Elçin Poyrazlar

Metroda, sokakta, evde

26 Kasım 2021 Cuma

Bir kadın her sokağa çıktığında üstüne korku ve tedirginlik giyer. 

O korku ve tedirginlik kisvesi altında arkasına bakarak yürür, üstüne üstüne yürüyen, adımları sert erkekleri görerek kaldırım değiştirir.

Bir kadın metroda, otobüste, kapalı alanlarda sırtını ya başka kadınlara ya da duvara dayamak ister. 

Akşam bastırdığında topuklarının çıkardığı sesten en başta kendisi irkilir. 

O topuk seslerinin, bıçaklı failleri cinai eylemlere sürükleme ihtimalini adı gibi bilir. 

Apartman kapısına aceleyle sokar anahtarını ve onu takip eden failden kaçmak için hızla kapatır kapıyı. 

Bir kadın metroda bir vagon dolusu insanla bile hayatının tehlikede olduğunu çoktan öğrenmiştir. 

Ona savrulan küfürlerin, tokada ve yumruğa dönüşeceğini, karşılık verdiği anda bıçak darbeleriyle bedeninin hiç sebepsiz deşileceğini bilir. 

Çünkü ülkenin en bilindik masalıdır bu. 

Yalnızca ‘sert çıkışlar’ yaptığını savunan erkeklerin şiddet söylemi ve eylemi, bahaneler ve sözde tahriklerle kol kola girerek iktidar dağını inşa eder. 

Kadının hayatı şiddet iktidarının pekiştirildiği, tekrar tekrar yaratıldığı ve sıvazlandığı alanın tam göbeğindedir. 

Kadının hayatı, erkeğin savurduğu bıçağın çizdiği dairenin çapıyla hesaplanır. 

Silahın namlusu, halatın düğümü, kılıcın kenarı, kütüğün ağır yanı, şişin ucu ve erkeklerin çıplak elleri belirler kadının yaşamını. 

On binlerce kadın kendi evine girdiğinde düşman bölgesine sızmış bir casus gibi hissediyorsa eğer… 

O zaman o ülkenin tamamı suç mahallidir. 

Sokakta, metroda, okulda, işte, evde ve kendi bedeninde… 

Şiddeti küçücükken tanıyan, öğrenen, onunla birlikte yaşamaya çalışan kadınlar için…

İktidar şiddeti, şiddet de iktidarı doğurur. 

Kadın kurban, mağdur, edilgen, yalnız, sessiz, köşede kalmaya mecbur bırakılır. 

Ta ki kadınlar şiddet-iktidar sarmalını elleriyle yırtmaya karar verene kadar. 

Mesela bir kadın savcı soruşturma dosyasında ‘Şiddet önce dilde başlar, sonra eyleme döner’ der. 

Şüphelinin eyleminin ‘Tüm kadınların özgürce yaşama, sokakta bulunma ve hayatlarına devam etme haklarına saldırı’ olduğunu söyler.  

‘Sokaklar, metrolar korku dolu değil, güven dolu olmalıdır’ kanaatiyle şüphelinin tutuklanmasını talep eder. 

Cezasız kalan her şiddetin bir sonraki vahşetin babası olduğunu en başta kadınlar sezer.

Kadınlar derilerine yapışan korku ve tedirginlik giysisinden usandılar. 

Sokakları, metroları ve diledikleri her mekanı özgürce ve güven içinde sahiplenmek için o giysiyi yırtıp atacaklar. 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları