Hikmet Altınkaynak

Başöğretmen Atatürk

19 Kasım 2020 Perşembe

Okula ilk adımını atan çocuklar, tıpkı Behçet Necatigil’in “Resim” şiirindeki gibi, sınıflarında Atatürk resmiyle karşılaşırlar. Bu karşılaşma içtendir:

Kürsünün üstünde bir resim:

Gözleri denizlerden mavi

Bakışları güneşlerden sıcak,

Dört mevsim

...

Bu duygularla ellerine kalemi alıp okuma yazma için alfabemizin ilk harfi “A” ile başlarlar. Buna ünsüz harf ekler, yeni ekleriyle okuyup yazarlar. İlkin “Ata”, sonra “Atatürk” yazarlar...

Cahit Külebi’nin “Atatürk Kurtuluş Savaşında” şiirinde dediği gibi de önce onun adını öğrenirler:

Önce adını öğrenir çocuklarımız

Eli kalem tutup yazanda.

Böylece sanatçı Ali Rıza Binboğa’nın türküsündeki “İlk öğretmenin kim senin/Kim öğretti alfabeyi” sorusuna yanıt olacak deneyim kazanırlar. Dahası öğretmene, bir harf öğretene, kırk yıl köle olmaya hazırdırlar. Çünkü o bu türküdeki gibi, anne baba gibi kutsaldır.

Yazı devrimi

Evet, hepimiz bu kutsal değerlerimiz öğretmenlerimizden öğrendik okuma yazmayı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1928’de yeni Türk alfabesinin kabulü yasasıyla yazı devrimini gerçekleştirdi. Okuma yazmayı kolaylaştırdı. Çünkü Türklere 8. yüzyılda Arap alfabesi zorla kullandırılmış, alfabeleri ellerinden alınmıştı.

Bir ulusun alfabesine kavuşması, hem kendi benliğine dönmesi hem de geleceği/çağdaşlığı görmesi demekti. Atatürk bunu yaptı. Yeni yazı 1929 yılbaşından başlayarak her alanda kullanıldı. Anayasamıza göre de değiştirilemez yedi Devrim Yasası arasında yerini aldı.

Atatürk, 8 Ağustos 1928’de şöyle seslendi: “Arkadaşlar, bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak mecburiyetindesiniz.” (Zafer Toprak, Atatürk/Kurucu Felsefenin Evrimi, İş Kültür Yayınları, 2020)

Atatürk’ün dediği oldu. Kısa sürede, önce kurulmuş olan halk mektepleri, halk dershaneleri ve gece kursları, Millet Mektepleri’ne dönüştürülerek büyük bir okuma yazma seferberliği başlatıldı. Amaç, “kafalarımızı demir çerçeveden kurtarmak”, halkı hızla okuryazar hale getirmek, ona yaşamda gerekli olan temel bilgi ve becerileri kazandırmaktı.

Atatürk, Millet Mektepleri’nin Başöğretmeni oldu. Karatahta başına geçti, beyaz tebeşiri eline aldı, halka okuma yazma öğretti. Bu nedenle daha sonraki yıllarda bu tarih 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başlandı. Ancak öğretmenlerin anne babadan sonra gelen kutsallığına, önemine ne yazık ki özen gösterilmedi. 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü ile bu özen gösterilmeli.

Öğretmenler Günü’nde öğretmenler

Toplum öğretmene büyük bir değer veriyor. Ancak siyasal iktidarların ücret, eğitimöğretim politikası, bu değeri altüst ediyor. Bunun zararı da hem öğretmene hem de topluma yansıyor. Geleceğimiz demek olan çocuklar, gençler çağın koşullarına uygun yetiştirilemiyor.

Bunun ilk göstergesi, öğretmen yetiştiren Köy Enstitülerinin, öğretmen okullarının kapatılması, onların yerine geçen/açılan eğitim kurumların da yeterli olamaması, öğretmene de hak ettiği ücretin ödenmemesidir.

Bu devleti kuran Mustafa Kemal Atatürk, yüz yıl önce öğretmen maaşını ölçü alıp milletvekili maaşının belirlenmesini istemişti. Hatırlayalım: 1923’te TBMM’de milletvekili maaşları ele alınmıştı. Maliye Bakanı Hasan Fehmi Bey (Ataç), Mustafa Kemal’e “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz; ne kadar verelim” diye sormuştu. Mustafa Kemal de “Öğretmen maaşlarını geçmesin!” demişti.

Günümüzde vekil maaşları öğretmen maaşlarını dört - beş kat geçmiş durumda. Yani dört - beş öğretmen maaşı ancak bir vekil maaşına ulaşabiliyor. Dahası bunun da bütçeye yük getirdiği söyleniyor!

Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden öğretmenler, elbette anne baba gibi kutsaldır. Günümüzde Öğretmenler Günü’nü kutlamak için öğretmenlerin önce ekonomik ve sosyal sorunları çözülmeli ki onlar da “fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştiren” gerçek öğretmenliği yapabilsinler.

Tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü yürekten kutluyorum!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Gülmek yaşamaktır! 11 Mart 2021