İdris ve Sabri hocalardan Yeni Türkiye’ye

31 Mayıs 2016 Salı

Sencer Divitçioğlu, İdris Küçükömer, Gülten Kazgan ve Sabri Ülgener hocalarımla 60’lı yıllardan itibaren 70’li, 80’li hatta son yıllara kadar ilişkilerim sürdü. Kazgan Hoca ile halen de görüşüyoruz. Aynı kürsü ve bölümlerde çalıştık, sosyal olarak da beraberliğimiz oldu.
Emre Kongar’ın 24, 26 ve 27 Mayıs’ta Cumhuriyet’teki üç önemli yazısını okurken, “Türkiye’deki çarpık ortamın akademisyen ve düşünürlerin İslamcı, muhafazakâr, sol ve liberal çevrelerde nasıl farklı ve yanlış değerlendirildiklerini” düşündüm.
Emre Kongar’ın da haklı olarak belirttiği gibi Zülal Kalkandelen’in “İkinci Cumhuriyetçiliğin Temelleri” kitabı, bu yanlış değerlendirmeleri bir tokat gibi yüzlerine vuruyor.
-İdris Küçükömer’in görüşlerini aşırı İslamcı ve muhafazakârlar ile Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları bol bol istismar ettiler.
-Sabri Ülgener’in Max Weber çağrışımlı dini ve ahlaki değerlendirmelerini siyasal İslamın maşası yapmaya kalktılar.
Emre Kongar’ın ve benim bu akademisyen ve aydın çevrelerin bir kısmı ile 60’lı yıllardan itibaren beraberliklerimiz, dostluklarımız oldu. Gelişmelerin birebir tanığı ve tarafı olduk.

2000’lerde ne değişti?
İdris Küçükömer ve Sabri Ülgener 1960’lı yıllardan itibaren hep “farklı ve karşıt uçlarda oldular”. Ancak AKP iktidarından itibaren bu eski iki karşıt görüş, “AKP sonucunu doğuran iç dinamiklerin fikri kaynakları haline sokuldular”.
Bu iç dinamiklerin gelişmesine, soğuk savaş sonrasının yeni küresel dinamikleri yardım etti. Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu bölüp parçalamak isteyenler, Sabri ve İdris hocaların görüşlerini siyasal İslam ve neo liberalizm için kullandılar.
1960’larda biri sağda diğeri solda bulunan iki insan, adeta aynı hedefe hizmet eder duruma sokuldular!
Ülkemizin Doğu ve Batı arasındaki farklı konumu, akademisyenlerimizin fikirlerinin istismarına ortam hazırladı.
Avrupalı kafadaki düşünürlerimiz”, yerel formüller konusunda çelişkiye düşebildiler.

Bugüne bağlayınca
Cumhuriyet’in tamamlanamayan devrim süreci, “Batı’nın da yardımı ile AKP sonucunu doğurdu”. İçerde demokrasiden kopmuş, çağdaşlıktan ve Avrupa’dan uzaklaşarak “Körfezleşmeye” başlayan bir yola sokulduk.
Lozan tartışılıyor, Güneydoğu’da kaos ve iç çatışmalar sürüyor; Güney sınırımızda ABD ordusu YPG ile Suriye Kürdistanı’nı fiilen, IŞİD üzerinden oluşturuyor.
Dün Kuzey Irak’ta İncirlik üzerinden yapılanlar, bugün Suriye’de tekrarlanıyor, göz göre göre.
Bir boyutunda akademik ve fikri tartışmalar; diğer boyutunda savaş, ölüm ve sistemin keskin dev dişleri.
En masum ve iyi niyetli akademisyenleri kullananlar, aynen dini kullandıkları gibi onları da istismar ettiler. “Ergenekon Kumpasında Yaşadıklarım” kitabımda bunlara değindim. (*)
Sabri ve İdris hocalar bugün geldiğimiz noktayı yaşasalardı, hayretten dona kalırlardı. Hem de onların fikirlerini istismar edenlerin çabaları sonucu oldu bütün bunlar.
(*) Kırmızı Kedi Yayınevi, Haziran 2016

***

6 Haziran 18.30’da, İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti’nin lokalindeki (Taksim) sohbette buluşmak üzere...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları