Bavulculuk

30 Nisan 2012 Pazartesi

 

 

Bildik camianın Aksiyon dergisinde çalıştıktan sonra ABDde üç buçuk yıl eğitim gören Mehmet Baransu, günümüzün en popüler isimleri arasında. Bir medyum, bir gelecek okuyucu gibi! Şunu alacaklar, bunu soruşturacaklardiyor. Hani, ne derse çıkıyor.

Çalışma yöntemleri bizden epey farklı. Örneğin, gazeteciler elde ettikleri bilgi ve haberleri, gazetelerinde yazmayı seçerler. Götürüp bavulla savcılığa, polise teslim etmezler. Muhabir ile muhbir arasındaki ayrımdır bu ve gazetecilik mesleğini kuralına uygun yapanlar için muhbirlik kabul edilemez bir durumdur.

Mehmet Baransu, elde ettiği bilgileri bavulla soruşturmacılara verdiği için gazeteciler arasında bavulcuolarak tanımlanıyor. Mehmet Baransuya, Habertürkten Kutlu Esendemir Bavulcu diyenlere tepki duyuyor musun? diye sormuş. Baransu,Bu ülkede böcek kovalayanlar, darbelere ses çıkaramayanlar, darbecilerle ortak eylem yapanlar, psikolojik harp yapanlar araştırmacı-soruşturmacı gazeteci olarak anılıyordemiş ve eklemiş:

Bunların gazeteci olarak anıldığı bir ülkede bavulcu olarak anılmak onurdur benim için.

1950’lerde besleme basın vardı. Epeydir holding gazeteciliğiyapılıyordu.İliştirilmiş gazetecilik, Irak işgali ile gündeme gelmişti. Turgut Özal zamanında Köşk muharrirleriünlüydü.

Her dönemde iktidar sözcülüğüne soyunanlara da borazan denirdi.

Bir bavulculuk eksikti, Mehmet Baransu sayesinde o da basın tarihine geçmiş olacak.

Maraşta Sonuçsuz Kalan Bilgi

 

 

Yeniden gündeme giren Kahramanmaraş katliamı ile ilgili tanıklarından dinlediğimiz bir öykü:

1978’in ilk ayları. Bülent Ecevit hükümeti yeni kurulmuştur. Uğur Mumcunun yazılarında sık sık dile getirdiği MİT Hukuk Müşaviri Şahap Homrişin -Alpaslan Türkeşin dünürüydü- de etkisiyle görevden alındıkları ileri sürülen kimi MİT görevlileri, Maraştaki Afşin-Elbistan Termik Santralının yapımında iş üstlenmiş ABDli firmalar üzerinden Türkiyeye gizlice silah sokulduğuna, aynı santralın taşeronluğunu yapan İtalyan firmaların da ucuza silah sattıklarına ilişkin bir bilgiyi güvendikleri kaynaklara aktarırlar. Sızan bilgiye göre, silahlar Maraş ilindeki ülkücülere ve MHPlilere dağıtılmaktadır.

Bilgi, gazeteci Örsan Öymene de ulaşır. Örsan Öymen ve aralarında hukukçuların da bulunduğu bir grup, konunun araştırılması için Başbakan Bülent Ecevite ulaşmak isterler. Ecevite ulaşamazlar, yerine dönemin Başbakan Yardımcısı Orhan Eyüboğlu ile görüşürler ve durumu iletirler. Ardından aynı konu, dönemin Milli Eğitim Bakanı Necdet Uğura ve CHP Genel Sekreter Yardımcısı Uğur Alacakaptana da aktarılır. Duyuma göre, Bülent Ecevit sonunda bilgilendirilmiş, ama zaman içinde konuya ilişkin hiçbir somut adım atılmamıştır.

Bilginin CHPli bakanlar ve yöneticilere aktarılmasının ardından yaklaşık 10-11 ay geçer ve geçen hafta Alican Uludağ arkadaşımızın gazetemizdeki haberiyle gün ışığına çıkan MİT raporunda yer aldığı gibi, dönemin MHP yetkilileri ve ülkücü örgütlerin kararıyla Kahramanmaraşta katliam başlar.

Gevezelik

 

 

ABD işgali sonrası Irakın kuzeyine oturtulan aşiret ağası Mesud Barzani, Türkiyeye geliyor. Onunla görüşenler,Artık ABD bu işin tam göbeğinde. Kürt sorununu ABD çözecekyönünde açıklamalar yapıyorlar. Öte yanda, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ABDye gidip demokratik özerklik isteklerini dile getiriyor...

Bir hareket, bir hareket...

Eski CHP Milletvekili Mustafa Kemal Palaoğlu, her zaman olduğu gibi, böylesi bir ortamda Atatürkten bir anımsatma yapmayı görev sayıyor. Alıntı, Nutuktan:

Milletin kendi kendisini idare etmesi prensibini ortaya atan ve bunun için hayatı pahasına mücadele eden bizdik. Ama bununla hiçbir vilayetin ve hiçbir bölgenin kendi kendisini idare etmesini hiçbir zaman kastetmedik.

Palaoğlu, Atatürkün bu sözle, ulusal egemenliği ulusalcı egemenlikolarak bir bütünşeklinde algıladığının altını çizdi ve durumu özetledi:

Özerklik ve Kürt açılımı gevezeliktir.

Palaoğlunun bu saptaması, aklımıza bir atasözünü getirdi:

Gevezeyi cehenneme atmışlar,Yangın vardiye bağırmış.”

AKPnin de, bölgeyi cehenneme çevirecek bir büyük yangına doğru körükle gittiği kesin.

Yerel Seçimlere Doğru

 

2014’te yapılacak olan yerel seçim dedikoduları başladı bile.

AKP kanadı: Spordan sorumlu Devlet Bakanı Suat Kılıç, belediye seçimlerinde kendisini Ankaraya, olmazsa Samsuna uygun görüyormuş. Ancak, Cumhuriyetin ortaya çıkardığı Hamamönünde bir tarihi eve dolambaçlı yollarla sahip oluş öyküsü ve bu durumun partide yarattığı hava, Kılıçın başkanlık düşlerini şimdiden karartmış.

CHP kanadı: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara Anakent Belediyesi için orta sağdan da oy alabilecek bir sürpriz aday düşünüyormuş.

Bayram

Yarın 1 Mayıs.

Bize bir gün, emekçilerin tüm kazanılmış haklarını yok edenlere her gün bayram.


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020