Erdal Sağlam

İşçiler de enflasyonla mücadeleye destek verdi

02 Şubat 2021 Salı

Yarın açıklanacak ocak ayı enflasyonunun yine yüksek çıkması bekleniyor. Piyasa ocak enflasyonunun yüzde 1.42, yıllık enflasyonun yüzde 14.68’e yükselmesini bekliyor. Rakamlar alınan tedbirlerin yılın ikinci çeyreğinde etkili olacağını gösteriyor.

Kritik soru “Cumhurbaşkanı’nın enflasyonla mücadeleye zaman tanınıp tanımayacağı” olacak. Merkez Bankası son Enflasyon Raporu’nda yılın ikinci çeyreğinden başlayarak enflasyonun düşmeye başlayacağını belirtirken, “faiz indiriminin konuşulması için çok erken” dedi. İndirim beklentilerinin aksine görünüm bozulursa ek faiz artırımı yapılacağını söyledi.

Enflasyon Raporu’nun ardından konuştuğum Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı, gerekli kararların alınması konusunda kararlı gördüm. Ağbal, enflasyonu belirli bir seviyeye çekmeden kalıcı bir büyüme beklenemeyeceğini, toplumun her kesimine bunu anlatmak gerektiği görüşünde. Bu amaçla, işçi ve işverenler ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya geleceği izlenimini edindim.

Ağbal, bunu daha önce başardığımızı, çok uzun bir süre olmadığını hatırlatarak yine aynı başarıyı yakalamamamız için hiçbir sebep bulunmadığını söylüyor. Bu nedenle toplum kesimleriyle yapacağı toplantılarda, enflasyonun düşük seviyelere inmesiyle nasıl kalıcı yabancı sermaye çektiğimizi, bu süreçte nasıl yüksek büyüme rakamlarına ulaştığımızı örnekleriyle anlatması beklenir.

Başkan Ağbal’ın bunu anlatması önemli çünkü yüksek büyüme sağlamak için para politikasının yeniden gevşemesi, bunun için faiz oranlarının indirilmesi yönündeki hemen artmaya başlayan baskıları ancak böyle dengeleyebilir.

Bu konuda geçen hafta iş dünyası temsilcilerinin enflasyonla mücadelede kararlı davranılması gerektiği konusunda yaptığı ortak açıklamanın, hem siyasi baskıyı hafifletmek hem de Ağbal’a moral vermek açısından çok önemli olduğunu gördük. Özel sektörün neredeyse tümünü kapsayan bu desteğin yanı sıra Cumhurbaşkanı ile görüşen işçi sendikaları konfederasyonlarının da uygulanan enflasyonla mücadele politikasına destek verdiğini, özellikle Türk-İş’in enflasyonla mücadelenin işçiler açısından da önemine dikkat çektiğini öğrendim.

İşçisiyle işvereniyle tüm iş kesiminin birden enflasyonla mücadeleye destek vermesinin ardında, her şeyden önce tüm kesimlerin istikrar talebi yatıyor. Bununla birlikte yeni ekonomi yönetiminin tüm kesimlerle diyalog içinde olması, taleplerin samimi biçimde dinlenmesi ve sonuç almak için çalışılması da herkesi memnun ediyor. Geçmiş ekonomi yönetimi sırasında hiçbir taleplerini iletemediklerini, kararların tek taraflı alındığı ve sekter, uzlaşmaz bir tutum izlendiğini, sohbetlerimizde belirten işçi ve işveren temsilcileri, ekonominin “ben yaptım, oldu” anlayışıyla yönetilemeyeceğini, diyaloğun artırılmasının yapılacak hataları da önlediğini söylüyorlar. Özetle; geçmiş ekonomi yönetiminden çok çektikleri için de yeni ekonomi yönetimine ellerinden gelen desteği vermeye çalışıyorlar.

REFORMLARA DESTEK ÖNEMLİ

Para politikasındaki alınan kararlara verilen desteğin yanında önümüzdeki dönemde açıklanması beklenen mali alandaki reformlara ve hukuk reformlarına verilecek destek de çok önemli olacak. İş kesiminin bu reformlara destek verdiğini biliyoruz ama şimdilik bunu bire bir görüşmelerde daha yoğun yapıyorlar, kamuoyuna açıklamalar yapmıyorlar. Ancak iktidarın da isteğiyle, açıklamalar sonrası yine reformlara destek açıklamaları beklenebilir.

Gördüğüm kadarıyla, iş kesiminde TOBB ile TÜSİAD’ın yanı sıra iktidara yakın MÜSİAD’ın da bu desteğe katılmasının özel bir önemi bulunuyor. Sermaye kesiminin tümüyle “Yönümüzü kararlı biçimde tekrar Batı’ya çevirmemiz gerekiyor, ekonominin geleceği buna bağlı olacak” noktasında birleştiği söyleniyordu, MÜSİAD’ın desteği bu birliği göstermek adına önemli bir adımdı. Yine Türk-İş başta olmak üzere işçi kesiminin de aynı anlayışta olduğunu, DİSK’in özellikle AB ile ilişkilerin geliştirilmesine uzun zamandır destek verdiğini zaten biliyoruz.

Kısacası; Türkiye’nin Avrupa ve ABD başta olmak üzere Türkiye’nin Batı ile yeniden ilişkilerini güçlendirmesi, bunun için S-400 sorununu bir an önce halledip, uluslararası ilişkilerde daha çok diplomasi masasında bulunması gerekiyor. Bunun için yapılması gereken reformların, özellikle demokrasi, insan hakları, ifade ve basın özgürlüğü alanında yapılacakların toplumun tümü için önemi açık. Bununla birlikte, son dönemdeki polis baskıları, sadece yasal değil, uygulamada da bu anlayışın hâkim olması gerekeceğini gösteriyor. Artık güvenlikçi anlayışın terk edilip barışa ve güvene dayalı ilişkilerin oluşturulması ise Türkiye ekonomisinin bu darboğazı aşıp yeniden istikrarlı büyümeye geçmesi için “olmazsa olmaz” bir koşul olarak önümüzde duruyor.

Kasım ayından bu yana piyasalarda sağlanan görece istikrar bile ekonomide ideolojik değil, rasyonel davranışın önemini gösterdi. İktidarın politika ve ekonomide rasyonel politikalara dönmesi, sermayesiyle emeğiyle, tüm toplum kesimlerin soluk alması açısından büyük öneme sahip.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları