Ya seçimle gitmezse?
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Ya seçimle gitmezse?

24.09.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD’de çok garip şeyler oluyor ama çıkarılacak önemli dersler de var. Kısmen tekrar olacak ama üzerinde biraz daha durmak istiyorum.

ABD, liberal demokrasinin mükemmel örneği, hatta kalesi olma iddiasındadır. Liberal demokrasinin ilk kuralı adil, hilesiz seçimlerde, kaybeden parti ve lideri hükümeti terk ederken, yeni hükümeti kurma görevini, seçimleri kazanan partinin temsilcileri ve lideri üstlenir. Liberal demokrasilerde normal olan hükümetlerin adil, hilesiz seçimlerle değişmesidir.

Anormal zamanlar...

Ancak normal zamanlarda yaşamıyoruz; 3 Kasım’da yapılacak Başkanlık ve 1/3 Senato yenileme seçimlerine giderken, “Trump seçimleri kaybeder ama gitmezse ne olur” sorusu büyük bir ciddiyetle tartışılıyor. Bu tartışmalara Trump’ın “sonuçları kabul etmeyebilirim”... “Kaybedersem mutlaka hile yapılmış demektir” gibi sözleri, seçimlerde oy verme sürecini yavaşlatmak, Demokrat Parti seçmeninin oy vermesini, idari ve hukuki engellerle zorlaştırma çabaları da yol açtı.

Trump, cumartesi günü yaptığı bir açık hava toplantısında, Biden’a “poposundan doping yapıldığını” iddia etti... “Belki bir kanun hükmünde kararname imzalar seçimlere girmesini yasaklarım” (Forbes) dedi. Trump ciddi miydi bilmek zor ama dinleyicilerin, bu olasılık karşısında sevinçten adeta çılgına dönmesi çok anlamlıydı.

Tam anlamıyla “anormal” bir manzara var karşımızda. Pazartesi yazımda aktardığım gibi “darbe yapmaya hazırlanıyor” gibi savlar ortada dolaşıyor, kimi Trump yönetiminde bakanlık, Güvenlik Konseyi üyeliği yapmış, emekli general ve amiraller Trump’a ilişkin kaygılarını en ağır sıfatlarla ifade ediyorlar.

Bu ortamda, sol ve liberal entelijansiyanın bir “Weimar America”dan söz etmesi anlaşılabilir. Ancak tam bu sırada, Cumhuriyetçi Parti’den, Başkan Reagan’ın adalet bakanlığını yapmış, geleneksel muhafazakâr kanattan, hukuk profesörü, birçok muhafazakâr düşünce kuruluşunun saygın üyesi, Charles Fried’in, Cumhuriyetçi Parti’den bir Başkan Trump ve çevresi için “faşist” kavramını kullanması gerçekten çok ciddi bir duruma işaret ediyor.

Amerika böyleyse...

“Liberal demokrasinin kalesinde” durum böyleyken, Türkiye gibi hem de yakın tarihte benzer deneyimler yaşamış bir ülkede kolaylıkla, “seçimle gider merak etmeyin” demek olanaklı mıdır?

AKP, 2015 genel seçimlerinde yeterli oyu alamadığı için tek başına hükümet kurma olanağını kaybetti. AKP’li Başbakan yeni hükümeti kuramadı, Başkan Erdoğan, yeni hükümeti kurmayı deneme görevini ana muhalefet partisine vermesi gerekirken vermedi. Ondan sonra kasım seçimlerine kadar kaos, ateş ve kan... Kısacası AKP kaybetti ama gitmedi.

AKP rejimi, 2016 Temmuz darbe şeyinden sonra OHAL ilan etti, toplum üzerindeki denetimini olağanüstü güçlendirecek adımlar attı. Bu sırada rejim taraftarları göstere göstere silahlanıyorlardı. AKP rejimi 2018 başkanlık seçimlerinde yine kaybetti ama mühürsüz pusulaları saydırarak, sonuçlar resmen ilan edilmeden “atı alıp Üsküdar’ı geçerek” yine gitmedi. O günden bugüne köprülerin altından çok su aktı ve rejim hem şiddet araçlarını hem de disiplin ve cezalandırma araçlarını, güvenlik güçlerinin sayısını, yetkilerini artırdı, “gitmeme koşullarını” iyice tahkim etti.

ABD’ye dönerek, alınacak derslere bakarsak: Trump’a karşı Cumhuriyetçi Parti seçkinleri arasında yükselmeye başlayan tepkinin, Trump’ın seçilmesini önleme, seçim güvenliğini sağlama, seçim gecesi ve ertesinde, eğer bir yolsuzluk yapılır, Trump seçimi çalmaya kalkar ya da kaybettiği halde gitmezse, hatta kendine bağlı güvenlik güçleriyle darbe yapmaya çalışırsa, sokakta direnmek için Demokrat Parti’yle ve diğer ilerici gruplarla işbirliği yapmanın yollarını aramaya başladıklarını görüyoruz (The Nation, 07/08/2020). Lincoln Project, Alliance for Integrity and Reform (REPAIR) gibi Trump karşıtı Cumhuriyetçi düşünce kuruluşları çok sert bir kampanya yürütüyorlar.

Özetle, Trump ve çevresinin gündeme getirdiği tehlikeleri görenler, tarihten gereken dersleri çıkararak, bu duruma uygun birlikte mücadele yollarını arıyorlar. Buna karşılık Türkiye’de muhalefet “gelecek seçimlerde mutlaka iktidardayız” fantezileriyle kendini avutuyor, sol hareket, güçlerini birleştirmek için hâlâ bir çaba göstermiyor.

Yazarın Son Yazıları

250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026