Madımak katliamı üzerine

Madımak katliamı üzerine

17.09.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Madımak katliamının kaçak sorumlularını yargılayan mahkeme, suçlamaları “zamanaşımı” gerekçesiyle düşürdü.

Ben bu katliamın bir “insanlık suçu” olduğunu ve bu nedenle de davanın “zamanaşımı” (eski deyimle, “müruru zaman”) gerekçesiyle düşürülmesinin yanlış bir karar olduğunu düşünüyorum.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “İnsanlığa karşı suçlar” kenar başlıklı 77. maddesinin dördüncü fıkrasında, bu maddede yazılı suçlar bakımından zamanaşımının işlemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Bence bu katliam bir “insanlık suçu” olduğu için, suçlamalar “zamanaşımı” gerekçesiyle düşürülemez!

Nitekim dün, Eren Aysan, konunun “İnsanlık” yönünü anlatmış ve Miyase İlknur da “zamanaşımı” kararını eleştirirken bu katliamın bir “İnsanlık Suçu” olduğunu yeterince vurgulamıştı.

Ben de bugünkü yazımda, bu katliamı neden “İnsanlık Suçu” olarak gördüğümü anlatacağım.

***

Madımak katliamı, olay sırasındaki görüntülerin ve mahkeme zabıtlarındaki ifadelerin ışığında, en az beş bakımdan bir insanlık suçudur:

1) Temelde, bir din ve bir mezhep adına, bu din ve bu mezhep saptırılmış biçimde yorumlanarak işlenen bir toplu ve örgütlü cinayet söz konusudur.

2) Öldürülenlerin çoğunluğu Alevi olmamakla birlikte, bir mezhebe karşı bir eylem niteliği taşımaktadır.

3) Katliam, yukarıdaki bu niteliklerine ek olarak, inançsızların ölümle cezalandırılması gibi bir hedefi de içermektedir.

4) Eylem sırasında saldırganlar tarafından da net olarak ifade edildiği gibi, Anayasa’mızın temelini teşkil eden Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ne karşıdır; bu rejimden intikam almaya yöneliktir.

5) Ayrıca, tarihsel ve siyasal olarak toplumumuzun bölünme eksenlerinden biri olan dinsel ve mezhepsel kimlik çatışması üzerinden gerçekleştirildiği için, Demokratik Cumhuriyet Rejimi’ne karşı girişilmiş olan Kahramanmaraş ve Sivas katliamları gibi, dinin siyasete alet edilmesi sonucu yaşanan, ülkemizin iç barışını, birliğini ve bütünlüğünü zedeleyen bir eylemler zincirinin önemli bir halkası niteliğindedir.

***

Ayrıca bu katliamın dikkat çeken başka bazı özellikleri daha vardır:

1) Eylem önemli bir hazırlık süreci ile gerçekleştirilmiştir.

2) Eylemin bir katliama dönüşmesinde, siyasal iktidarın önemli bir ihmali, müdahalede gecikmesi olduğu iddiaları çok yaygın olarak öne sürülmüştür.

3) Katilleri siyasal iktidara yakın olan avukatlar savunmuş, sonradan bu kişilerin çoğu çok önemli mevkilere gelmiştir.

4) Sanıklardan hâlâ kaçak ve mahkeme önüne çıkmamış olanlar vardır. Zamanaşımı kararı bunlar için verilmiştir.

5) Cumhurbaşkanı, geçenlerde mahkûmlardan birini sağlık sorunlarından dolayı affetmiş ve salıverilmesini sağlamıştır.

***

Önemli bazı hukukçular, bazı Demokratik Toplum Kuruluşları ve bazı sosyalist partiler bu “zamanaşımı” kararına karşı çıkmışlar ve yasal süreçleri sürdüreceklerini açıklamışlardır.

TOPLUM VİCDANINI KANATAN BU KARARIN YARGI SİSTEMİMİZ TARAFINDAN DÜZELTİLECEĞİNİ UMUYORUM.

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026
Hanımlar beyler, kıymayın bu Cumhuriyete!

Hanımlar Beyler...

Devamını Oku
14.06.2026