Kuralsız demokrasi

12 Ocak 2016 Salı

Başkanlık tartışmaları, bir referandum olasılığını gündeme getiriyor.
Hangi koşullar altında nasıl bir referandum?
Bu sorunun yanıtı ancak son yıllardaki seçim süreçlerine bakılarak verilebilir.

***

Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin artık yerlerde süründüğü sadece içerdeki değil, dışardaki gözlemcilerin de kabul ettikleri bir gerçek:
Çeşitli oyunlarla medya mülkiyetine el koymalar, medya üzerindeki baskılar, vergi cezaları, hapisteki gazeteciler, gösteri ve yürüyüş yapanların terörist örgüt üyeliğiyle suçlanmaları, Cumhurbaşkanı’nı eleştirenlerin hakaret gerekçesiyle mahkûm edilmeleri, yaşamın her kesimindeki mezhep baskısı, eğitimin laik ve evrensel boyutlardan uzaklaşması ve buna benzer pek çok süreç, Türkiye’deki rejimin artık demokratik diye adlandırılmasını iyice zorlaştırmıştır.

***

Fakat işin çok vahim tarafı, temel hak ve özgürlükler bağlamına gelmeden önce, daha seçim aşamasında, mevcut rejimin sakatlanmış olduğu gerçeğidir!
Bu sütunda defalarca dile getirilmiş olan seçmen listelerinin iktidar tarafından hazırlanması, kontrol edilme olanaklarının sınırlı ve kısıtlı olması, seçim sonuçlarının yine iktidarın denetiminde olan bir internet sitesinden yayımlanması, sonuçların hesaplanmasında dışardan müdahalelere açık bir sistemin kullanılması, tırnak boyasının uygulanmaması gibi gerçekler bir yana:
Seçimlerdeki yarış ve genel ortam da şeffaf ve adil değildir.

***

Cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana seçim meşruiyeti iyice zedelenmiştir:
Başbakan’ın, görevinden istifa etmeden girdiği cumhurbaşkanı seçiminin sonucunu adil olarak kabul etmek olanağı yoktur.
Üstelik, tarafsız olması anayasa tarafından emredilmiş olan Cumhurbaşkanı, seçildikten sonra, 7 Haziran seçimlerine de doğrudan propaganda yaparak müdahale etmiştir.
Bu yetmiyormuş gibi, 7 Haziran seçimlerinden sonra da sonuçlar kabul edilmemiş, ülke zorla ve baskı altında, bombalar ve katliamlar ortamında, ikinci bir seçime götürülmüştür.

***

Bu geçmiş örnekler ve mevcut durumdaki yozlaşma ortadayken, sanki şeffaf ve adil bir referandum olanaklıymış gibi tartışma yapmak, tarihe de, siyasete de, hukuka da, insan aklına ve mantığına da haksızlık etmektir!
Ne yazık ki, artık bütünüyle iktidarın emrine girmiş olan yargı, demokrasiyi koruma ve kollama işlevini yerine getirememektedir.
Şimdi görev, siyasal partilerde, sivil toplum örgütlerinde ve bilinçli seçmendedir!  


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020