Gülengül Altınsay

‘Tutucu’ futbol hastaları

27 Ağustos 2015 Perşembe

İki haftayı geride bıraktık. Özellikle üç büyüklerin yapılan onca transfere, onca harcamaya rağmen sezona iyi başlamadıkları apaçık ortada. Ve bakıyoruz çözüm yine yeni transferlerde aranıyor. Herkes hâlâ birilerini alma derdinde. Aslında sadece temiz havaya, temiz suya gereksinimi olan hastaya sürekli ilgisiz pahalı ilaçlar yutturmak gibi bir şey bu.
Kimsenin dengeli ve uyumlu takım nasıl olur, nasıl kurulur, istikrar nasıl sağlanır gibi konularla ilgilendiği yok. Çünkü bizde transfer daha çok taraftarların tepkilerini önlemek, flaş isimlerle onları tribüne çekmek amacıyla yapılır. Ne var ki ilk iki haftaya baktığımızda statların bu anlamda hiç de olumlu etkilenmediğini görüyoruz. Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın statları neredeyse boş. Büyükler dışındaki takımların maçlarında ise tribünler sanki cezalı gibi bomboş. Futbolsever bu müsrif transferlerin bedelini ödemek istemiyor belli ki.

Olumlu futbola geçit yok
Bu arada ilk iki haftada takımların oynadığı futbol teknik direktörler temelinde hemen bıçak altına yatırıldı bile. Olabilir, alınan olumsuz sonuçlarda teknik kadronun yanlış kullanılması da etkili olmuş olabilir. Fakat ilginç olan yorumcuların olumlu, atak futbol oynatmaya çalışan teknik direktörleri, özellikle Güneş’i, bu denemelerinin hemen başında eleştirmeye başlamaları...
Güneş’i Mersin İdmanyurdu maçında dörtlü savunmanın önündeki Atiba’nın yanına ofansif özelliği güçlü olan Oğuzhan’ı koyması nedeniyle övmüştüm. Hatta geçen sezon Bursaspor’da orta sahaya bu özellikte üç oyuncu koyarak ligin en güzel futbolunu oynattığını hatırlatmıştım.
Ardından Trabzonspor mağlubiyetiyle yapılan eleştiriler daha çok Güneş’in fazla sayıda forvetle oynaması yönünde. Mutlaka orta sahaya “oyunu tutacak” (ne demekse) defansif futbolcu koymalıymış Güneş. Kimse geriye kaçan ağır savunma göbeğine, ileride ilk 10 dakika dışında pres yapmayan forvetlere değinmedi nedense.

Tut oyunu kaçmasın
Tabii ki bir takım dengeli olmalı. Ama sadece orta alanda değil. Savunması, orta alanı ve forvetleriyle, hatta kalecisiyle aynı anda savunma ve atak görevlerini yerine getirebilmeli. Bu da zaman isteyen, buna göre yapılanma gerektiren bir süreç.
Benim karşı olduğum şey savunmayı güçlendirme amacıyla 6-7 tane kesicilikten başka bir şey bilmeyen oyuncuyla oynan kısır futbol. Oyunu geriden kuramayan, bekleriyle ileri çıkamayan ağır dörtlü defans önüne iki tane daha böyle oyuncu koymak. Ve atakları geriye kalan dört oyuncunun yaratıcılığına bırakmak. Bu oyunculardan da hiçbir savunma görevi beklememek.
O zaman ne oluyor tamamen rastlantısal pozisyonlarla galibiyet alınıyor. Zayıf rakipler karşısında pek ortaya çıkmayan bu zaaf güçlü rakipler karşısında hatta hızlı futbolcuları olan rakipler karşısında bile gün gibi açığa çıkıyor. Sonuçta tercih yapmak zorundasınız. Olumlu, atağa yönelik, “oyun güzelleştirici” futbolda ısrar edip olası puan kayıplarını bir süre göze almak mı, yoksa puan kaybından korkup, sadece günü kurtarmaya yönelik sıkıcı, bireysel becerilere dayalı, “oyun tutucu” futbola devam mı?  


Yazarın Son Yazıları

Koptuk düşüyoruz 30 Ekim 2020
Luce laneti mi? 23 Ekim 2020
Bir tek Rıdvan 5 Ekim 2020
Van der Sar ne bilir? 24 Eylül 2020
Puan futbolu 17 Eylül 2020
Kolay başlangıç 14 Eylül 2020
Messi de gelse 11 Eylül 2020
Bile bile Paok 4 Eylül 2020
‘Paradan kıymetli’ 23 Ağustos 2020
Tren kaçıyor mu? 17 Ağustos 2020
Yerli, milli ve yabancılı 10 Ağustos 2020
Başakşehir dersleri 23 Temmuz 2020
Teşvik nedir bilmeyenler 17 Temmuz 2020