Gülengül Altınsay

Şampiyonluğun öyküsü (2)

21 Mayıs 2021 Cuma

Sergen Yalçın Beşiktaş’a gelir gelmez fark yaratacağını zaten ta baştan göstermişti. 2019-20 sezonunda 7. sırada aldığı takımı son 7 maçta 6 galibiyet -biri de F.Bahçe- alarak 3. sıraya taşıdı. Trabzonspor’un cezası nedeniyle de Şampiyonlar Ligi için ön eleme oynama şansı elde etti. 

Hem de bunu kendisine güven duymayanların çoğunlukta olduğu bir ortamda yaptı.

Ve sıra gelmişti gelecek sezonun hazırlıklarına. Yeni takımı yaratmak için en başta eldeki oyunculardan kurtulmak gerekiyordu. Fakat Orman yönetimi öyle anlaşmalar yapmıştı ki adeta intihar etmek gibiydi bu... Özetle dağ gibi sorunlar vardı karşılarında. Parasızlıkla ve harcama limitleriyle de iş mucizelere kalmıştı. 

Ne zaman “Başkan nerede” diye sorsak “Bankada, ödenecek senetler için acilen para bulma peşinde” sözleriyle karşılaşıyordunuz. Bırakın iyi transferler yapmayı günlük işleri döndürecek maddi imkanlar bile yoktu kulüp devralındığında.

Transferlerde sponsorları devreye sokma “mahareti” de edinilemeyince(!) yönetimin eli kolu bağlandı.

Futbol şubesini köklü ve sağlıklı yapılandıracak bir proje, bilgi, irade ve istek de olmayınca iş günü birlik çözümlere, menajerlerin önereceği futbolculara kaldı. 

Sonuçta o takımı yaratacak olan Sergen Yalçın’dı ve yönetimden de yeterli bilgi desteği yoktu. O da bildiği futbolculara yöneldi. Sonunda menajerlerin son anda önerdiği, takımlarında oynamamış, çoğu kiralık futbolcular alındı. Ve kale de 19 yaşındaki Ersin’e teslim edildi. Yani tablo pek de parlak gözükmüyordu.

Bu kargaşa içinde oynanan Şampiyonlar Ligi ve ardından Avrupa Ligi eleme maçları hüsranla sonuçlandı. Zaten takım o haldeyken devamını getiremeyeceği belliydi. 

YALNIZ VE DESTEKSİZ GÜNLER

2020-21 sezonu başlamıştı fakat Beşiktaş henüz hazır değildi. Şansı da yaver gitmeyince iyi bir başlangıç yapamadı Siyah-Beyazlılar. Ve kazan kaynamaya başladı. Hemen peşin hükümlüler devreye girdi; ‘bu takım küme düşmemeye oynar’ diyenler, ‘en iyi sonuç altıncılık olur’ diyenler gırla gidiyordu. Sergen Yalçın’ın yalnız, desteksiz günleriydi bunlar. Kulüp içinde de Yalçın’ı önerenlerden hesap sorulmaya başlanmıştı.

Ama sonra Başakşehir ve F.Bahçe galibiyetleriyle birlikte bir seri yakalandı ve kafasını kaldırdı Beşiktaş.

Artık o da şampiyonluk yarışındaydı.

Hatta ilk yarı sonunda liderliğe oturdu.

Haftalar ilerledikçe artık hemen herkes Beşiktaş’ın şampiyon olacağından emindi. Hatta şampiyonluğun bir kaç hafta önce ilan edileceği görüşü yaygındı. Ne var ki eldeki hesap çarşıya uymadı. Beklenmedik puan kayıpları yaşadı Kara Kartal son haftalara girerken. Rakipleri F.Bahçe ve G.Saray da ümitlendiler doğal olarak. 

AKILLI OYUN İLE 2 KUPA

Bitişe 3 maç kala Beşiktaş önce G.Saray’a sonra Karagümrük’e yenilince eldeki tüm puan avantajını yitirdi. Son haftaya girildiğinde iş artık averaja kalmıştı. Beşiktaş’ın sadece 2 gollük bir üstünlüğü vardı Galatasaray’a. Yalçın hep zekasına güvenmiş, hücum oynatmış, rakibi pek dikkate almamıştı o güne dek. Ne var ki bu son 2 mağlubiyetten belli ki dersler çıkarmış ve Göztepe sahasındaki 2 maçını -biri kupa finali- dikkatli ve kontrollü oynamıştı. Akıllı oyun 2 maçta 2 kupa getirecekti. Sonuçta pek çok şey tartışılabilir ama tartışmaya açık olmayan bir gerçek var ki o da Sergen Yalçın’ın uzun bir süre kimseden destek almadan, kısıtlı imkanlarla, kısıtlı kadroyla adım adım yarattığı takımla sakatlara, cezalara rağmen oynattığı güzel futbolla herkesin takdirini alarak Beşiktaş’ı şampiyon yaptığı. Fakat asıl iş bundan sonra başlıyor. Çünkü tepede kalmak tepeye çıkmaktan daha zor. Özellikle Avrupa’da figüran olmamak gerek.

Yani Beşiktaş kupaları kaldırdığı an tarihin bir evresini kazandı. Şimdi yeni evrenin sıfır noktasında…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Haydi kalk ayağa 11 Haziran 2021
Sıfır noktası 5 Haziran 2021