Deniz Yıldırım

‘Kopyala - yapıştır’ stratejilere karşı

14 Kasım 2020 Cumartesi

Dünyada yükselen yeni otoriter dalgayı göğüslemede Sanders tarzı anti-neoliberal ekonomi programı ya da Biden tipi siyasetsiz siyaset taktiği yeterli olur mu?” Geçen cumartesi Amerikan seçimlerine bakıp yazıyı bu soruyla bitirmiştim. Üzerine düşünelim mi? Bizi de yakından ilgilendiriyor bu soru.

Önce Biden tipi “siyasetsiz siyaset” taktiğine bakalım. Niye “siyasetsiz siyaset” diyoruz? Çünkü hem Trump’ı yükselten ekonomik düzenle sorunu yok hem de Demokratların hâkim sistemden ekonomik program olarak sapmalarına olanak verebilecek Sanders tipi alternatifleri bastırarak öne çıktı. Bunun ardındansa rakibinin yönetme tarzından rahatsız olan seçmen kitlelerini etrafında toplamaya dayanan bir seçim stratejisi geliştirdi. Başarılı oldu mu? Seçim siyaseti açısından evet. Seçimi bir karşıtlık zeminine oturttu, seçmenleri Trump korkusu etrafında siyasallaştırdı. Diğer yandan geniş cepheli ve dar hedefli yaklaşımla kendi adaylığının, yaşının, programatik zayıflığının tartışılmasını önledi; “Trump gitsin de” perspektifini öne geçirdi ve kazandı.

Bu siyaset bizde tutar mı? Tek başına yetmez. Temel nedeni, Erdoğan karşıtlığına sıkışmış bir siyaset zemini kuracak olması. Oysa Erdoğan’ın siyaset tarzı, muhaliflerini kendisine karşıtlıktan öte bir şey savunamamakla suçlamaya, kendi siyasetini “hizmet ve icraat” ile özdeş kılmaya ve bu sayede seçimleri kazanmaya dayanıyor. Rakiplerinin, ülkenin bunca birikmiş sorunu karşısında “Erdoğan gitsin de”nin ötesine geçmeyen bir hedefe sıkışması, çarelere ikna edecek somut bir programı görünür kılmaması, bir süre sonra Erdoğan’ın, rakipleri arasındaki ideolojik, siyasal çelişkilere oynamasına, karşı ittifaklar içine “yerlilik, millilik” üzerinden hamleler yapabilmesine de olanak tanıyor.

Kaldı ki Erdoğan siyaseti, yeni koşullara uyum sağlama, iktidarı kalıcılaştırmak için hızlı manevralar yapma konusunda da 18 yıllık bir tecrübeye sahip. ABD seçimleri sonrasında hem ekonomide hem de siyasette değişim işaretlerini bu kadar hızlı vermeleri de bunun kanıtı. Kartlar yukarılarda yeniden karılıyor.

Değerler

Bir yandan da Erdoğan, ABD örneğinde, iki adaylı bir seçimde karşıtların başkana karşı birleşmesinin olası sonuçlarını gördü. Bu riski almaz. Büyük olasılıkla şimdi sistem değişikliğini de gündeme getirecek ve muhalefetin “Damat gitsin”, “parlamenter sisteme geçilsin” başlıklarına sıkışan iki talebini de boşa düşürecektir. Zaten ilki sağlandı. Amaç iktidarda kalmaktır, hangi sistemle olduğunun önemi yoktur bu hareket için. Hele ki şu şartlarda bile partisi anketlerde birinciyken. Ayrıca sahip olunan ekonomik ve siyasal güç, seçimlerin serbest ve adil gerçekleştirilmesini önleyen otoriter düzenek, Türkiye’deki iktidarı Trump’ın henüz yerleşememiş iktidarından ayrıştırıyor. Şartlar aynı değil.

Gelelim diğer başlığa. Sanders tipi, neoliberalizm karşıtı bir program yeterli mi? Tek başına bu da yetmez. Trump’ın da, İngiltere’de Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin de, Erdoğan’ın partisinin de en büyük gücü, ekonomik meseleleri “değerler” alanıyla ilişkilendirmeleri, bu sayede halkın ortalama değerler haritasında kendilerini konumlandırabilmeleri. Genel olarak muhafazakâr ve milliyetçi siyasetlerin “aile, din, vatan” gibi kolektif aidiyet hissini canlı tutan değerler üzerinden kendilerini var ettikleri, siyasetlerini bu değerlerin temsiliyeti iddiası üzerine kurdukları biliniyor. Erdoğan bu açıdan da oldukça avantajlı. Bir yandan din, diğer yandan milliyetçilik siyaseti ve ittifaklarıyla, salt ekonomik zeminde bir kutuplaşmanın, tartışmanın siyasal alana hükmetmesini önlüyor. Dolayısıyla, sadece ekonomik alana sıkışan, bunu ilerici temelde toplumsal değerler alanında rakip bir söyleme dönüştürmeyen siyasetlerin şansı zayıflıyor. Bilinen son örneklerden birisi de İngiltere’de İşçi Partisi lideri Corbyn’in son seçimlerde Muhafazakâr Parti karşısında yaşadığı büyük yenilgi.

Strateji geliştirirken “kopyala - yapıştır” mantığıyla hareket etmemek için bunları hatırda tutmak gerekiyor.


Yazarın Son Yazıları

Yeraltından Notlar 9 Ocak 2021
Bir fragman olarak 2020 30 Aralık 2020
Platform’dan önce: Palto 26 Aralık 2020
İstikrar kimler için? 23 Aralık 2020
Ekmek siyaseti 16 Aralık 2020
Ahlat Ağacı 5 Aralık 2020