Aykut Küçükkaya

Tarihsel bir izdüşüm...

16 Ağustos 2021 Pazartesi

Masamda tuğla gibi bir kitap: “Türkiye’de Gazetecilik, Genel Yayın Yönetmenleri Üzerinden Tarihsel Bir İzdüşüm. Yaşananlar, Tanıklıklar, Hatıralar...”

Eser, Prof. Dr. Barış Bulunmaz ve Dr. Birsen Çetin’in ortak çalışması... Prof. Bulunmaz Önsöz’de adı epeyce uzun eseri şu cümlelerle özetliyor:

“Kitabımız iki temel bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, bir bakıma Türkiye’de gazeteciliğin doğuşundan başladık ve gelecekte gazetecilik mesleğinin nerede, ne şekilde ve nasıl konumlandırılacağına yönelik öngörülere kadar uzandık. İkinci bölümde, Türkiye’de gazetecilik alanında hem satış oranları hem de etkileşim bakımından etki gücü en yüksek olarak gördüğümüz 8 gazeteyi kitabımıza dahil ettik. Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet, Sabah, Habertürk, Akşam, Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin öncelikli olarak kuruluş ve tarihsel gelişmelerine yönelik bilgiler verdik. Daha sonra ise çalışmanın diğer çalışmalardan farklı bir yönünü daha ortaya koyacak olan, bahsedilen gazetelerin genel yayın yönetmenliği görevini yapmış/yapmakta olan gazetecilerle ‘Türk Medya Tarihi Röportajı’ yaptık. Hürriyet gazetesinden Ertuğrul Özkök, Cumhuriyet gazetesinden Aykut Küçükkaya, Milliyet gazetesinden Mehmet Y. Yılmaz, Sabah gazetesinden Rahmi Turan, Yeni Şafak gazetesinden İbrahim Karagül, Habertürk gazetesinden Fatih Altaylı, Sözcü gazetesinden Metin Yılmaz ve Akşam gazetesinden İsmail Küçükkaya ile yaptığımız röportajlar sayesinde farklı dönemleri, farklı deneyimleri ve farklı bakış açılarını bir bütünsellik içinde okuyucuya aktarmaya çalıştık. Hem iletişim fakültesi öğrencileri hem de meslek profesyonelleri ile gazetecilik mesleğine ve medya sektörüne ilgi duyanlar açısından bu eserin fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

***

Bulunmaz ve Çetin, her isimden birer cümleyi kitabın arka kapağına Önsöz’deki sıralamayla taşımışlar... 

Ertuğrul Özkök: Benim için Hürriyet gazetesi çok uzun sezonlar devam eden Friends dizisi gibi olmalıydı...

Aykut Küçükkaya: Cumhuriyet’i tüm gazetelerden ayrı bir yerde tutuyorum, dünyanın bence en özel gazetesidir.

Mehmet Y. Yılmaz: Demokrasi yoksa gazetecilik yok.

Rahmi Turan: Teknoloji eski yıllarda bugünkü gibi değildi, ama daha iyi gazeteciler, daha iyi yazarlar vardı.

İbrahim Karagül: Türkiye’de gazeteciliğin üretmediğini düşünüyorum artık.

Fatih Altaylı: Medyanın tam olmasa da biraz daha pirüpak görünmesi gerekir.

Metin Yılmaz: Gazete patronunun başka işi olmayacak.

İsmail Küçükkaya: Türkiye’de her zaman tam bağımsız ruhlu gazeteciler olmuştur.

***

Prof. Bulunmaz ve Dr. Çetin’le gazetemdeki odamda yaptığımız keyifli sohbetin üzerinden aylar geçmişti. Kitap ete kemiğe bürünüp elinize ulaştığında, sayfaları çevirmeye başladığınızda iki akademisyenin harcadığı emeğe tanık oluyorsunuz. Tıpkı “gazetecilik” gibi!.. Cumhuriyet’in simge ismi Uğur Mumcu bir yazısında gazeteciliği şöyle tanımlar: 

“Gazeteciyi nasıl tanımlarsınız? Kimdir gazeteci, ne yapar? İşlevi nedir? Gazeteci, her konuda fikir ileri süren, her şeyi bilen insan demek midir? Hayır. Nereden bilecek gazeteci her şeyi? 

Ben kendime göre bir tanım yapayım:

- Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. 

Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.”

Söz gazetecilik üzerine bir kitaptan açıldı, ağabeyimiz Uğur Mumcu’ya geldi. Cumhuriyetçiler, Cumhuriyet emekçileri Uğur Mumcu’nun izinde mesleğini yapmaya devam edecek!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oktay Akbal’a mektup... 30 Ağustos 2021