Gülengül Altınsay

Luce laneti mi?

23 Ekim 2020 Cuma

“Bunamış” dediler, “Artık çok yaşlı” dediler ve ülkeden göndermek için de sonra ülkeye bir daha dönüş yapmaması için de ellerinden geleni yaptılar. Tabii ki yaşlı olmak beraberinde tecrübe gibi bir avantaj getirse de çağa ayak uyduramamak gibi bir dezavantaj da getirebilir. Ama unutmamak lazım ki nüfus kâğıdının genç olmasından çok daha önemli olan kafaca genç olabilmek ve de genç kalabilmek. Doğuştan yaşlı doğanlara ne demeli?

Anlamışsınızdır sanırım; bizim sevgili Lucescu’dan bahsediyorum. Ve Salı akşamı, yeni takımı Dinamo Kiev’in Juventus’la olan Şampiyonlar Ligi maçlarını izlerken aklıma düşüverdi tüm bunlar. Lucescu’nun futbol felsefesini, futbolu, futbolcuyu yönetim biçimini ve de insanlara yaklaşımını beğenen biri olarak onu yine ekranlarda hem de 75 yaşında takımının başında görmek çok hoşuma gitti açıkçası. Demek ki bunamamış, demek ki zamanı geçmemiş henüz. Ben bunları zaten biliyordum da ona yaşını bahane edip kampanya yürütenlere gelsin tüm bunlar.

Geleceğe yatırım

Sonra Luce’nin oynattığı oyunculara bakınca kendisini nasıl sürekli yenilediğini bir kez daha görmek de mutlu etti beni. Yeni takımı Dinamo Kiev’de altyapıdan 7 oyuncusu var. Biri 18, üçü 20, biri 21 yaşında… Ve ön elemeleri geçerek Şampiyonlar Ligi’nde oynuyor bu takım. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda da oynayacak. 

Köhneyen kim?

Şimdi, köhnemiş olan 75 yaşındaki Lucescu mu, yoksa “tecrübeli” diye 30 yaşını aşmış, sakatlık hikâyeleri sayfalar dolusu olan futbolculara Avro’ları saçmayı marifet sanan nüfus kâğıtları genç transferlerden sorumlu kulüp yöneticileri mi?

Beşiktaş mesela; o kadar eleştirdikleri önceki yönetimin yaptıklarının ürkek bir kopyasını icra ettiler. Galatasaray mesela; son derece kötü bir başlangıç yaptılar sezona. Ve şimdi Başkan Mustafa Cengiz, Alanyaspor mağlubiyetinin ardından feryat ediyor: “Deliriyorum” diyor. Özellikle Falcao’dan istenilen yararın elde edilemediğinden yakınıyor. İyi de bu zaten baştan belli değil miydi? Ya da öngörülmesi gerekmiyor muydu? 

Ayrıca yönetimde olan, karar merciinde olan insanların sanki olanların sorumlusu kendileri değilmiş gibi en başta olumsuzluklardan şikâyetçi olması da baydı artık. Hedef şaşırtma numaraları da…

Tabii bu noktada can simitleri devreye giriveriyor. Puan kayıpları, yapılan yanlış transferlere, oynanan eksik oyuna falan değil de hemen hakemlere bağlanıyor. Ama şu ilk 5 haftada 4 penaltı almış, penaltı aldıkları maçları da kaybetmemiş takımların hâlâ hakemlerden şikâyetçi olması da biraz garip kaçardı artık.

Kaderimiz

Şimdi herkesin umutla baktığı milli takımı yaratan Lucescu’yu ebediyen kovmak için olmadık nedenler aradık. “Hiçbir değeri olmayan Uluslar Ligi’nde küme düşürmüşmüş” falan… 

Şimdi Lucescu gençlerle Şampiyonlar Ligi’nde oynuyor biz ise kendi kaderimizle… Anlaşılan o ki kötü yönetimler bundan sonra da yine hakemlere saldırarak ve teknik adam harcayarak ayakta kalmaya çalışacak gibi.

Luce laneti mi bu acaba?


Yazarın Son Yazıları

Futbol hırsızları 26 Kasım 2020
İki farklı Beşiktaş 22 Kasım 2020
Sol bek çok 12 Kasım 2020
Hüsran 7 Kasım 2020
Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020
Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020