Başlık Gerçeği Yansıtmıyorsa

13 Kasım 2017 Pazartesi

Cumhuriyet internet sitesinde, aynı tarihte daha pek çok gazete ve sitede yer alan, “ajans” kaynaklı olduğu anlaşılan “Fındık kanser yapıyor” haberi üzerinde durulmayı zorunlu kılıyor. Hem haberin gerçekliği açısından hem de medyada yer alış biçimi açısından bakmakta yarar var. Her şeyden önce haberi düzeltmek gerekiyor: Yani fındık ve badem kanser yapmıyor. Haber bu açıdan gerçeği yansıtmayan bir haber. İkincisi haberin başlığı ile içeriği tutarlı değil. Bu da haberin sunuluşunun yani başlık seçiminin internet sitelerine musallat olmuş tıklanma sayısını artırma kaygısına boyun eğildiği kuşkusunu doğurması.
Okurumuz Prof. Dr. İ. Ethem Geçim gönderdiği ayrıntılı iletide konu ile ilgili bilgileri aktarmış. Kendisine teşekkür ediyorum. İletisinden bir bölümü aktarmakta da yarar görüyorum:

Fındık kanser yapmaz
Dikkatinizi çekmek istediğim konu 10 Kasım tarihinde Cumhuriyet’te yayımlanan ve halen de internet arşivinizde duran, özellikle sosyal medyada yansımaları oldukça fazla bir haber! Fındık ve badem için korkutan uyarı: Kanser yapıyor.
Aslında altını okuduğunuzda konuyu başlığından daha sağduyulu anlatsa da başlık bana hiç de masum gelmiyor. Ekonomi servisinizden lütfen özellikle fındıkla ilgili ve son zamanda ülkemizde üretimi artan ve ihracı da artan bademle ilgili, bunları ucuza kapatmak isteyen uluslararası tekellerle olan mücadelenin bir özetini ve son gelişmeleri almanızı tavsiye ederim.

Kanser haberleri neden artar?
İç piyasada talebi azaltmak yoluyla fiyatı düşürmek için her yalanı söylemekten çekinmeyecek yapıda tekellerden söz etmekteyim. Firma bir yandan “Taban fiyat çok yüksek, böyle yaparsanız sizden almam, giderim Amerika’da fındık üretirim”… gibi mesnetsiz haberleri uçururken bir yandan da sektörün ve üreticinin beline “kanserojen” haberleri ile vurmakta olabilir dersem yanılmıyor olabilir miyim! Bir babayiğit de çıkıp demez ki “Amerika’da üretmezsen hatırım kalır, hadi ağacı diktin büyüttün de sen nah bulursun fındığı böyle yok pahasına ağaçlara zarar vermeden elle toplayanı” diye... Neyse...

Aflatoksin belgesi olmayana gümrük kapalı
Haberin fındığa haksızlığı ise şu şekilde olmuş. Fındık zaten ihracat belgesi alırken, gittiği yerden geri gelmesin diye içinde aflatoksinin olmadığını belgelemek zorunda ve bu amaçla Karadeniz bölgesinde birçok referans laboratuvar var! Sağ olsun devletimiz Arap ülkelerinden hurma ithal ederken (ki örneğin hurma da aynı maddeyi taşıma riskine sahiptir) veya Uzakdoğu’dan, İran’dan sebze meyve ve kurularını, baharatları ithal ederken gösterdiğinden ve hatta madenlerden akarsularımıza karışan zehirli ağır metallere gösterdiği titizliğin mislilerce fazlasını ihraç edilen fındığa zaten göstermektedir. İtalyan kökenli en büyük fındık alıcısının çabaları ile Türk fındığı İtalya’da “en riskli yiyecekler” grubuna zaten sokulmuştur. Sonuçta her bir fındık partisi için ithalatçı ülkelerin laboratuvarlarına para ödeyerek sanki ayrıca bir gümrük vergisi yükü altına zaten girmiş vaziyetteki ürünümüzü daha daha ucuza kapatmak için biteviye bir mücadele sürmektedir,

Cumhuriyet’e yakışan
Halbuki, aflatoksin denen bu kansorojen madde sadece fındıkta, bademde değil, Malatya kayısısından Aydın incirine, Maraş kırmızı biberinden Çanakkale kurutulmuş domatesine, Mersin’in kuru bamyasından Manisa kuru üzümüne her yere girebilir. Bu sorun Türkiye’de de olabilir İtalya, Yunanistan gibi sektördeki rakip ülkelerde de olabilir. Yapılacak şey kurutma konusunda köylüyü eğitmek ve teknolojiyi yaygınlaştırmak olup, ürüne yekten bir darbe ile “kanser yapar” yaftasını yapıştırdığınızda, en hafif tabiri ile biraz uçuk, biraz da sert bir haber olarak anlaşılmaktadır! Fındık talebi, tüketimi azalır, fiyatları düşer ve üretici de zarar görürse, bunun vebali biraz da bu haberi ve benzeri haberleri bilinçli-bilinçsiz yapanların omuzlarındadır. Sıradan fındık ve badem kanser falan yapmaz! Sadece sağlıksız koşullarda kurutulanlarda bu risk “olabilir”. Hepsi budur.
Cumhuriyet’e yakışan “aflatoksin nedir” haberi olurdu, nerelerde olabilir nasıl tespit edilir, nasıl önlenir haberleri, yazıları olurdu! 10 Kasım’da bu şekilde çıkan bu haberi ise 40 yıllık okurunuz olarak yadırgadım. Vaktinizi ayırdığınız için de teşekkür ederim. Saygılarımla...” Prof Dr İ. Ethem Geçim  


Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018