Bunun başka bir adı yok! Düpedüz emeğin sömürülmesidir bu. Öncesinde şüpheliler sınıfındaydı ama şimdi hakem tarafından tescil edilerek terfi (!) etti! Adını burada zikretmeye bile gerek yok artık. Onu herkes tanıyor ve biliyor. Futbolu yıllar öncesinde bıraktıkları halde aynı sıfatla anılan ağabeylerinin yanında yerini şimdiden aldı. Evet şu anda kendisine herhangi bir ceza verilmeyecek. Hatta aksine, takımına bir puan kazandırdı diye muhtemelen ödüllendirilerek sırtı sıvazlanacak ama bir gün mutlaka emeklerini gasp ettiği futbolcu arkadaşlarının acısını vicdanında hissedecek! İçinden “Hakemi nasıl da kandırdım” diye düşünmesini de hiç ama hiç tavsiye etmeyiz kendisine. Artık her hareketin mercekle incelenecek, bilesin. Biraz düşün bakalım. Gerçekten düşürüldüğünde hakem, tescillisin diyerek hata yapıp penaltıyı çalmaz ise takımının kaybedeceği puan seni hüsrana uğratıp çıldırtmayacak mı? Hani ne derler bilirsin “Gün olur devran döner...” misali!
Her zaman söylerim, bir kez daha yineleyim. Bu ülkede neden bir teknik direktör veya herhangi bir yönetici hep kendine Müslümanı oynar da lehinde olan açık bir haksızlığı vurgulamadan es geçer? Bunu bir kez, hiç olmazsa tek bir kez yapsa, kendilerine yapılan yanlışları söyleme döktüğünde ne denli inandırıcı olacağını nasıl düşünmez, düşünemez? Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Ben, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünü boşuna mı söyledi? Cümleden hangi kelimeyi çıkarma çabasında değil izinde olalım. Lütfen!