Erdal Sağlam

Enflasyonda kalıcı çift hane beklentisi

04 Temmuz 2020 Cumartesi

Dün açıklanan haziran ayı enflasyon rakamları ile birlikte “enflasyonda kalıcı çift hane beklentisi”nin arttığı gözleniyor. Dün açıklanan rakamlar, Merkez Bankası’nın uzun süreden sonra geçen ay faiz indirimine gitmemesinin gerekçesini de ortaya çıkarmış oldu.

Piyasaların beklentisi haziran ayında tüketici fiyat artışının yüzde 0.7 oranında artması yönündeydi. Açıklanan rakamlar, aylık yüzde 1.13’lük rakamın yanında yıllık artışın yüzde 12.6’yı aştığını gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamların, halkın enflasyonunu yansıtıp yansıtmadığı uzun zamandır konuşuluyor. TÜİK rakamlarında bile yıllık enflasyonun yüzde 12.6’ya ulaşmasının ötesinde, özellikle dar gelirlilerin harcama tercihleri nedeniyle, halkın enflasyonunun daha yüksek olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu arada enflasyonun dar ve sabit gelirliler aleyhine olduğunu, yüksek enflasyonun gelir dağılımı bozukluğunu iyice büyüttüğünü de gözden uzak tutmamak gerekiyor.

TÜİK’in açıkladığı rakamlar, piyasalarda bundan sonra yıllık enflasyon rakamının daha da yükseleceği, ekim ayından sonra düşmeye başlasa da en azından önümüzdeki bir yıl içinde çift haneli enflasyon rakamlarının kalıcı olacağı beklentisini yarattı.

Enflasyon rakamlarıyla birlikte, arz yönlü mü, talebin artması nedeniyle mi fiyatların yükseldiği tartışmaları canlandı. Değişik yorumlar yapılsa da herkesin üzerinde mutabık kaldığı konulardan biri, ekonomide gözüken toparlanmaya bağlı olarak talebin önümüzdeki dönem daha da artacağı, dolayısıyla enflasyondaki yükselişin devam edeceği yönünde. Bir başka deyişle, hükümetin kredileri bu kadar artıran politikalarının sonucu olarak enflasyonun yüksek seyretmeye devam etmesi kaçınılmaz.

Pandemi nedeniyle nisan-mayıs aylarında talebin çok düşük kalmasına rağmen fiyatlardaki artışın devam etmesi, ileriye dönük enflasyon açısından kötü bir sinyal veriyor. Geçen iki ayda enflasyonun beklentilerin üzerinde çıkması bundan sonraki artışın daha da hızlanacağı tahminlerine neden oluyor. Tüm dünyada pandemi nedeniyle duran talep enflasyonda ciddi düşüşlere yol açmış, gelişmiş ülkeler enflasyonun yükseltilmesine öncelik vermişti. Türkiye’deki durumun tersine gelişmesi, yapısal sorunların varlığını ve fiyat katılığını ortaya koyuyor.

Enflasyon konusunda moral bozan gelişmelerden biri çekirdek enflasyondaki yükseliş. Dolayısıyla çekirdek enflasyon rakamları önümüzdeki dönem manşet enflasyonun artacağının da bir kanıtı olarak gösteriliyor. Buna karşılık üretici fiyat artışları tek hanede seyretmeye devam ediyor. Üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki yakınlaşmanın ise artmaya devam eden talep nedeniyle ancak 1 yıl sonrasında birbirine yaklaşacağı tahminleri yapılıyor.

Hızlı toparlanma enflasyon yükseltecek

Bu arada kurların enflasyona etkisi açısından da geçen iki ayın çok baskın olmadığı söylenebilir. Bir ara 7.2 TL’yi aşan dolar kurunun hemen geri döndüğü, uzun süredir 6.8 TL civarında seyrettiğini hatırlayalım. Son günlerde gelişmekte olan ülkelere fon akışı olmasına rağmen Türkiye’nin bundan pay alamadığı gözleniyor. Buna karşılık dış kaynak ihtiyacının karşılanması açısından ekonomi yönetimi kalıcı bir çözümü hâlâ bulamadı. Önümüzdeki dönem dış kaynak sıkıntısının giderilememesi halinde kurların yukarı gelme ihtimali yüksek. Dolayısıyla kurlarda yukarı doğru bir hareketin, zaten artış eğilimindeki fiyat artışlarını daha da yükseltmesi sürpriz olmayacaktır.

Merkez Bankası’nın 9 aylık faiz indirim trendini mayıs ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında da sürdürmesi bekleniyordu. Ancak Merkez Bankası sürpriz yaparak faiz indirimlerine ara verdi. Bunun üzerine Merkez Bankası’na gelen öncü fiyat verilerinin yüksek olduğu tahminleri yapılmıştı ve dünkü rakamlar bu tahminleri haklı çıkardı.

Merkez Bankası, 2020 yıl sonu için belirlediği yüzde 8.5’lik enflasyon hedefini, yaptığı revizyonla yüzde 7.4’e indirmişti. Gerçekleşen rakamlar doğrultusunda Merkez Bankası’nın bu ay sonunda açıklayacağı Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon hedefini yeniden yükseltmesi bekleniyor. Piyasada yüzde 7.4’lük hedefin yüzde 8.5 veya 9’a çıkarılması bekleniyor. Merkez Bankası’nın son gelişmelere rağmen hedefte revizyon yapmaması ise zaten azalan güvenilirliğini iyice azaltacaktır.

Merkez Bankası’nın hedefi revize etse de yine tek hanede yani yüzde 10’un altında tutması bekleniyor. Ancak piyasadaki oyuncular dünkü rakamlarla beklentilerini yükseltmeye başladılar, önümüzdeki aylarda tahminlerin hemen hepsi yüzde 10’un üzerine çıkacağı yönünde.

Merkez Bankası’nın bu gerçeğe karşılık uyguladığı politikalarla, daha önce yüzde 3’ün üzerine çıkan negatif reel faiz oranı daha da büyüyecek. Buna rağmen Merkez Bankası’nın faiz artışı kararı vermesi siyasi kaygılarla zor gözüküyor. Ancak en azından birkaç ay yeni faiz indirimi artık çok zor.


Yazarın Son Yazıları