Feyzi Açıkalın

Kasetten müzik yayını yasak!

09 Eylül 2020 Çarşamba

Kasete aşina bir nesiliz. Şarkıcının sesi bayılmaya başladığında teybin saracağını anlar, müdahale ederiz. Hemen yanımızdaki, tercihen bir kurşun kalem arkasını kasetin içine sokup, sararak düzeltmesini biliriz.

Görüntülü kasetler ise başka dünyadır. Kiralanan çok satar kasetlerin en önemli kısımları(!) çok kez geri sarıldığından görüntü kalitesini kaybeder. Biz o bölümlerini hayal ederek genel kültürünü edinmiş bir kuşağız…

Hayal etmek derken aklıma geldi; aslında bir tür illüzyon yani yanılsama çağında yaşıyoruz. COVID-19 belasının neredeyse bütün dünyayı aptallıkta eşitlediği bir zaman dilimindeyiz.

Rüyamızda görsek inanamayacağımız liderlerin, gelişmiş diye adlandırılan ülkeleri yönettiği gerçek üstü bir dünyadayız. Ve bundan nasibini alarak, bu anormalliğin içinde normalleşmiş sayılan bir liderlikle yönetiliyoruz.

İki dudaktan oluşan liderlik el yordamı ile salgın sürecini yönetiyor. Göç hep yolda ve sonradan düzülüyor. Aslında göçün düzülmesi liderliğin birincil kaygısı değil. Sürü bağışıklığında kurban edilecek kuzuların, mümkün olduğunca kurtlara kaptırılmaması asıl istenen.

Salgını Allah’ın bir lütfu olarak gören liderlik bu süreçte ekonominin aksamadığını iddia ediyor. Bunu, katar katar çalışmaya yolladığı emekçisiyle sağladığını tabii ki söylemiyor. Sonra da, toplu taşımada ayakta yolculuk yasak diyerek, sözde büyükşehir belediyeleri ile çalışanları karşı karşıya getirmek istiyor.  

İlginçtir, liderlik her fırsatta salgının artmasında önlemlere uymayan halkı suçlarken, onun aveneleri, iktidarlarını inşa ettikleri ayrışmayı, salgının nedeni olarak gösterdikleri düğün dernek, turizm vesaire üstünden sağlamaya çalışıyorlar.

İçişleri bakanı ilk önlem olarak, saat 24.00 sonrası canlı müziği yasakladığını ilan ediyor. İrticalen konuşurken “kaset müzik” de yasak diyor. Bakan “kayıt müzik” demek istiyor ama aklının her ne hikmetse, türlü dalaverelerin döndüğü kaset devrinde kaldığı anlaşılıyor. 

İç Anadolu insanı, Avrupa’da çalışan akrabalarının yaz aylarında ülkeye getirdiği Eurolarla düğünleri yapıyor. Anadolu’nun “çetnevir” yani her türlü düğün dernek sezonu bitip, gurbetçi döndükten sonra reis, “Vazgeçin bu düğünlerden” diye öğütler veriyor. Ne alakaysa, sigarayı da hatırlatıyor…

Turizmin gelirlerinin ülkenin cari açığını kapamada en büyük kalem olduğu biliniyor. Gel gelelim Allahın ecnebisi sağlık bakanının açıkladığı rakamlara inanmadığı için halkını ülkemize göndermiyor.

Turizmin ne olduğunu bilmeyen siyasal iktidar, iç turizm ile ekonominin hareketleneciğini umuyor. Anadolunun genç erkekleri kurban bayramı boyunca turizm kentlerini işgal ediyor. Dönüşlerinde, hem de kendi kendi şehirleri hem de gittiği yörelerde COVID-19 tavan yapıyor. 

Sürreal bir dünyada yaşıyoruz dedim ya, ülkeyi yöneten siyasal İslam iktidar için böyle değil. Onlar kendi ajandasını sürdürmek için inanılmaz bir fırsat yakaladılar. Sonuna kadar da kullanmaya niyetliler.

Onun için, kasete değil ama en azından günlüğümüze, gelecekte hesap sormak üzere kayıt işlemini sürdürmekte yarar var.


Yazarın Son Yazıları

Harç mı haraç mı? 24 Eylül 2020
Hilafette turizm 21 Temmuz 2020