Erdal Sağlam

Kasım öncesindeki ekonomi yöntemleri geri geliyor

08 Temmuz 2021 Perşembe

TL’nin reel değeri haziran ayında tarihi dip noktalarına inerken Merkez Bankası’nın doğalgaz alımı yapan Botaş’a doğrudan döviz satışı da yeniden başladı. Tüm bunlar, 2021 Kasım ayı öncesindeki ekonomi yönetimine geri dönülmesinin sonuçları olarak görülebilir.

Pandemi öncesinde bozulan dengeler, salgının ekonomiye etkileri nedeniyle had safhaya ulaşmıştı. Bu dönemin en önemli özelliği Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın liderliğinde ekonomi yönetiminin şeffaf olmayan, yabancı sermayeyi rahatsız eden kararları, faizlerin baskı altında tutulup döviz rezervlerinin eritilmesi, maliyetin altında kamu bankalarına verilen kredilerle iç talebin şişirilmesiydi. Sonuçta ekonomik dengeler fazla bozulduğu, kurlar artık tutulamadığı için 2021 Kasım ayında ekonomi yönetimi değiştirildi. Bu gelişmeyle birlikte ekonomide yeniden rasyonel yönetime dönülecek umuduyla başta iş insanları olmak üzere, tüm piyasalar rahatlamıştı.

Ancak bu olumlu hava sadece dört ay sürdü, Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınmasıyla, yeniden eski günlere dönüleceği korkusu başladı. İşte ekonomideki son veriler ve yaşanan gelişmeler korkunun haklılığını, ekonomide kasım öncesine dönüşün artık somutlaştığını gösteriyor.

Merkez Bankası’nın yayımladığı rapora göre TL’nin reel değeri haziranda 59.77 ile tarihinin en dip düzeyine indi. Bu değer geçen kasım ayında ise 60.45 değerine kadar gerilemişti. TL’nin reel değerini gösteren reel efektif döviz kurunda, Ağbal’ın görevden alındığı geçen mart ayından itibaren yeniden başlayan düşüş, haziranda 59.77’ye kadar indi.

Nominal efektif döviz kuru, Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre, TL’nin ağırlıklı ortalama değeri olarak hesaplanıyor. Ağırlıklar ikili ticaret akımları kullanılarak belirleniyor, nominal efektif döviz kurundaki nispi fiyat etkileri arındırılarak elde ediliyor.

TL’nin tarihi dip noktalara ulaşmasının ardından Cumhurbaşkanı’nın “En ucuz akaryakıtı biz satıyoruz” demesi de aynı günlere denk geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşel-mobil sistemini devreye sokup akaryakıttaki vergileri düşük uyguladıklarını belirtirken bu nedenle de en ucuz akaryakıtın bizde olduğunu övünerek anlattı. Bununla birlikte, “Eskiden Türkiye’ye girerken depolarını dolduran sürücüler şimdi Türkiye’den ayrılırken depolarını dolduruyor” dedi.

Bu aslında TL’nin aşırı değer kaybının itirafı gibiydi ve bu argümanlarla bir politikacının övünmesi ayrıca dikkat çekiciydi. Gerçekten Irak, İran sınırlarından girenler, paralarının değeri çok düşük bu üretici ülkelerden depolarını doldurup ülkeye girerlerdi ve bu durum o ülkelerin itibarlarının düşüklüğü için konuşulurdu.

Ayrıca akaryakıttaki normal ÖTV oranlarının uygulanmamasının nedeni, aynı zamanda yüksek enflasyonun da itirafı. Normal vergiler uygulansa şimdiye kadar enflasyon oranları yıllık yüzde 20’leri geçmişti. Akaryakıt vergileri bütçenin en büyük gelir kalemlerinden biri. Böylece gerçek enflasyon gizlenmiş olduğu gibi, bütçe açıkları artacak, bunu da yine halk ödeyecek anlamına gelir.

128 milyarlık döviz rezervi böyle eridi

Aslında açıklanan son veriler ve yapılan açıklamalar, ekonominin ne kadar kötü yönetildiğini de açıkca gösteriyor. 

Tam umutlanmışken kasım ayının öncesindeki ekonomi yönetimi anlayışına dönüldüğünün bir kanıtı da haziran ayında yeniden Botaş’a döviz satışının başlaması oldu. Dün açıklanan verilere göre ocak ayından bu yana yapılmayan Botaş’a doğrudan döviz satışı, haziranda 269 milyon dolar oldu.

Doğrudan satış yapılmasının nedeni, Botaş’ın ödeyeceği doğalgaz faturaları için piyasaya girip kurları daha fazla artırmasını önlemek idi. Merkez Bankası Botaş’a döviz satınca, piyasalarda kurları artırıcı etkisi frenlenebiliyor ama sonunda ne kadar sattığı belli olunca, piyasa bunu görüyor. Ayrıca bu yolla yapılan satışlar nedeniyle döviz rezervlerinin eridiğini de unutmayalım.

Albayrak’ın bakanlığı döneminde önce Botaş’a yüklü satışlar yapılmış, ardından kamu bankaları kanalıyla el altından döviz sattırılarak kurlar frenlenmeye çalışılmıştı. Bu yöntem sonucu 128 milyar dolarlık rezervler satılmış, üstüne üstlük kurlar bu dönemde yeni rekorlar kırmıştı. Sonuçta da zaten TL’nin değeri bu tarihi dip noktalara kadar indi.

Swaplarla ödünç döviz hesabı oluşturulup son dönem yine brüt döviz rezervleri şişirilmeye çalışılırken ülkenin kullanılabilir net rezervleri eksi 45 milyar dolar. Özetle Türkiye’nin artık artan kurlara karşı rezerv silahı da elinden alındı. Merkez Bankası geçen hafta da döviz hesapları üzerinden bankalardan aldığı zorunlu karşılıkları artırıp bunları rezerve ekleme kararı aldı. Bu yöntem de yoğun olarak Albayrak döneminde sıkça kullanılmıştı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları