Kutuplaşmanın değişen zemini

10 Ağustos 2015 Pazartesi

–AKP (ve Erdoğan), AKP iktidarı, tek adam arayışı içindeler.
HDP ve PKK “Kürdistan işini” kanlı mı kansız mı götürelim kavgası yapıyorlar.
MHP, “kutuplaşmayı” artırarak tabanını tutma telaşı içinde.
CHP, “sanki normal demokrasi oyunu oynanıyormuş gibi” en centilmen taraf konumuna gelmiş. “Ben oyundaki görevimi yaptım, şimdi top AKP’de diyerek kenara çekilmiş seyrediyor”.
ABD ve AB’nin favorileri Demirtaş ama Erdoğan’ı ve CHP’yi de idare etmek zorundalar. Ankara’dan (Erdoğan’dan) “İncirlik ödününü” almışlar: IŞİD’i Suriye’den tasfiye ederken yerine PYD’yi oturtacaklar.
PKK (ve KCK) terörü etkin bir biçimde kullanarak, dolaylı yoldan HDP’nin (Demirtaş’ın) yolunu açıyorlar; “terörü durdurmak için talepleri karşılamak gerekir” düşüncesinin, çoğunluğun zihnine yerleşmesini istiyorlar.
İster PKK’yi ister MHP’yi eleştirin her iki durumda da HDP’yi güçlendiriyorsunuz! CHP bile HDP’ye giderek onu onore ediyor. Bütün yollar Roma’ya çıkar misali, her şey Kürdistan’ın oluşumuna katkı sağlıyor. HDP (ve Kürdistan oluşumu) bütün kesimlerden, doğrudan ya da dolaylı destek alıyor.

Sanal kutuplaşmalar
Türkiye’de fiilen yaşanmakta olan olaylarda kutuplaşma sanki, “demokrasiden yana olanlarla İslamcı ve aşırı milliyetçi kanat arasındaymış gibi” algılanıyor. Oysa İslam devleti isteyenlerle Kürdistan isteyenler, esasta aynı saftalar, “ortak bir cepheye karşı savaşıyorlar”. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e karşı, devrimlerine karşı, Türkiye’nin Avrupa gibi demokratikleşme ve çağdaşlaşma çabalarına, Türkiye’nin bütünlüğüne karşılar. Bu çevreler Gezi Hareketi’ne de karşıydılar. HDP’nin tutumu ve duruşu çok net: Aynen Yılmaz Özdil’in 5 Ağustos 2015’te Sözcü’deki köşesinde bir bir açıkladığı gibi. Demirtaş’ın söyledikleri “bir istisna” olarak kalıyor. MHP radikalleşerek HDP’nin meşrulaşma ve Türkiyelileşme “algısına” zemin yaratıyor. Kimi uygulamalarda AKP’ye (ve Erdoğan’a) verdiği destekle İslamcı yapılanmaya göz kırpıyor.
En “muğlak” olan CHP. AKP ile “sanki İsveç’te biri liberal biri sosyal demokrat iki partinin” koalisyon görüşmeleri gibi uzun uzun görüştü. Oysa bir şey çıkmayacağı ve her şeyin Erdoğan’a dayandığı en baştan belliydi.
Bugün yapay kutuplaşmalar ve kavgalar yaratılmıştır. Her şey tribündeki seyircilere yöneliktir; kim daha fazla alkış alıyor, anketler yaptırılıyor. Oysa gerçek kutuplaşmalar ve kavgalar şunlar arasında:
Demokrasiyi isteyenler ve karşı olanlar,
Kürdistan’ı isteyenler ve karşı olanlar.
İslam devletini ve tek adamı isteyenler ve karşı olanlar.
Sahnede, perdenin önünde apayrı bir gösteri sunuluyor.
 
Kanlı mı kansız mı?
Erbakan da bir zamanlar “kanlı mı kansız mı” derken İslam devletini ve İslam dünyasını kastediyordu.
Ortadoğu İslam dünyası hiç bitmeyecek bir savaş alanına ve kan gölüne döndü.
Türkiye için kastettiği şey, büyük ölçüde kansız gerçekleşti, demokrasiden uzaklaşmak, sivil darbeler ve kumpaslar işi halletti.
Ancak “kanlı mı kansız mı” sözü Erbakan’ın kastettiği şey için değil, bugün Kürdistan’ın oluşumu konusunda gündeme geldi.
İş işten geçmeden her kesimin, her partinin, her kurumun ve topyekûn herkesin artık aklını başına alması gerekiyor.
Aksi halde güzelim ülkemizi Irak ve Suriye’ye benzetmek isteyenler daha da güçlenecekler. Artık aptalı oynayarak kendimizi akıllı sanmaktan vazgeçelim. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları