kazanıncaya kadar geçen zayıflık dönemi demekmiş.

Devamını Oku
11.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (3)

Doğu Batı Yayınları’nın üç kitapta yayımlanan “Modern Türk Şiirinin Doğuşu” dizininin ilk kitabı üzerine yazmayı sürdürüyorum.

Devamını Oku
04.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (2)

İlki 30.10.24’te bu sütunda yayımlanan yazı dizisinin ikincisiyle, Doğu Batı Yayınları ürünü “Modern Türk Şiiri” kitapları üzerine düşünmeyi sürdürüyorum.

Devamını Oku
28.05.2025
Ahtapot

Ahtapot şirin bir varlıktır.

Devamını Oku
21.05.2025