Barış Doster

Kimlik siyaseti ve demokrasi

11 Haziran 2022 Cumartesi

Türkiye, iki gündür kimlik siyasetini konuşuyor. İyi Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhepsel kimliği hakkındaki çirkin sözleri üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, pek çok siyasetçi yorum yaptı. Oral’ın sözlerini, bir zihniyetin dışavurumu olarak görenler de var, bir toplumsal, kültürel, siyasal, dinsel gerçekliğin ifadesi olarak görenler de. Patavatsızlık, kabalık, ilkellik olarak görenler de var, dil sürçmesi olarak görenler de.  

 Neresinden bakarsak bakalım, insanların; etnik, dinsel, mezhepsel kimliğiyle tanımlanması, bu kimlikleri nedeniyle sınıflandırılması, dışlanması, ötekileştirilmesi, düşmanlaştırılması hem o insana hem de topluma yapılacak en büyük kötülüktür. Çok ilkel, geri, çağdışı bir yaklaşımdır. Çünkü insan; anasını, babasını, etnik, dinsel, mezhepsel kimliğini, cinsiyetini, ten rengini, kan grubunu kendi seçmez. Çünkü insanı doğum yeriyle, etnik kimliğiyle, mezhebiyle tanımlamak, o insanı sınırlamaktır. Doğduğu güne, doğduğu yere hapsetmektir. Yaşamı boyunca yaptıklarını, edindiklerini, başardıklarını, öğrendiklerini yok saymaktır. Çünkü insan; bilinciyle, birikimiyle, erdemiyle, yaptıklarıyla, nitelikleriyle, eğitimiyle, mesleğiyle, kendisine kattıklarıyla değil dünyaya, insanlığa kattıklarıyla da vardır.  

 Dahası var, eğer siyasal partiler; mezheplere, etnik kimliklere göre şekillenecekse, orada demokrasi olmaz. Etnik, dinsel, mezhepsel kota, kontenjan ve kompartımanlar üzerinden yapılan siyasetin sonuçlarını Lübnan ve Irak’ta görüyoruz. Sırf bu durum bile laikliğin ne denli önemli, ne kadar vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor. Yaşadığımız uzay çağında, teknoloji çağında, bilgi çağında, ülkemizin gündeminin ortaçağ kalıntısı, feodalizm artığı olan kimlik siyaseti olması, insanı gelecek adına üzüyor, karamsarlığını artırıyor. Kuramsal olarak demokrasinin en temel kurumlarından olan siyasi partilerin düzeyinin bu olması, demokratik kültürün gelişimini de yavaşlatıyor üstelik. Bu yapılarıyla, demokrasiye hizmet etmelerinin mümkün olmadığını düşünmemize neden oluyor. 

DEMOKRASİYİ BÖYLE Mİ GELİŞTİRECEKLER?   

İyi Partili Oral, sosyolojik bir saptama yaptığını öne sürse de siyasetin ne anlama geldiğinden, neyi hedeflediğinden habersiz. Çünkü siyasi partilerin, demokrasiye hizmet etmesi, demokrasiyi güçlendirmesi için, öncelikle kendilerinin demokratik olması gerekir. Kendi içlerinde, kendi işleyişlerinde demokrat olmayan siyasi partilerin, ülkemizde demokrasiyi kökleştirmeleri olanaksızdır. Ülkemizdeki partilerin çoğu, siyasal bilinç temelinde siyaset yapmadıklarından, dinsel inanç, etnik kimlik ve lider odaklı siyasetten kurtulamadıklarından, üstelik sadece sağ partilerde değil, sol partilerde de benzer kimlikler öne çıktığından, Türkiye’de yurttaşlık kültürü ve demokratik bilinç de yeterince gelişmiyor. Siyasetin sağı ve solu, sınıf temelli, ideoloji temelli, program temelli, ekonomi - politik temelli tartışma yapmak yerine, hemşeri dayanışmasını, etnik bağları, feodal ilişkileri tercih ediyor.  

Bu çarpık, sağlıksız, ilkel düşünce, her ne kadar eski gücünde olmasa da gençler arasında karşılık bulmasa da siyaset başta olmak üzere, hayatın her alanını etkiliyor. O nedenle de yurttaş bilincinin, sınıf kimliğinin ve ulusal birliğin en büyük düşmanı olmayı sürdürüyor. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları