Feyzi Açıkalın

Düşman olan halk değil virüstür

26 Mayıs 2020 Salı

COVİD-19 salgınının büyük bir sınava dönüşeceği baştan beri söyleniyordu. Halklar yeni koşullara uymaktaki becerileri, eğitimleri ve sabırlarıyla yani bir anlamda uygarlıklarıyla sınanacaklardı. Devletler de ceberutlaşmadan, krizi kendilerince fırsatlara çevirmeye çalışmaksızın sergileyecekleri yönetimle sınavdan geçmeye çalışacaklardı.

Tahmin edilenler gerçekleşti. Uzakdoğu Asya ülkeleri ile, İsveç hariç, Kuzey Avrupa sınavı en iyi atlatan bölgeler oldu. Bu ülkeler gelenekleri, halkına verdikleri eğitimleriyle, yerleşik olan demokrasilerinden azade olarak öbür dünyalılardan ayrıldı.

Devletlerin yani siyasi iktidarların, aklından zoru olan liderlerce yönetilenleri halkını perişan etti. Gelişmemiş sınıfındaki diğer ülkeler, hele otoriter olanları ise gebe oldukları sorunları salgın günlerinde, orta yerde doğurdu.

Otoriter yönetimler coronavirüs gündemini Allah’ın bir lütfu olarak mı gördü bilinmez ama emirlerindeki kolluk güçlerini bunu öyle anladı. Kurallara uymadığını varsaydığı halka “ülkelerinin gelenek ve göreneklerine uygun olarak” ceza kestiler.

Örneğin, dünyanın en büyük demokrasisi olarak sunulan Hindistan, “halkının üstünden değneği eksik etmeme” parolası ile düzeni sağladı. Toplu halde yere oturttukları insanlara, basınçlı dezenfektan sıkılan görüntülere dünya tanık oldu.

Hindistan, ünlü aktör Clint Eastwood’un 1970-80’lerde çekilen “Dirty Harry” dizisinden esinlendiği “kirli” yöntemlerle halkını cezalandırdı. San Francisco polis departmanı başkanı Harry, “halkına yabancılaşmış polis!” karekteri ile o dizide göz doldurmuştu…

Paraguay’da polis, sokağa çıkma yasağına uymayanı elektro şok tabancısı sıkmakla tehdit etti. Sonra insafa geldi, caddenin ortasına oturtup, “evimi bir daha terk etmeyeceğim!” sözlerini defalarca söyletti.

Paraguay’ın (bizlerden iyi olmasın!) Euclides Acevedo isimli bir İçişleri Bakanı var. Antik Yunan isimli bu bey, polislerce kendine sunulan görüntülere yorum olarak, “Kendilerini tebrik ederim, ben bile bu denli yaratıcı olamazdım” buyurdu.

İnsan hakları ihlali açısından şaibeli olan Filipinlerde ise, kurallara uymayan halk köpek kafeslerine konuldu. O yetmedi, açık havada saatlerce güneşe maruz bırakılarak bekletildi. Aynı, yatılı okullardaki mazoşist etüd abilerinin yöntemi uygulanarak…

Bunların yanında, dünya gelişmişlik ölçütlerinde hep ilk sıralarda yer alan Letonya’da örneğin, sokağa çıkma yasağı sırasında en küçük bir polisiye vaka yaşanmadı. Halkın sokağa çıkışının mutlaka bir nedeni olduğu varsayımı ile, güvenlik güçleri uyarıda bile bulunmadı.

Salgının ikinci ayı bitirken dünya çapındaki yakınmaların artması ile, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachalet bir bildiri yayımladı. Bachalet “ülkelerin acil durumda uygulayacakları gücün, halkı kontrol etmede bir silah haline gelmemesi” konusunda uyarıda bulunuyordu. Komiser, Nijerya’dan başlayıp Macaristan’a kadar uzanan 15 ülkelik bir liste sunmuş, buna ilaveten birkaç düzinesinin daha dosyaya girmek üzere olduğunu belirtmişti!

Polis’in, hakaretten güç uygulamaya, hatta öldürmeye kadar giden şiddet uygulamalarında ortak bir nokta vardı; “yoksullar, çalışanlar ve deri rengi farklı olanlar büyük yüzdeyi oluşturuyordu.” Özellikle Kenya, Güney Afrika ve Brezilya favelalarında ölüm oranları çok artmıştı. Uganda’da ise sokak satıcısı kadınlar hedefteydi. ABD’de zorbalık görenlerin yüzde sekseni siyah ve kahverengi derili oldu.

Türkiye ise ne iyi ki o 15 ülkenin içinde yoktu. Ondan sonraki adı geçen düzinelerde yer alıp almadığını ise bilmiyoruz! Ama bir şey var ki, güvenlik güçleri ziyadesiyle durumdan vazife çıkarıp gerginlik yarattılar. Polis, halk sağlığına yönelik bir acil durum için özel olarak eğitilmediğinden bir çok yerde uyarma, tavsiye, ikna üçlüsünü öncelikli olarak devreye sokmadı.

Yalnızca son iki günde Ankara Etimesgut’da çöp dökmeye giden delikanlı ve yakınları, Çorlu’da kendi bahçesindeki insanlar, Kadıköy’deki motosikletli kuryenin darp edilme görüntüleri halkın cep telefonu kayıtlarıyla sosyal medyaya düştü. Olaya karışan güvenlik güçlerinin açığa alındığı söylendi. Tıpkı tacizci öğretmen ve din görevlileri gibi; ortam soğuduğunda yerlerine iade edilmek üzere…

Dedim ya, büyük bir sınavdan geçiyoruz; her anlamda…


Yazarın Son Yazıları

AKP’den önce… 26 Haziran 2020
Babayı hatırlarken 21 Haziran 2020