‘Godot’yu Beklerken’...

14 Nisan 2020 Salı

Western klasiği High Noon’da kasabanın şerifi Gary Cooper’ın onu öldürmek isteyen azılı silahşörleri beklediği gibi, koronavirüsü gözler olduk. Evimize kapandık sokağı gözlüyoruz!

Gary Cooper, öğle vakti istasyona gelecek buharlı treni bekliyordu, zamanı ve yeri belliydi. Bizim koronavirüsün ne yeri ne de zamanı belli: her an her yerden gelebilir: üstelik ne tabancasını görüyor ne de merminin vızıldayan sesini duyabiliyoruz…

Biz insanlar, zarif jön Gary Cooper’dan çok farklı olarak baltalarımızı, buldozerlerimizi yüklenip ormanları, dağları, taşları delik deşik ettik. Martılardan geyiklere, ayılardan kelebeklere doğanın dengesini bozduk, parçaladık.

Koronavirüs yüzünden bizler evlerimize kapanınca, Avrupa dahil geyikler, domuzlar eski mekânları olan kasabalara geri dönmeye başlamışlar. Bizde Muğla ve Antalya dolaylarında da benzer görüntülere rastlanıyor.

Tavuklardan domuzlara, hayvancıkları konserve kutuları gibi hayvan ağıllarına, tuğla yığarcasına doldurmuşsunuz: vahşi kapitalizmin “fabrikasyon hayvan ahırlarından”, yeni virüslerin üremesine yol açmışsınız. Bu defa bizim “yapay zekâmız”, yapay virüsleri karşımıza çıkarmış!

Zonguldak’ın, Yatağan’ın haline bakın: son 30 yılda İstanbul ve Ankara’yı beton yığınları ve gökdelenlerle doldurduk, yaşanamaz hale getirdik: rant, vahşi kapitalizm ve otoriter yönetim faktörlerinin oluşturduğu “azgelişmişlik kısırdöngüsü” adeta, virüslerin habercisi gibiydi.

Evet, “Godot’yu Beklerken” misali biz depremi beklerken, koronavirüs, “sıra bende” deyip öne çıkıverdi, hem de yalnız bizi değil, yerkürenin tümünü ezmeye başladı.

‘Ortak aklımız’ kaybolunca

Koronavirüs gibi dev bir küresel düşmanla savaşırken bile iktidarın, “muhalefetin kazandığı belediyelerde sen-ben kavgasına girmesi” nasıl açıklanabilir? Bu çatışmalardan en büyük zararı 83 milyon insanın göreceğini bile bile bu nasıl yapılır?

İşin bu noktaya gelmiş olması, “virüsten de büyük bir tehdittir”, insan inanamıyor. Bir romanda okusanız insana “bu kadar da olmaz” dedirtecek kadar akıldışı bir durum. Çünkü daha fazla ölüm, daha fazla hastalık, daha fazla işsizlik ve açlık sonucunu doğuran bir durum.

İktidarı elinde bulunduranların bu gerçeği derhal göz önüne almaları gerekir: akıl, mantık ve insanlık bunu gerektirir çünkü.

Ortak yararlar yerine ortak zararlara götüren bu kısır ve ilkel çekişmelerden kurtulmayı beceremezsek, 83 milyona, koronavirüsten çok daha fazla zarar üretmiş oluruz: hem de sonuçları birkaç nesil sonrasına uzanacak kadar.

Bilemiyorum, daha başka nasıl söylemem gerekiyor: halkın büyük çoğunluğu bu şaşkınlığı yaşıyor… Daha akıllanmayacak mıyız!..

Gerçekten, çağdışı uygulamalar zinciri değil mi? Hem de onca insan göz göre göre ölüp giderken, buna dur demek için, “işbirliği yerine kavga ve kutuplaşmayı körüklemek”…

Halkın gücü ve sağduyusu, bu yanlış ve çağdışı zihniyetin çok üzerindedir: ortak ulusal, bölgesel ve küresel değerler zincirinde bilim, akılcılık ve sağduyu egemen olmak zorundadır.

Yoksa evlerimize saklanıp düşmanın gelmesini bekleyen zavallılar durumuna düşmüş oluruz… High Noon’da vefasız kasaba halkının düştüğü duruma gelmeyelim… Bizler “yedi düvele” karşı bile kurtuluşu başarmış bir milletiz.


Yazarın Son Yazıları