Barış Doster

Joe Biden döneminde ABD ne yapabilir?

20 Ocak 2021 Çarşamba

ABD’de Joe Biden ile birlikte yeni bir dönemin başlayacağını yazıyor kimi yorumcular. Yeni başkanın, Avrupa’yla bozulan ilişkileri onaracağını, NATO’yu daha fazla önceleyeceğini, iç siyasette kurumları, dış politikada ikili ilişkilerden çok kurumsal ilişkileri önemseyeceğini söylüyorlar. Bunu da başkanın tarzı, tutumu, tercihleriyle açıklıyorlar. Fakat yanılıyorlar. Çünkü bu işler tercihlere dayanmaz. Mecburiyetlere ve ihtiyaçlara dayanır. Kişisel beklentiler değil, nesnel koşullar belirleyicidir.

Öncelikle şunu bilelim: Dış politikada yersiz, zamansız, abartılı sözlere yer yoktur. Bu türden söylemler ve talepler, ne kendi ittifakınızı tahkim eder ne karşı cepheyi böler. Tersine, rakiplerin birleşmesine, aralarındaki dayanışmayı pekiştirmesine yol açar. Oysa siyasette ve diplomaside dost cepheyi çoğaltmak ve güçlendirmek kadar karşı cepheyi kendi içinde ayrıştırmak, parçalamak da önemlidir.

ABD’nin müttefikleri, dostları, stratejik ortakları belli. Hasım devletler dediği devletler de biliniyor. Lakin ABD, devlet kapasitesinin, hegemonya kabiliyetinin gerilemesine koşut olarak, kendini daha az güvende hissediyor. Bu da onu daha kuşkucu ve öfkeli yapıyor. İki hafta önce Kongre binasının basılması ve sonrasında yaşanan olaylar da ABD’nin bu ruh halinin, toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik sorunlarının kanıtıydı.

TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİN SEYRİ NE OLUR?

Türkiye-ABD ilişkileri de çok sorunlu. Üstelik sorunların büyük bölümü yapısal. Sorunlar; hem iki ülkenin öncelikleri, beklentileri, hedefleri, çıkarları, ölçekleriyle hem de dünyanın yönelimiyle ilgili. Türkiye’nin bölgesindeki yalnızlığı malum. ABD, bundan yararlanmak istiyor. O nedenle Türkiye’yi siyasi, iktisadi, askeri, diplomatik düzlemde istikrarsızlaştıracak adımlar atıyor. Milli Mücadele sonrası, 2. Dünya Savaşı sonrası, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ve Soğuk Savaş sonrası yalnız kalma endişesine kapılan Türkiye’nin sorunlarını, sıkıntılarını biliyor ABD. Bu noktalardan çullanıyor.

Gerektiğinde NATO’yu da kullanıyor ABD. 1966’da, Charles de Gaulle döneminde, NATO’nun askeri kanadından ayrılan Fransa, 2009’da askeri kanada dönerken, Türkiye’nin hiçbir koşul öne sürmediğini biliyor ABD. 1974’te, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında NATO’nun askeri kanadından çekilen Yunanistan’ın, 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra, ekim ayında, darbecilerin başı Kenan Evren’in oluruyla, askeri kanada döndüğünü iyi anımsıyor ABD. Eski Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in, 2009’da NATO Genel Sekreteri olmasına, Türkiye’nin önce itiraz edip, sonra kabul ettiğini unutmuyor ABD. Türkiye’nin; NATO’nun füze kalkanına 2010’da nasıl evet dediğini, 2011’deki Libya müdahalesine önce karşı çıkıp, sonra nasıl desteklediğini hatırlıyor ABD. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.

Asıl mesele şudur: Emperyalist güçlerin öncülük ettiği uluslararası kuruluşların amacı; devletleri hizaya sokmak, ülke yönetimleri üzerinde nüfuz kurmak, milletlerin sadakatini satın almaktır. ABD’nin ve ABD’nin işgal, saldırı aygıtı olan NATO’nun, Joe Biden döneminde farklı davranacağını beklemek, gerçekçi değildir. Hayalciliktir. Yapılması gereken; Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönmek, akıl ve bilimin ışığında yürümek, öncelikle kendi gücümüze güvenmek ve bölgesel ittifaklara öncelik vermektir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları