Hikmet Altınkaynak

Oktay Akbal okurken

22 Kasım 2018 Perşembe

Oktay Akbal, Cumhuriyet gazetesi, Cumhuriyet edebiyatı deyince akla gelen ilk adlardan biri... Önce gazeteciydi Akbal, sonra yazar. Daha sonra öykücü, romancı, denemeci, edebiyat düşünürü, çevirmen... Ama her şeyden önce, çok iyi bir insandı... Büyük bir usta, çok değerli ve değerbilir bir dosttu.
Kendine yazılan yüzlerce mektuptan bir bölümünü 2013’te vermiş, 2014’te Oktay Akbal’a Mektuplar (İş Kültür) adıyla kitaplaştırma onurunu, gururunu bana yaşatmıştı. Bu mektuplara yansıyan Oktay Akbal neyse, günlük yaşamındaki Oktay Akbal da aynıydı: Edebiyat tutkunu, arkadaş canlısı, insan sevgisiyle yüklü, Atatürk’ten aldığı ışıkla toplumu aydınlatan, kendi gibi yazmayı yaşamak sayan edebiyatçı dostlarına her türlü yardıma hazır, onların dert ortağı bir şövalye...
Dedesine benziyordu. Dedesi, edebiyatımızın unutulmaz yapıtlarından biri olan Küçük Paşa romanının yazarı Ebubekir Hazım Tepeyran’dı ve o da bir gazeteciydi, devlet ve siyaset adamıydı. Torunu gibi, hiç kimseye boyun eğmeyen bir aydın, bir sanatçıydı.
Oktay Akbal, edebiyatımızın ilk uzun ömürlü (54 yıl) dergisi olan, bir süre Tevfik Fikret’in de yönettiği Servet-i Fünun/ Uyanış dergisinde teknik sekreterlik yaparak 19 yaşında gazeteciliğe adım attı, ilk öyküsü de bu dergide çıktı. İlk kitabı Önce Ekmekler Bozuldu yayımlandığında 23 yaşındaydı (1946). Edebiyat çevrelerini sarstı. Ardından MEB Tercüme Bürosu’nda (1947-1951), Vatan (1951-1959) ve Barış (1972) gazetelerinde çalıştı. 5 Ekim 1969’da Cumhuriyet gazetesinde “Evet/Hayır” köşesini yazmaya başladı. 12 Mart Muhtırası sonrası dokuz ay Cumhuriyet’ten ayrılıp Barış gazetesinde, yedi yıl da Milliyet’te (1992-1999) yazdı. Yönetim değişikliğinin ardından Cumhuriyet’e döndü ve yeniden köşe yazarlığını sürdürdü. Son yazısı 23 Mart 2014’te yayımlandı. Böylece 40 yıla yakını Cumhuriyet’te olmak üzere 70 yılı aşkın gazetecilik yaptı. Yayımlanan her kitabı yankılar yarattı. Cumhuriyet’in bir başka simge adı, 60 yıllık arkadaşı İlhan Selçuk onun için “Biz Oktay Akbal’ı hep sevdik” diye yazdı, “Dingin devrimciliğini tutarlı biçimde yarım yüzyıl sürdürdü” dedi.
Oktay Akbal, gazeteciliğin yanı sıra, TDK yönetim kurulu, Kültür Bakanlığı yayın danışma kurulu (1978-1979) üyeliklerinde bulundu. Türk Edebiyatçılar Birliği’nin kurucularındandı. TYS’nin 3. Genel Başkanlığı’nı yaptı (1989-1995). Gazete yazarlığı dışında öykü, roman, deneme ve çevirileriyle de tanındı. 1958 TDK Roman Ödülü’nden 2005 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne varıncaya kadar Türkiye’deki tüm seçkin edebiyat ödüllerini aldı.
Şiirsel anlatımı yanında kısa öykü türünü seçişi ona edebiyatımızda özgün bir yer sağladı. Sait Faik ve Sabahattin Ali’den sonra öykücülüğümüzde yeni bir kilometre taşı sayıldı. Denemeci olarak da büyük bir iz bıraktı. Çağdaşı yazarları etkiledi. Fransızcadan çeviriler yaptı. Garipler Sokağı ve Bizans Definesi adlı kitapları Rusçaya; Dondurmalı Sinema Sırpçaya çevrildi. Suçumuz İnsan Olmak Erdoğan Tokatlı yönetiminde 1986 yılında filme çekildi.
Oktay Akbal’ın tüm yapıtları iki yıl içinde Doğan Kitap tarafından yeniden basılacak. 11 kitap olarak düşünülen yapıtlarından Garipler Sokağı ve Suçumuz İnsan Olmak adlı romanları ilk kez fuarda okurla buluştu. Akbal, kendi okurunu yaratan sayılı yazarlarımızdan oldu. Şimdi onu unutmadığımızı gösterme ve baskısı yenilenen yapıtlarını yeniden okuma zamanı...  


Yazarın Son Yazıları

Ekim gündemi 1 Ekim 2020
Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020